Ekim 05, 2015

Biraz yazmak gerekiyor sanirim ki rahatlayim. Bir anlamda sex bu. Tatmin edecegi garanti olanindan, anlik hayir dememek icin yaptiklarindan farkli sadece sen istedigin icin yaptiklarindan. 

Kafam karisik dogmusum zaten, biraz usengec, biraz mulayim, biraz korkak, biraz serseri biraz asi ve biraz da karanlik dogmusum. Yaptigim bazi seyler icin pismanlik duyarak yapmaya devam ediyorum. Halbuki cok da naifim. Oyle hissediyorum. Bir yazi okudum sabah, eger karsindaki senin hakkinda guzel bir seyler soylesin diye yasiyorsan bagimlisindir onlara diyor. Oyle yasiyorum ben. Keske biraz da insanlarin dedigi gibi, disardan gorundugum gibi umursamaz olabilseymisim. Iliskilerimde oldugum kadar usengec olabilseymisim. Belki o zaman biraz daha mutlu bir insan olurdum. Belki hayat daha yesil, daha mavi olurdu. 

Gecen gun Guetemala'yi gordum ruyamda. Sabaha kadar oralarda dolastim ve uyandigimda buyulenmistim sanki. Hic bilmiyorum orayi da, beni buyuleyen seyi tamimiyorum. Beni bilinmez bir sey buyulemis. Bilinmeyen bir sey. Bir ruya. Soyut bir kac saniye. Baska bir yerde olmam lazim benim. Acil bir plan belirleyip ona dogru harekete gecmem lazim ki hedefsiz kalmayim. Okumanin da bir siniri var elbet. Hayatimi daha komplike hale getirmeden kendime yalin bir rota cizmem lazim. Ve buradan gitmem...

Surekli uzerimde olan ilgi azalinca mutsuz oluyorum. Kesin kabul ettim bunu. Resmen kiskanclik yaptim. Suratim asildi moralim bozuldu dusunmeye basladim, hatta yazmaya basladim. Az once bir de surekli guldugunu dusundugum birini aradigimda agladigini duymak beni daha da etkiledi. Bu dunya bazilarimizi bazi zamanlarda mutsuz ediyor ve bu bazi zamanlar hep birileri icin geliyor. Denk gelmeyen var midir acaba? Olsa zaten denge bozuk olurdu. Olsa dunya donmez dururdu. Illaki bir sekilde esitlik olacaktir. Olmazsasini dusunmuyorum.  

Gecenlerde ay tutuldu bunlar hep o yuzden mi oluyor? Ucuyordum o sirada. 34bin feet irtifadaydim.  Tam da deniz ustu, mutlak olan karanliga yakin, yildizlar ve kararmaya hatta kizarmaya baslayan ay. Saskinligimi gizleyemeden ucan kucuk odamin icinde bagirdim heyecanimdan. Etkilendim. Doga inanilmaz guclu. Karsi gelmen imkansiz. Bir beklentisi de yok hhic kimseden. Kimseyi de umursamiyor. Yazik degil mi bize? 

Ben yalniz olmak icin gonderilmisim heralde dunyaya. Sevdigim insanlara haksizlik etmmek istemiyorum, ama kabullenme evresine gectim. Standartlarimi belirliyorum. Evrenle teke tekim. 

Eylül 21, 2015

Nairobi, Kenya

Uzun bir gece ucus sonrasi uyandiktan sonra otelin camindan disariyi izliyorum. Sokaklar cok kalabalik. Insanlar bir kosturmaca icinde. Trafik inanilmaz, her sokakta onlarca araba ve rengarenk otobus biyerlere gidebilmek icin korna caliyor. Etrafi dolasma istegimi daha fazla bastiramaycagim gercegini kabul edip kendimi sokaga atiyorum. Gidebilecegim yerler hakkinda  en ufak bir fikrim yok. Aklimda sadece oteli merkez alacak buyuk bir daire yapmak var. Otelden cikip saga donuyorum ve uzun uzun yanyana dizilmis is merkezi gibi olan binalara, universite tatafina dogru yuruyorum. Insanlarin cok ilgisini cekmis degilim o ana kadar cunku diger Afrika sehirlerinde uc adim sonra yanimda mutlaka bir kac kisi biseyler anlatmaya calisiyor oluyorlardi. Kafama esen ilk sokaktan dondukten sonra hemen hemen ayni yasta oldugum biri geliyor yanima. Safari turu satmaya calisan genclerden. Konusmaya basliyoruz ve zamanim yok yarin sabah donuyorum dedigim zaman anliyor turk oldugumu ve neden burada oldugumu. Derken konusmaya basliyoruz o da benimle yuruyor. Istersen biraz gezdireyim seni diyor ben de hic dusunmeden tamam diyorum. Cesaret bazen degisik bir sey. Once ana caddelerden sonra dar ve issiz sokaklardan geciyoruz, bir yandan tedirginim ama ilgimi de cekmiyor degil. El yapimi esyalarin satildigi bir pasaja goturuyor beni. Daracik bir girisi var herkes bana bir seyler soylemeye, kendi dukkanina almaya calisirken biz daha da urkutucu olan ust kata cikiyoruz. Filmlerdeki gibi bir sahne; kalabalik bir grubun arasindan gecerken yanimdaki arkadas onlarla tokalasir selamlasir ve kendi dillerinde benim hakkimda bir seyler soyler herkes bana doner ve selam verir. Cebimde sadece tum para oldugu ve orada olan tum parami cikartmak istemedigim icin hic bir sey alamiyorum ama o pasajin yerini aklima yaziyorum bir dahaki gelisime tek basima gitme cesaretini gosterebilirsem diye. 

Arkadasimin adi David. Uluslararasi iliskiler okuyor ve zor durumda cogu afrikali gibi. Annesini 2007de secim zamani cikan olaylarda kaybetmis. 'Secimde usulsuzluk yaptilar ve halk buna tepki gosterdi. Annem de bu protestolara katilmak icin o gun evden cikti ancak bir daha geri donemedi.' Babasini da 2002 yilinda aids yuzunden kaybetmis. Zaten zor olan hayatinin ne kadar daha zorlastigini dusunemiyorum bile. 3 erkek 2 de kiz kardesi varmis. Bazilari yaninda bazilari ulkenin batisinda bir koyde yasiyormus. Sanirim bazilarina David bakiyor bir sekilde. Bana surekli Turkiye'de issizlik orani nasil, orada ayrimcilik var mi yabanciya nasil davraniyorlar, rengimden dolayi beni dislarlar mi gibi sorular sordu. Bir insani renginden dolayi dislamak ayirmak ne kadar utanc verici. Cocuk resmen onunla konustugum icin kendini iyi hissetti bu gercekten cok uzucu bir durum. Ulkede bir suru yabanci var ve cogu aydin dedigimiz avrupali, ozellikle italyanlar cok fazla irkci tavirlar sergiliyorlarmis. Ustelik ulkenin dogusunda italyanlarin baya fazla bir nufusa sahip oldugu bir kiyi kasabasi varmis. Sen hem dagdan gel hem de bagdakine laf et. Kabul edilebilir degil. 

Gercekten uzuluyorum Afrika'ya geldikce. Burada da dogabilirdim. Hayat cok enteresan. Daha gecen gun bizimkilerle konusurken yanlis yerde dogmusum diye isyan ediyordum suan hissettiklerim bambaska. 

Ayrilirken David seni daha fazla tutmayim dedi ve benden cok zorlanarak iki sey istedi. Bir pisirilmemis yemek, tam olarak ne demek istedigini anlamadim ama kardeslerimle yemem icin oylesi daha iyi olur dedi, ikicisi ise tekrar geleceksen giymedigin kiyafetler varsa onlari getirir misin dedi. Fildisi sahilinde de Avelin bekliyor benden bir seyler. Elimden geleni yapacagim. Hayat belki burda adil gibi gorunmuyor ama bir sekilde bunun bir esitligi olmali, kesin olmali.

Haziran 04, 2015

26.05.15

Portakal suyunda bir gun bekletilip kavrulan yesil kahve cekirdekleri...

Adam hem dunyayi geziyor hem de gezerken isini yapiyor. Aslinda burdan bakinca cok benziyoruz, cunku ben de ayni seyi yapiyorum. Isimlerimiz de ayni ve gorunen o ki zevklerimiz de. Farkimiz; o benden daha cesur, ve bir adim atmasi gerektigini dusundugu zaman benden daha iyi durumdaydi muhtemelen. Ve atti o adimi, suan cok mutlu olmasi lazim cunku mekandaki calisanlar cok mutlu gorunuyor. Gecenlerde Tanzanya'ya gitmis kahve almaya. Ben de oradaydim, belki de ben goturdum onu. O zaman ben isimi yapiyordum bugun onun kafesinde kahvemi icerken de o isini yapiyordu. Dusununce her sey karsilikli aslinda. Tanzanyaya ucarken aslinda ikimiz de isimizi yapiyorduk. O da donerken kahve aldi ben de donerken kahve aldim. O kafesinin ust katinda kavurup cekti kahveyi, ben evdeki kucuk ogutucumde hazir olani oguttum sadece. Icince belki de ikimiz de ayni hazzi almisizdir ama onun kafesine gelen insanlar benle ayni hazzi almamis olabilirler. 

Kahveden beklentinin olmasi guzel bir sey, sadece kahve icmis olmak farkli. Bugun baristayla konusurken konu konuyu acti, cocuk size de denettireyim cok az kaldi dedi ve kucuk shot bardaginda muthis aromatik bir kahve getirdi. Yesil cekirdekten islemisler bekletmisler kavurup cekmisler saatlerce damitmislar 6 saniyede 1 damla vs gibi. Dusunsene yavas yavas demlenen istedigini deneyebilecegin alet edevatin oldugu muthis bir yer. 

Cok farkli bir zevk. Dusundukce baglaniyorum. Kendime 5 sene verdim. Bir sekilde bunu basarmam ve bu isin icinde olmam gerekiyor. Heyecanim cok guzel. Adrenalin hep yuksek. Basaracagim.

Nisan 04, 2015

Başka birinin hayatını yaşıyorum. Her şeye o karar veriyor. Ama bunun olması çok anlamsız çünkü karar vermek çok zor, kaldı ki her zaman doğru karar vermek imkansıza yakın. Bunu nasıl başardığına dair en ufak bir önermem yok. Resmen beni ele geçirmiş kuklanın iplerini bir geriyor bir serbest bırakıyor. 

Başım döndü.

Beklediğim hayat bu değil. Baktığım açıya göre değişiklik gösteren büyük bir mutluluğum var. Ama bu değil. Hep daha fazlası hep daha derini. Düşünen bir kafaya sahip olmak çok zor. Ne düşünürsen düşün. Önemli olan düşünmemek. 

Neyseki uçuyorum. On bin metreden dünya o kadar güzel görünüyor ki. Tarifi çok zor. Güneş o kadar güzel doğuyor ki, ay çöl üstünde aslında o kadar güzel yol arkadaşı ki. Hele o bembeyaz zirveli dağlar, o kadar güzel dinleyiciler ki.  

Hayatı paylaşma konusuna set çekmiş olsam da artık birine ihtiyaç duymaya başlıyor olabilirim. Uzaklaştırdığım insanlar, uzaklaştığım ya da yanımdaymış ya da yanındaymışım gibi yaptığım insanlar gerçekten konuştuklarımın sayısını katladı. Böyle sadece kendi kendine yaşamak güç. Ama ben çok seviyorum. Tüm negatifliğini de bilsem hep onu seçiyorum. Seçmeye devam edicem gibi de duruyor.

Asıl olan ne biliyor musun, yine kendimi eskileri anlatırken yakaladım. Eskiler çok eskide kalmaya başladı ben de çok eskilere uçmaya. Her seferinde aldığım yakıt bir öncekinden fazla oluyor. Uzak mesafe uçuşlarına hazırım.