Kasım 28, 2006

sinir...

anlayamadığım duygum... maç öncesi uyarı: " aman burak sakin"... dolmuşta elimde galaksi rehberi eve çıkarken ( zaten kızmışım Prossel'e yıktı Dent'in evini..) bir telefon: " aman burak yollar kapalı çok trafik var sakın sinirlenme"... n'oluyo anlamıyorum, insanarda neden böyle bir etki bırakıyorum..? annem bile böyle diyorsa kesin bir şey var ama çözemiyorum.. sanırım bu sınav dönemi beni böyle yaptı ve yapmaya da devam edecek gibi ki eğer neden buysa sadece tabi... küçücük şeyler takılıyor aklıma durduk yere.. insanın aklına 3 gün önceki sınavda yaptığı hata birden bire kahvaltı yaparken dank edermi ya.. sonra koca gün sinir küpü dolansın dursun Burak.. nasıl bir beyine sahibim anlamadım ki... değişmeli artık etraf, renk falan kalmadı cidden. renklenmeli... monotonluktan kurtulmalıyım/z... yolculuk lazım bana biliyorum, nereye gittiğimin önemi olmayan yolculuk.. ama engel yine aynı işte ders-sınav-ders-sınav... öğrenci olmayı seviyorum ama bu kadarı da fazla gibi...:) ama artık sinirlenmemye çalışacağım deniyeceğim en azından ki etrafımdakiler kaçmasın benden... değil mi ama?... balıknaz la balıkhan da geldiler.. oohhh mutlu mesut sinirsiz günler bizi bekliyor.

balık olmak.. bazen olayları hatırlamamak bazen istediğinde alıp başını yüzmek yüzmek yüzmek...

Kasım 22, 2006

20ler...:))



ve balıkhan doğdu işte... koskaca 19 yıl dolu dolu bitmiş vay be.. çabuk geçiyor aslında daha çift katlı pastalarımı üflerken aldığım hediyeleri açmaya gidecekmişim gibi bi his var içimde halbuki nerde kaldı peeh..:) büyüyoruz ya, olgunlaşıyoruz(!) aslında ben hep çocuk kalmak istemişimdir ama olmuyo tabi, hoş o zorlu okul senelerinde kalmak pek iyi olmazdı belki ama bu seviyede kalabilirim ya sanırım.. gerçekten çevremde iyi arkadaşlıklar var dostluğa adım atan yavaştan.. benim kadar içine kapanık birinin bu kadar kısa sürede bu kadar yakın arkadaşlıklar kurması... e hoş tabi ne biliim bu odtu beni baya deiştirdi sanırım "tam odtulü" yapamasada :p seviyorum ya etrafımdakileri, geçen zaman güsel ilerliyor.. devam devam..:)

ilk hediye... hayatımı bir pazıl parçası gibi kolayca birleştirmem dileği... benim gibi duygu yönü çok gelişmemeiş (ya da dışa vurma yönü dielim) bir insanı bile duygu küpüne dönştüren an... sevildiğini bilmek değer verilmek, verdiğin değerin karşılığını görmek hepsi en büyük hediye aslında... iyiki doğmuşum da iyiki tanışmışız değil mi..:D seviorum sizi yahu...

7 yıl soora başka gün yokmuş gibi benle ayın günde doğan kardeşim de baya büyüdü ya :D küçükken doğum günlerimin hep bana özel olmasını sadece bana ilgi göstermelrini istiyordum ama iremle aynı olunca bölünüyordu ilgi hatta küçük ya o onda birikiyodu şimdi durup bakıyorumda pek bi komikmişim ya, kavga ederdik pastanın üst kısmı yok benim yok senin diye.. neden? en süsülü yeri orasıydı çünkü, mumlar şemsiyeler hep orda olurdu... ee artık ayrıldı pastalar da tabi ben ayrı kutluyorum kutlarsam o ayrı, eskiden çağırırdık benim arkadaşları zaten kardeşleri de ireminkiler olurdu 30-40 kişi olurdu evde.. hehe geçen baktım da fotoğraflara duyan gelmiş gibi:D şimdi iremin arkadaşlarının yanında biz abes kaçarız tabi:D doğum günümüz kutlu olsun İrem'ciğim nice mutlu sağlıklı birlikte yaşlara...

Kasım 14, 2006

sarhoşluk...

şeftalili icetea nin yerini hiç bir şeyin dolduramayacağı inancı yavaş yavaş yok olmuştu o gün her bardaktan sonra biraz daha.. ama çok da pişman değilim hernekadar yakıştıramadan ilerlese de zaman, önüne geçemediğim hisler "duygu"lar düşünceler arkadaşlıklar her şey bana icetea nin yerinde o biraların olması gerektiğini anlatıyordu. aslıdna belki geç bir yer değiştirişti, belki de erken... kestiremiyorum ama güzeldi işte ilk sarhoşluk.. ama bu tam olarak ne sarhoşluğuydu bilmiyorm dışa vurrmak istediğim şeyler sarhoşken bile çıkmadıysa ne zaman çıkacaktı onu da bilmiyorm tek bildiğim var karışık duygular içinde olduğum.. sıkılıyorum neden bulamıyorum sinirleniyorum yine nedensiz. kendime geleceğim ama en yakın zamnda ama artık tatil istiyorum... yok yok çözeceğim bunları hiç olmadığım kadar depresif oldum ama bitecek gidecek her inişin bir çıkışı vardır her nekadar yokuş dik de olsa bu sefer...

Kasım 08, 2006

ne ne ne ne...?

ne ne hissetiğimi biliyorum ne de ne hissetmek istediğimi... bilmiyorm bu durum ne kadar sürer ama bir an önce çözülse sanırım kendime gelebileceğim. aklımda o kadar şey varki artık beynim bırak kafamı bedenimi, yaşadığım çevreyi, evreni daha ne kadar büyük yer varsa kapladı doldu artık yer kalmadı ve taşıyamıyorum sanırım bir omuz istiyorum cidden dinlendirebileceğim kafamı koyabileceğim aslında ufukta bir omuz görüyorum ama tam çıkaramıyorum bana doğru mu gelio yoksa duruyor da benim ona gitmemi mi bekliyor puff.. zaten ilk curve de patladı bir de onun ağırlığı bilmiyorum n'olcak sanırım bu c.tesi bst gecesinde bende dağıtacağım...:p sonuç istiyorum artık sonuç bilen varmı sonucu?

Kasım 03, 2006

yetti...

harbiden yetti artık kendimi anlamamya başlıyorum iyice durup durup sıkıntı gelior bir şeyler yapasım kaçıyor, etrafa bakınıyorum boş boş sonra bir bakmışım yapmak istediğim hiç bir şeyi yapamamışım sonra bir daha sinirlen bir daha kız etrafındakilerden çıkar hıncını alakası olmayan kişilerden... sonra gönüllerini almaya çalış naz yapsınlar iyice takmaz ol iyice sinirlendir onaları hem sen sinirli ol hem etrafın sonra aynı kutup olup itin birbirinizi...pufff çok kötü sinriliyim nedenini pek bilmesem de öleyim ve kurtulmaya çabaladıkça batıyorum bakalım n'olcak...

Kasım 01, 2006

hoşgeldim...

iştee, yeni bi blogger doğuyor... okuyup görelim:)) aslında çok bir şey beklemeyin derim ama belli de olmaz hani :p