Ocak 30, 2008

Buz Hokeyi'nin cılkını çıkartırcasına...

feci hastayım... abartmıyorum saatlerdir yatıyorum üstümden kamyon geçmiş gibi ( daha önce kamyon geçti de mi benzetmemi ona göre yaptım, hayır tabi ama çarpsa da anca bööle olurdum heralde ölmemişsem)

Eymir gölüne gittik. tanıdıklardan arkadaşlardan ve geçen senelerden bildiğimiz duyduğumuz kadarıyla göl baya baya donuyomuş. Bu fırsat kaçar mı? kaçmaz..!!! ferhat ben özlem aldık patenleri, eldivenleri, puckları ve sopaları doğru eymire..

alabildiğine beyaz.. gözü kamaşıyo insanın bakınca.. ilk bi kaç saniye bakamıyosun zaten. sonra alışıp güzellikten mest oluyosun.. ağaçlar, göl, yollar.. herpsi bembeyaz.

göle indik yawaştan bakıcaz gerçekten üstünde kayılcak kadar buz kalın mı die. hereyr bembeyaz olduğu için gölün nerden başladığı da belli olmuyo tabi.. küçük küçük adımlarla karları attık kenarlara.. o kadar yağmış ki ayak bileklerimizi geçiyo. sora kapkalın buz takabasıyla karşılaştık dedik ki kayılır burda.. hemen arabaya gidip giyindik aldık sopaları.. yaklaşık 15-16 metrekarelik bi alan açtık kendimize bi saate kadar süren çabalarla.. sora başladık eğlenmeye :D
iice üşüyene kadar tadını çıkardık gölün.. yaparken pek anlaşılmıyo da üstünden zaman geçince anladık ne kadar değişik ve güzel bişi yaptığımızı..

eve gelince tabi bunu bizmkilere açıklamam biraz sancılı oldu ve ertesi sabah yani dün de o sancılar fiziksel hale dönüp beni yataktan kaldırmıycak sewiyeye getirdi.. sonuç harika mutluluğun yanı sıra sinüzit belası.. hadi geçmiş olsun.. !! :)

75 te 1

olasılığı 75 te 1 kadar az da düşünülse böyle uzay olayları açısından gayet büyük bi ihtimal bu.. daha önce de bahsetmiştim ve o gün geldi çattı. bunu hasta yatağımda yatarken hatırladım ve yeni bi haber war mı yok mu diye bakmaya geldim bigisayarın başına... belki de yazdıklarımı buraya kadar anladınız ama tekrar etmekte bi sakınca yok sanırım... 15 megaton kadar kuvvetli nükleer bi bomba etkisi yapcak olan göktaşı kardeşimiz, kızıl gezegenimiz Mars'ı bugün ziyarete gitcekti ama mars beni hanüz aramadı geldi mi gelmedi mi bilemiyorm..:) - ıhıum ciddileşiyorum tamam..

cidden çok merak ediyorum. aptal gibi, bildiğim bütün uzay sitelerine giriyorum, NASA nın sitesi benim bilgisayarın ip sini ezberledi :)

çarptı mı ki.. nolmuştur ki.. 75 te 1 çok az değil ya.. ya çarptıysa.. acaba ordaki küçük zawallı robotcağız "spirit" naapıyo ki.. ayakta kalsa da bari bütün sahneleri güzel güzel çekse.. acaba yörüngede bi etki olur mu yaw.. merak ediyorum walla.. zamanında (1908 yılında) sibiryanın tunguska bölgesine de bööle bi göktaşı çarpaya kalkmış ama atmosferden geçerken inflak etmiş. etmiş etmesine ama 60 milyon ağaçlık bi ormanı yok etmiş kalan parçalar düşünce. aslında 2029 yılında dünyaya çarpma ihtimali olan başka bi göktaşı war... onun çarpma ihtimali 3000 de 1 ama olsun ihtimal war sonuçta.. korkmaya başlamak için erken ben haber weririm o zaman başlarız korkmaya :)

zavallı mars başına gelceklerden habersiz bekliyo.. işallah çarpıp dengesini bozmaz salak taş kızıl gezegenin...

Ocak 22, 2008

Kendimi çok zorlamayım di mi Gabriel Garcia Marquez, en güzel şeyler onları en az belediğimde olur. O zaman şu sonucu da çıkarabilir miyim Sayın Marquez, ben bana göre en güzel şeyleri çok uzun zamandır planlayıp bekliyorum, boşa yani öyle mi...?

Ocak 19, 2008

trışka mühendis baurk...


uzuun zamandır almaya cesaret edemediğim ama çok çok çok istediğim uçak maketlerinden geçen gün almıştım bi tane, finallerimin bitmesi şerefine.. bugün de zaman buldum başladım yapmaya.. o kadar eğlenceliydi ki zamanın nası geçtiğini anlamadan bitirivermişim.. ilk defa da aldığım için küçklerinden aldım - bi neden de küçük almama, büyükleri pek bi pahalı.. içinde boyaları yapştırıcısı falan da var.. yaptıktan sonra boyuyosun bi de.. harika..

hayaller bi yere kadar taşır insanı ondan sonra inanmak yetmez bazen.. benim de kaldığım nokta inanmanın da çok ötesine geçemedi ve inandığımla kaldım sadece kısaca.. çaba gerek, daha çok hırs gerek, boşvermişlik bişeye yaramıyo.. geç kalmış laflar.. salla gitsinler..

acayip yerden yere vurabilcek sözler geliyo kendimi ama yazı yazmamın amacından şaşmış olcağımdan kesiyorum burda..

makeciğime başladım. herşeyi, bi elimde cımbız, bi elimde yapıştırıcı hallettikten sonra kuruması için bıraktım ve çıktım dışarı.. 1- 1 buçuk saat önce geldim ewe ve tv min üstünde bana bakarken buldum kendisini.. bembeyaz.. boyanmayı bekliyo.. dedim boyıyım bakalım nasıl olcak.. elime gözüme bulaştırdım boyaları, kızıldereli gibi oldum ama çok da güzel olduğunu düşünüyorum.. :) üsütüne yapıştırcak çıkartmaları da war ama en az 4 saat geçtikten sonra son rötuşu geçmem lazım üstünden ki boya kendini göstersin..

bu küçücük şey beni o kadar mutlu etti ve heveslendirdi ki acaba gerçeklerini yapıyo olsaydım neler hissetcektim.. kader, kısmet...


Ocak 15, 2008

Alfa Centauri

4.35 ışık yılı uzakta.. 3 taneler, aralarındaki uzaklık güneş-dünya uzaklığının en az 23 katı olan 3 tane yıldız.. bize en yakın olan yıldız kümesi bu. düşünün ışık hızıyla(saniyede 299.792.458 metre) gidiyo olsak anca 4.35 yıl sonra orda olabilcez, günümüzde kullanılan en hızlı araçla gittiğimiz varsayılırsa da 50.000 yıl sonra.. ne kadar uçsuz bucaksız yerde bi başımıza, çaresiz, kendimizle didişen, etrafı takan, saçma sapan hareketler yapan, bazen mantıklı konuştuğumuzu sanıp hem kendimizi kandıran hem etrafı inandıran insancıklarız.. en azından ben kendimi öyle hissediyorum.. kocamaaan okyanustraki bi damlanın molekülleri kadar ufağım. koskoca evrende bana en yakın olan küçük(!) "proxima" nın 4.35 ışık yılı uzağındayım... keşke gidebilsem yanına. anlatcağı çok şey wardır eminim..

yıldızlar etraflarına hayat verdiklerinin bilincinde olsa gerekler ki o kadar mükemmel, o kadar asil bakabiliyolar dünyaya uzaklardan.. onların evreni aydınlattığı kadar görebiliyoruz evreni.. günümüz teknolojisinde 100.000 ışık yılı öteye gidilebiliyo ve bu yakın gelecekte değişcek gibi de değil..

ufak robotcağız "spirit" de kısacık bi gözlemden sonra dönceksin laflarıyla kandırılıp 4 yıla yakındır marsın yüzeyinde bekliyo, burdan bilgi edincekler diye.. yazıık.. :| hem 30 una ne kaldı ki.. kafasına düşüvercek göktaşı, yok olcak gitcek yaban ellerde güzel robot "spirit".. neymiş kışı geçirmek üzere kuzeye yöneliyomuş. yönelse ne olur..? zaten 6 tekerinden birini yitirdi zawallıcık... baaaam die düştümü tepesine taş görcek aşağıdakiler.. uzuuuuun zamanlar önce volkanik bi püskürme sonucu oluşmuş marstaki en büyük kraterlerden biri olan "Home Plate"in içinde spiritcik... onun yerinde olmayı ne kadar çok isterdim bi bilseniz..

astronot nası olunuyo ki.. gitsem de dönmesem..

en son okuduğumda ozon tabakası afrikanın 4 te 3 ü kadar delinmişti ki üstünden çokça zaman geçti o baya yırtılmıştır, ortalama insanların senede 2 deodorant 1 parfüm bitirebleceklerini düşünürsek, hadi onu geçtim, araba egzozları ya da sigara dumanları... caaart diye yarılcak ortatan, hepimiz piliç çevirme oluvercez.. ocağı yakarken kollarımzdaki kılları yaktığımızda ortaya çıkan koku sarcak dünyayı, güneş ışıkları bizi yakarken... hemen dayanamayıp küçük bi araştırmadan sonra öğrendim ki nerde kalmış afrika, kuzey amerikanın yüz ölçümünü bile geçmiş.. 27.4 milyon kilometre kare.. hey maşşallah..

nerden düştüm bu düşüncelere gece gece.. hayırdır işallah.. üzülüyorum ama çok üzülüyorum hem de...

Ocak 13, 2008

GMT+8

yaşadığım saat bu işte.. bu son bi haftadır eve en erken bugün geldim.. 11:15 sularında.. haa dün akşam ewdeydim biraz yoğundu kafam sınaw dolayısıyla.. yaw senin sınawların var, ya da ne biliyim hergün hergün ne iş gibi cümleler artık bana işlemiyo.. Ian var bizim biliyosunuzdur illaki bahsetmişimdir kanadalı bi exchange öğrencisi.. bi yıllığına gelmişti geçen sene bizim takıma da çok büyük katkısı oldu çok seweriz kendisini.. menfaatçilik olarak anlaşılmasın... neese çok gezicisiklon bi arkadaşımızdır bulut misali.. bi gün o ülkede bi gün diğerinde. frankfurttaymış p.tesi okulu açılcakmış hazır zaman bulmuşken bi gidip odtu hokeyi de göriyim demiş ve binmiş uçağa 2 günlüğüne gelmiş çarşamba günü.. çok eğlendik cidden.

geldiği gün şansa antrenmanımız wardı biz de ona hitaben özel maç düzenledik aramızda.. oynadık güldük düştük bağırdık soora bizim hocalara gittik takımdaki fizik asistanlarının.. ( gidişim olay oldu aslında ama olsun :P ) insanlar cidden çok içten geliyo bana takımdaki.. herkes nasılsa ööle arada illaki war buna uymayan ama olsun onları kapatıyo bence büyk çoğunluk..

neese işte o ilk akşam ööle geçti hocalarda oturduk baya geç saate kadar.. perşembe günü öğlen kalkabldim anca, yemekti dinlenmeydi kendime geliym di baya bi geç başladım derse ki cuma sınawım war.. çalıştım neyse.. soora akşam hoop ian'nın yanına.. tunalı gölgeye gittik gece 10 da (ben 10 a kadar ders çalıştım ama:) ) gölgede 4 rus kız + bi adamdan oluşan değişik bi grup wardı metalci.. böğürdü adam da böğürdü.. ama şov güzeldi adam ve yardımcısı- arada bi klavyeye dokunan ve seyirciye oynayan kadın- hariç diğer kızlar şarkı bittikçe kostüm değiştirip geliyolardı, bi melek bi şeytan falan filan.. erken kalkmam gerekiyodu ne kadar erken kalkılabilirse o saatte gittikten sonra.. 1 buçuktu.. sabah sınawım war.. hem de en kötü BA beklediğim.. salla gitsin dedi içimdeki ben de dinledim..

artık dışarı wurdum kendimi.. bangır bangır müzik olan yerler çekiyo beni her ne kadar öyle yerler bana en ufak haz vermese de.. bilinen burak ağırlıklı olarak klasik müzik dinler, en azından yawaş müzikleri sevip onları da kısık sesle dinler. düşünün arabada bile giderken müzik lastik seslerinin aralarından geliyo ama bu aynı burak bangırtıların arasından çıkmak istemiyo.. garip!

düşüncelere dalıyorum tüpsüz.. bağırmak geliyo içimden deşarj olma açısından ama yapmıyorum. lig de bitince artık stresimi atamamaya başladım heralde.. sanki eksik bişiler warmış bi yerde dengesizlik oluşmuş gibi hissediyorum.. aklımı dağıtıp odaklanmam gerek noktaları kestirebiliyodum ama şimdi yapamıyorum..

ileriyi düşünmeye başladım çıldırmış gibi.. ne olcak, ne olcam, neden, nasıl, nerde.. sinirlerim bozulmaya, olaylar daha çok karışmaya dersler alabora olmaya başladı sonra.. çırpındıkça batmaya, bağırdıkça sessizliğe kitlendim..

artık yeter şuraya bi de arka arkaya 2 iyimser yazı yaz diyosunuzdur okurken heralde ama aslında bu dediklerim de karamsar değil ki.. olanı anlatıyorum karamsar değilim.. sadece tırıvırı.. laf.. gülen bi ağız, kocaman bi burun, iki boş göz ve uzun saçlar.. ta taaa burak.. :)

Ocak 10, 2008

karanlıktan sonra ışığa çıktığında göz bebeklerin algılayamaz ya hani ortamı işte öyle...


güzel başladığı günün mutsuz bitmesi koyuyor insana doğal olarak di mi...? aslında mutsuz biten gün değil sen oluyosun da farkında olmuyosun.. bitiyosun ama anlamıyosun.. farkındasın çöküyosun ama dik görünüyosun. boynun artık taşıyamıyo kafanı, ağırlaştı evet.. ama yapcak bişey yok devam etmek lazım diyosun.. ne gerek mutsuzum diyip rezil etmeye, ortalığı birbirine katmaya. di mi yok gerek.. gerek neye var biliyo musun, lütfen biliyosan söyle.. söyle de çözülsün düğümler, söyle de biten ben değil sadece bi öncekine benzeyen ya da andıran gün olsun. atlama yapman gerekenleri, haber ver! ver ki üzülme. giderken elin telefona soldaki gelip tutmasın onu, bırak yazma ne yazcaksınki demesin. vur bi tane sağla sola, vur da o da akıllansın. neden dinlersin ki, sanki dinliyosun bişileri.. oy!!

peki sen kimsin.. kimsin biliyo musun buraksın sen.. hep sen olcaksın! ben kimim, ben baurk.. sadece sessiz ben, sadece gülen, sadece ağlayan, sadece üzülen, sadece sevinen ben.. bişileri beraber yap. git değiştir dolabındaki diğer yüzle bunu. değiştir de artık sıkılma kendinden..

Ocak 04, 2008

akılsız insanlar silsilesi...

al birini vur ötekine etraftakilerin.. bana düşmez ama gereksizler fink atıyo.. ne yapmalı.. bence oturup ağlamalı ya da onlardan olmalı.. yazık..

Ocak 03, 2008

ah karpuz wah...

ya yaz gelsin artık..
karpuz yiyelim..
ben çok severim karpuz..
koca bi taneyi tak başıma yemişliğim wardır aynı gün..
bi keresinde antalyada tam 50 kiloluk karpuz almıştık..
walla abartmıyorum...
yarıya kesitğimizde bile sığmıyodu dolaba..
parça pinçik etmiştik..
karpuz aaah..
ben çok severim karpuz..
keşke yaz gelse hemen..
karpuz yesek..
yesek yesek yesek..
çişimiz gelse..
tutsak soora karpuz boşa gitmesin die..
ah karpuz wah..