Haziran 26, 2007

süpriz..



hava pırılpırıl ama sıcak.. 3-5 durak önce inip, kavurucu sıcağa aldırmadan, ara ara esen rüzgarla birlikte bi yandan binbir şey düşünüp bi yandan yürürken telefon çaldı.. konuşmaya başladık o anlattı ben dinledim, ben anlattım o dinledi derken bu sıcakta yürünmez bişeye binsene dedi ve ısrar etti bissürü ben de kafam dağılsın die bilerek inmişim önceden bu zevkimi kimse bozamaz edasıyla yürüdüm kapattıktan soora telefonu.. derken 5 dakka soora tekrar çaldı hala mı yürüyosun diye.. ben de saf saf hııı hala yürüyorm az kaldı falan diye cewaplar weriyorum.( bu arada yürüdüğüm yer de çıtır haa.. işe gidiorm aheste aheste yani:) soora oturdum masama yerleşirken içeri girdi telefondaki ses......
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
arası kopuk işte.. oralarını ben de hatırlamıyorum.. bi saat geçtikten soora bile ayaklarm titriyodu yani heycandan sanırım:D gerçekten feci sewindim ama belli edemedim biliosunz çok sewinince ya da üzülünce fazla tepki veremeden takılıp kalıyorum işte.. süperdi ama :)) 23.06.07 13:00 suları..




bi de tekrar balığım oldu benim.. kendimi hazırlamıştım yenisini alcaktım ama cesaret edemiyodum bi petshop a gitmeye sonunda "hediye" bi balığım oldu ki süper kendileri.. ismi "balıg" bayıldım bu isme aynı zamanda da yaratcılığıma.. ööle işte 5 kişiyiz yenidien ewde.. :)



oy ben çok garip bi ansan olduğuma karar wermiş bulunuyorum.. ewe geldim gayet bütün ew halkı beni beklemiş gecenin bu saatine kadar we babam kapıyı açınca ben zili çaldığım için espirisine anahtarınız yok mu beyfendi dedi ben de gayet moron "ilk önce meraba denir" diyip odama geldim we odamdaym hala.. bi anda saçma sapan şeylere sinirleniyorum yaahu ve kırıyorum insanları nooluyo anlamıyorum soora kendime geliyorum.. beni birileri kontrol mü ediyo acaba? uzaktan kumandam falan mı war ki üstünde bööle onlarca tuş olan.. sürekli tawır we hal değiştiriyorum anlamadım gitti...

Haziran 20, 2007

resim tezat!!


her şey üstüste geldi bu ara.. bi not ortalaması tutturmuşum ki sormayın akıllara zarar.. nası yapcam nası düzeltcem die düşünürken bi telefonla daha da bunaldım o gün.. o kadar hayal kurup o kadar plan yaptıktan sonra hepsinin suya düşmesi kötü oluyo tabi. aslında böyle düşünmem benim en yakınımdakilere bi hakaret gibi olsa da elimden gelen bişi olmadı bunları düşünürken.. farklıydı çünkü amaç..bu tatilin bi anlamı olcaktı öyle ya da böyle.. tamam ya da dewam gibi yani.. gelse farklı bi anlam gelmese fatklı bi anlam çıkcaktı doğal olarak ama bu sefer üçücü bi olasılık çktı ortaya.. gelcek ama gelmiycek gibi karışık bi olasılık. wasıf olarak farklı gibi diyim anlayın..herşeyin bu yaz çözülmesi gerekiyodu alıştırdım kendimi buna yaz akıp geçiyo ama ben yerimde sayıyorum hatta çıtırda para sayıyorum..


sıkılmaya da başladım doğruya doğru..



her zaman bana destek olan insanlar-dostalrım war tabi etrafımda.. sürkli benden tek taraflı dinleyip beni tutuyolar.. belki o da haklıdır diorum bazen ama biraz durunca bunu dedikten sora olmaz ööle tabi ben haklıyım we beni tutcaklar diyorum.. bi tane bonbon şekerim war benim o sürekli takipte olayları iki tarftan da izliyo we yorumluyo hem de artık beni de tutmyı bırakıyo gibi.. bişi söölediği yok artık ser weriyo sır wermiyo bzaı konularda beni bile haksız bulduğu çıktı bu son günlerde.. ayağımın altına alma wakti geldi sanırım.. bugün de sürekli yazcak çok şey war ama çıkmıyo içimdekiler derken beni yaz açılırsın dedi:) çatlak..


olaylar hızla değişiyo ama fikirlerim sabitleşti bu aralar.. kendimi tanıyamıyorum bile ne yapmam gerektiğii bildiğim halde uygulayamıyorum. salak gibi görünüyorum dışardan, ne yapcaanı bilmez gibi.. böyle bilmediğim bi şehire gitmişim de kimse bana yardım etmeden hiç bi araca binmeden tabela görmeden kimseye bişi sormadan sadece yolllara bakarak hangisi beni çekerse oraya doğru gidiyomuşum gibi hissediyorum. gittikçe yol ayrılmarı daha da çoğalmaya kafam daha da çok karışmaya başlıyo.. seçeneğim oldundan değil belki ama bu bissürü yol ayrımının en sonunda 2 ana ayrıma warcağını biliyorum we bunu bilerek acıyı ve yorgunluğu en aza indirmeye çalışıyorum işte.. sonuda ya ewt ya hayır demek için çünkü bi yol çıkmaz diğer yol ne bilmiyorum ama çıkmaza girmeyi cidden istemediğmi biliyorum...


artık yeter dememe az kaldığını da hissediyorum ki bunun ilk habercilerini geçen gün gösterdim benden hiç beklenilmedk tepkiyle...dedim ya kontrolümden çıkmaya başladı olaylar çünkü böyle bişey olmasına bu zamana bu yaşıma kadar izin wermedim şimdi ne değişti bilmiyorum...


zaman ihtiyaç war dediğim gibi hem de uzuuun bi zamana gibime geliyo ama ihtiyaçlarımın hepsini karşılamamaya karar werdim her istediği werilen çocuklar şımarık olurlar ya ben kendi içimdekileri şımartmıycam.. elinden şekeri alınan çocuğun ağzının yayı yön değiştirirken gözlerindeki beyazın parlaklığının arttığı noktada dur demeliyim artık...


daha yazılacak çok şey war ama ben tıkandım bu noktada okumadan yazdım neler çıktığını bilmiyorum aklımdan ama bunlar hissetiklerimin we kendime itiraf ettiklerimin bi kısmı.. benden bu kadar...
belki de değil!!

Haziran 15, 2007

yeni arkadaşım oluyoo...:)

sabah heycanıım zirve yapmış bi şekilde dolandım nette/bloglarda... elim telefona gidiyo ama telefonu alamıyorum arıyıp soramıyorum naapcaamı bilemez şekilde ewin içinde dolanırken sonunda dsayanamayıp "eee uygun değilse de barış abi açar heralde, ondan öğrenirim" die aldım telefonu aradım biricik hocamcımı:) telefon açıldı karşıdaki ses rahatlamış ama yorgun geliyodu.. aslında heycanı bebişi bi çırpıda anlatışı sesinin tonundan belliydi.. anlamak imkansız ondaki duyguları ama süper olduğu kesin barış abi nası acaba onu da aramak lazımdı aslında.. bööle gerile gerile dolanıyodur baba oldum die:) çok harika bi aile oldular bence (daha bebişi göremedik ama bu insanların bebişi nası olabilir ki..:) tontişmiş biraz çok sewimlidir şimdi o..:)
o sewimli bebiş ne kadar sewilceğini ne kadar ilgi görceğini bilmeden geldi tabi beraberinde getirdiği huzur we mutlulukla.. nice nice mutlu sağlıklı ailenle birlikte yıllara toprak bebek.. en yakın yazamanda tanışmak üzere:))
"şehrin ışıkları aldatıyor insanı, tam ışıltıya kapılılacakken sabahın ilk ışıkları uyandırıyor beni farkediyorum ki aslında şehir sadece karanlıkta ışıldıyor ve insanı aldatmak için karanlığın çökmesini bekliyor..."
?


an oluyo bakıyorum ki kendime düşünceler denizinde almışım altıma bi kürek bi kayık çekiyorum nereye gittiğimi bilmeden ve aklımda o denizden küreğimin ucundan fırlayıp gelen düşüncecikler var... sonra onlar da birleşiyo bi noktada. herbiri aynı yönü gösteriyo aklımdaki soru işaretlerinin yerini belli eden okların, en büyük bi soru işaretini.. ona bakarken bana diyoki bi ses "ewt seviyosun ama dur!!" anlıyorum ki o anda mantık abi de işe karışıyo sanki hiç bişeye karışmazmış gibi..

boşluktayım en dolu olmam gerekitği anda.. kendimi ifade edemiyorum hem karşımdakini üzmemek için hem de bencillik ederek kendimi.. biliyorum diyeceğim şeyler onu üzcek çünkü elinden bişi gelmiyo ya da gelmiycek ama ben sadece diycem sonra üzülcek we onun üzülmesine dayanamayarak ben de üzülcem.. işte istemiyorum bunu we akışına bırakıyorum sürekli.. akan şeylerde kir, çar-çöp olmazmış hem...

"oysa ben şimdi geleceğe hazırlanıyorum.zaman beni yoğurarak yavaş yavaş şekil veriyor.çocuk zamanla yaşlı bir adama dönüşeceğini düşünmekle korkmaz. ben de kendi oyunlarımı oynarım. krallığımın kadranlarını, saatlerini, düğmelerini ve topuzlarını sayarım"
ANTONIE DE SAINT-EXUPEY

Haziran 12, 2007

DC

huiytt.. günler çatır çatır geçiyo ucundan yakalıyamıyorum yaaahu.. bi bakmışsın p.tesi bi bakmışsın cuma bi bakmışsın çarşamba olmuş... ama burak neler yapıyo? hiç.. koca bi hiç... tatil oldu ne olduğunu anlayamadım bile.. çıtıra girdim "kend paramı kendim kazancam öyle gitcem interrail a" die hernekadar annemler karşı çıksa da çalışmama.. ama ööle ya da bööle ikinci bi çıtır macerası başladı 09.06.07 itibariyle farklı mekan we farklı kişilerle.. görcez bakalım nası geçcek bi ay...




anlatılmaz derecede mutluydum aslında bu akşam... çoook sewdiğim elif hocama gittik emreyle, oturduk sohbet muhabbet.. güzeldi yedik içtik (walla içti emreyle barış abi:) bebişin adını da öğrendik we çok sewdim bu sefer cidden.. (söylemiyim de büyüsü bozulmasın) accayip yaamur yağıyodu gök gürültüsü dinledik dertleştik derken kalktık hocamıza bol sağlık we şans dileyerekten.. ama çok sewimli bi aile olcaklar kısmetse 2 güne kadar şüper olcak :D



soora ewe geldik bişiler yedik yine doymak bilmeyerekten soora dolandı emre nette yatakları yaptık yattık.. dedim biraz da ben dolanıyım nette.. keşke demeseydim.. salak gibi notlara baktım.. amanın bombok.. çok moralim bozuldu neler yazasım wardı aslında ama nefret ettim kendimden yarın da interrail için birsürü hazırlık yapcaktım ama hiçbirini istemiyo artık canıım çok sıkıldım walla nası olcak bilemiyorum yaw çok bunaldım artık herşeyden bu dersler beni kendimden de soğutcak o sürekli gülen espri yapan burak uzaklara gidiyo sanırım bu sefer..


düzelmem lazım ama beceremiyorum daraldım yardım etmem lazım kendime ama uçaktan atlayıp paraşütü açılmayan bi paraşütçü kadar çaresiz hissediyorum, aynı zamanda "açılmazsa getir değiştiririz" diyen satıcı kadar da ukela ve umursamaz.. zaten ööle olmasaydım bunlar olmıycaktı gayette istediğim gibi bitircektim dönemimi gibi geliyo.. tamam herşey olabilir bi dönemden bişi olmaz ben de öğrenciyim iyi zamanlar da olcak kötüleri de ama bu kadarı ilk defa oluyo we ben buna alışkın olmadığım için kakdıramıyorum.. sözlerim içimde patlarken ben sadece kulaklarımı kapayabiliyorum, o gürültüyü bari az da olsun engelleyebiliyim diye..



acı çekiyorum her anlamda belki ben duygularımı çok ifade edemiyorum ama korkuyorum artık kendime çok zarar wercem diye.. birinin bana dur demesi lazım yoksa rotadan sapıp cidden mala sarcam yani.. ama kimseyi dinlememeye de karar wermiş durumdayım nası olcak bilmiyorum girdim bi girdabın içine dönüyorum başım dönmüyo alıştım sanırım..



ama zorluyorum, düşerken belki paraşütün iplerini bi şekilde bağlayabilirim, 3-4 saniye zamanınmın olduğunun farkında olarak...

Haziran 07, 2007


oooyyy.. dünyayı bi sirk gibi kabul etsek hatta etmeden direk öyle olduğunu söylesek ben sanırım ipin üstünde altta ağı bile olmadan yürümeye çalışan bi cambaz bozması gibi bişi pozisyonundayım... belki de jonglör sirkçilerin ellerindeki yere düşünce içinin boş olduğunun anlaşılmasını sağlayan o "güm" sesini çıkaran, dışardan hoş güsel eğlenceli gibi görünen ama içinde bişi olmayan labutum sonunun yerde bittiği... palyaço olsam.. yüzümü boyasam kimse gerçeğini göremese.. hatta abartıp türkiyede bile değil bööle değişik "uzak" yerlerde çalışsam.. ne güsel di mi..


anlayın artık beni yaahu.. anlaşılamamak feci.. bö geldi yeter..

Haziran 04, 2007


ilk defa ders çalışırken güneşin doğuşuyla karşılaşıyorum.. geç kalmışlığın werdiği stress ama başarmışlığın verdiği gururla belkide....

Haziran 03, 2007




dışarda feci bi fırtına çıktı.. pencereyi açıp o toz bulutunun içine elimi uzatmak istiyorum, bilinmezlik içerden elini uzatıp beni oraya çeksin diye...