Aralık 30, 2007

"fdsfafdasfadsf" ne kadar güzel ifade ettim di mi.. ifadelerimin somutluğundan ve açıklığından kaynaklı bi huzur-mutluluk tabakası işlemiş durumda içime..


şu koyduğun resimde siyahlık warya hani ilk baktığında resme ne kadar güzel demene neden olan ve aynı zamanda çok baktığında da resmi bozduğunu düşündüren.. kendime çok yakın hissettim ben miyim ki o.. resim nerde peki... yook.. nerde? yoook nerde.. yooook... (aslında "o" ları her seferinde bir bir artırmak istememiştim ama iyi bi düzen olmuş, sevdim.) nerde? yoooook.. (beeeeş:D ) hadi geçmiş olsun!

neese..

yazık marsa.. 32 günlük daha mutlu huzurlu yaşantısı war.. ama belki de iyi gelir bu sarsıntı ona.. bööle bi titredi mi o açığa çıkan enerjiyle huzura erebilir.. bi nevi elektroşok.. ama açığa çıkan enerjiye yazık.. ben marsın yerinde olmak istemezdim. o kadar boşa harcıycak enerjim yok.. düşünsenize biri arkadan gelip güüüm die kafanıza koca taşı atcak.. etraf kan man.. siz de apar topar hastaneye serumdur iğnedir dikiştir bissürü bitkin düşceksiniz.. yazık değil mi marsa.. kıpkırmızı zaten iice kızarcak yardım eden de yok.. garibim.. çok üzülüyorum. haber de edemiyoruz... ayın arkasında kalmış düşman sinsice yaklaşıyo biz görmeyelim de haber wermeyelim die sanırım.. hadi geçmiş olsun..!

marsın üstünden dünyaya sarkarken ellerimin henüz atmosferden girdiği yerde takılakaldım.. sanırım içerden birinin beni çekmesi lazım.. ama dikkatli bakması da lazım çünkü parmaklarımın hepsi girmedi sadece 3 tanesinin azcığı.. çekerken momentimi iyi ayarlayıp çekmeliler.. kuvvet çarpı kuvvet kolu ya hani o bakımdan.. mesela neden kapının kolu menteşelerin olduğu yerin tam zıttındadır yolu uzun tutup kuwweti azaltmak için bu da ööle.. hadi geçmiş olsun!

haaa artık hongkong saatine göre yaşamaya karar werdim.. ne be bu bööle aynı saat diliminde yat kalk yat kalk.. kaşarlı piza dilimi gibi.. bi ekstantane yok... hadi geçmiş olsun!

çam ağacının altına konulası çoraplar yerine hokey çorabımı koysam olur mu kii.. bence tam süper olur altı da üstü de delik ya hediyem olmaz.. mükembel olur eğlenirim santafeeeeyle..:D hoş onun adı bööle değil ama olsun ben bööle çağırıyorum.. hadi geçmiş olsun!

sewiyorum seni Kurt Vonnegut... eğilerek yazdım bunu, saygıdan.. hadi geçmiş olsun!!

Aralık 27, 2007

renkler, mevsimler soluyorsa
sen evde yokken sevgi seni arıyorsa
günler yağmurlarla yok olsa
çok küçüksen üstüne basılıyorsa

çok gezenin bildiğinde
çok bilenin mutsuzluğunda

hepsi bir ya sonunda...

Aralık 23, 2007

hani daralınca insanın içi, düğüm düğüm olur ya mide
hani karanlık üstüne üstüne gelir ya ne kadar da karanlığı sevsen de
hani güneş batarken son ışık hüzmelerini görmek için yırtınır ya ayçiçekleri
hani yutkunamazsın ya
etrafa sırıtan bi palyaçonun aslında içinden gümbürtüyle akan gözyaşları olduğunu biliriz ya,ya da en azından düşünürüz bazen
ya da birinci olcakken son anda dengesi bozulup son jump ta düşen patenci gibi
dağa tırmanıp tam zirveye gelmişken ayağı kayan bi dağcı,
dünya rekoru kırcağı sırada burnundan su kaçıp öksürük tutan ve yüzemeyen yüzücü gibi
paraşütü açılmayan paraşütçü
yanan alevlerin içinden atlarken kürkü tutuşan aslan
çatıdan atlayıp aşaadaki kadının üstüne düşen ve aşadakini öldüren kendi kurtulan kadın gibi
kaynayan çay bardağının içinden çıkan çay kaşığının yanagına basılması gibi
ekşimiş yoğurt yiyip artından kasalarca balık yiyen adam gibi
kütüpanede sıra sıra raflar arasında dolanırken koca rafa çarpıyomuş taklidi yapıp hepsini dewiren adam gibi
kışın ortasında havuza gidip sırılsıklam saçlarla dışarı çıkan çocuk
boğa güreşlerinin ortasına kıpkırmızı giyinip atlayan adam
domates festiwaline domateslerin içine taş koyup katılan çocuk
içip içip yolunu bulamayan şarapçı
suratında vizör yokken pakın hızla suratına çarpması gibi
sınaw sonuçlarını öğrenirken kriz geçiren öğrenci gibi
sokakta yürüken sıkışıklıkta yanşlışlıkla omuz yiyip yolun ortasına düşen we ezilen adam gibi
savaşın ortasında kalıp kocaman füzenin tepene düşmesi gibi...



daraldım...

Aralık 22, 2007

zıvana..!

boş bu ara zıvana neden ki..? çıktım çünkü ben :)) boş bıraktım zıvanayı gidiyorm.. ne demiş yazar: ".... , neese unuttum şimdi aklıma gelmedi:D ööle işte çıktım ya etraf tanıdık gelmiyo o bakımdan odaklanamıyorum olaylara.. boynum yalama oldu gelene kafa sallamaktan, dudaklarım çatladı sürekli sırıtmaktan, parmaklarım koptu sürekli kütletmekten, dişlerim gömüldü sürekli sıkştırmaktan, zıvana boş kaldı baurk gittiğinden... denizin en dibinde tüpümde yukarı çıkmama bile yetmiycek kadar az kalan havamla arıyorum inciyi.. bulursam hay hay.. ama ya bulamazsam ya da görürsem sadece, ulaşamazsam.. vah.. keşke yukarı çıkabilsem.. buzun üstünde body-check yedikten sora o hızımla sürüklenirken board'a doğru ne geliyo aklıma.. bu buz önceden suydu su denizde de var, aklıma gelme sırası şimdi denizdeki o inci ve baurkta soora birdenbire; denizdeki o inci, aslında hayal..! ve yazarın dediği şimdi geliyor aklıma.. diyor ki.. düşümdeki adam beni düşününce ben düş oluyorum... hadi bakalım.. düş müyüm, düştüm mü kalkıyo muyum..

Aralık 20, 2007

bugün bayram.. kutlu olsun.. aslında herkes için çeşitli günler bayram havasında olabilir.. bence sürekli bayram olmalı zaten, bayramlarda insanlar daha duyarlı daha anlayışlı daha sevecen oluyo ya, hep bayram olsun hep deli olalım.. gerçek huzur.. mutlu bayramlar..

Aralık 16, 2007

3 kilo 5 yüz.. :)

artık pahalı pazarlar şimdi 3 kilo 5 lira :D nerde kaldı yüz müz.. (aile babası gibi konuşmaya başladım:) )

bugün uyudum öğlen, kahvaltıdan sonra.. canım sıkıldı müzik dinlerken uyuyasım geldi yattım.. sonra arabanın anahtarı montumun cebinde ve montum da odamda yanımda olduğu için annemle babam dadandılar odama anahtarı aramak için, uyandım tabi.. sonra hadi sen de gel dedi annem pazara gidiyoruz.. geliyim dedim ben de uykulu uykulu.. çıktık gittik pazara yüzüncü yılda.. hava da çok soğuktu.. bisssürü insan o ona bağırıyo öbürü yok seçemezsin herkes seçerse noolcak diyo diğeri park yeri beklerken bulduğu yere çat die başka biri giriyo falan filan.. ben de üşüyorum:)
sonra, bişiler alcak annem, adam malını öwüyo tabi yok şööle yetiştidik, yok ankarada olmadı bu yıl dışardan geldi de o yüzden pahalı falan. soora dedi ki annem
-tamam we poşeti seçelim
-yok seçemezsin
-ya ver seçcem
-ya yok seçemezsin..
annem de "e almıyorum o zaman" dedi adam altta kalır mı.. "alla alla ben satmıyorum" demesin mi ben yarıldım tabi gülmekten.. 3435935 poşet bişiler aldık hepsini nası yiiceksek..:)

soora aile bağlarımı düzeltiyim die dedim ki hadi okulda size yemek ısmarlıyım.. ( babamla konuşmuyoruz ya hani..) sonra yedik piyatada bişiler, annem beğenmedi bi daha burdan yeme güzel değilmiş die öğüt bile werdi:) bağlar ii gibi bakalım..

ööle işte.. bu "pazar" gününü de "pazar"a giderek teptik.. hoş daha gün bitmedi..:P

Aralık 14, 2007

hooop.. baurk yine serbest düşüşte.. bööle fizik soruları wardır ya hani bi balonla bi adam yukarı çıkar we sora salaklığına doyamayıp hawaya doğru taş atar we o taş maximuma ulaşıp düşer ya aşağı serbestçe.. işte ben maximuma ulaşamadan düşmeye başlayan taşın üstündeki küçük tozumsu taşlar gibi hissediyorum.. düşeceğim kesin ama en tepeyi göremeden düşüyorum her seferinde.. düşmemek için ya adam balona binmeden önce yere baktığında kendimi iyi kamofie etmem lazım ya da taş yerine adam olmam.. zor değil bişeyleri istedikten hatta çok istedikten sonra gerçekleştirebilmek, bunu biliyorum ne kadar bilmiyomuş ya da imkansızmış gibi davransam da ama önüne geç(e)miyorum. kaçıp gitmek daha kolay geliyo bana..

belki de denildiği kadar warımdır.. bencilimdir ve beceriksizimdir.. sinirle söylenilen laflar di mi bunlar.. öyle ewt ama demekki sinirlenince böyle sözler aklına geliyo karşıdakinin yüzüme bakınca, ne kadar da yakın olursa olsun bana. ondan sonra durup düşünmek kalıyo bana ya da herşeyi bırakıp uyumak.. ki yaptığım da o.. yine kaçıyorum, hernekadar onlardan kaçsam da aslında kendimden kaçtığımı bilerek ve uyuyorum.. uyuyorum çünkü rüya görmüyorum çoğu zaman-görsem de hatırlamıyorum.. rüya görseydim, biliyorum çok fazla uyuyasım da gelmezdi beni orda da bırakmıycak bu düşüncelerim diye..

saçma sapan, beni yıpratan, hep kendimde suç bulduran düşüncelerime son verme zamanı geldi, geçiyo.. o yüzden kollarımı sıvayıp yapabildiğim en güzel keki yapmam lazım..

hoş zaman geçmiş bile olabilir..

Aralık 04, 2007

yazıyım da içim açılsın istedim...


yazdım gidiyorum. öperim..

Kasım 28, 2007

Red Fish

heeeyy.. kendimi mi buldum ne :D

saolun hocamcım minnettarım :)))

Kasım 24, 2007

Dön dünya dön...

insanlar doğuyo yaşıyo ve gidiyo.. bunlardan sadece yaşamak bizim belki birazcık da olsa şekillendirebilceğimiz bi kawram aralarında ya da her neyse onlara ne deniyosa.. yaşantını şekillendirmek, ona yön vermek.. onunla dönmek virajları ya da çıkmak yokuşları.. belki de "onunla" değilde, "onda" yapmak bunları.. ne yapıyosak, neler yaşıyosak, neler konuşup neler tartışıyosak, ne zaman ağlayıp ne zaman gülüyosak, sanki hepsini kendimiz şeklillendiriyomuşuz gibi geliyo bana bazen.. bazen diyorum çünkü bazı zamanlarda insan kendini kaptırıp- ki kaptırdığı hızla akan bi akarsudan farksız olan yaşam- tekrar bulduğunda, nelerin değiştiğini görünce ya da geliştiğini durup bakakalabiliyo..

mesela.. yine bi 24 Kasım yine bi kutlama, sevinç, heyecan... mutluyum, evet.. gerçekten mutluyum.. çevremde beni gerçekten sewdiğini hissettiğim insanlar varken mutsuz olmam mümkün değil sanırım.. ki bu günün çok önemli olmasının nedenlerinden biri de biricik kardeşimin de doğum günü olması.. küçücük İrem genç kız oluverdi gözlerimin önünde birden bire.. iiki doğdun canım :))

seviyorum yaşamayı.. sevdiklerimle birlikte olmayı.. onlara sarılmayı, öpmeyi ya da en aznıdan yüzlerine gülmeyi kalbimle... iyiki varsınız..!!


bu arada sayın hocamcım; iyiki hocamdınız/sınız.. sizden öğrenicek daha çok şeyim var.. öğretmenler gününüz kutlu olsun, öpüyorum...:))

Kasım 21, 2007

yok olup da aslında varmışsın gibi yapmak ya da var olduğunu sandıklarında aslında yok olmak.. evet şimdiki politikam bu.. sporumu yapar bakarım keyfime.. spor yapmak ve hokey oynamak işe bu inci çizgi üzerinde gidip geliyolar ki bilirsiniz bi ipte iki cambaz oynamaz...

Kasım 19, 2007

artık yeter..sürekli kaybeden taraf olmak istemiyorum.. ewet sadece ben oynuyorum war mı, sadece ben yoruluyorum, sadece benim kıçım yırtılıyo, sadece ben gol atıp pozisyona giriyorum. kıçım kalkık war mı.. yok! artık yok 24...

Kasım 15, 2007

"bi sorun yok geri kalanlarda allahtan.." haa geri kalan derken mi? hayatın geri kalanından bahsediyorum.. kalan kısmı da sayısal sonucu gibi olan notlarım haricindeki kısım.. onları takmıyorum artık. önüme bakıyorum ama elimde görme elngelli sopası olduğunun farkında değilim.. gördüklerimin ya da gördüğümü sandıklarımın aslında kafamda kurcalanıp ortaya çıkan hayallerden ibaret olduğunun farkına wararak atıyorum sopayı da.. artık sadece yürüyorum, önüme çıkana dalaşsam mı bilmiyorum. sırf eğlencesine bi amaç gütmeden.. yanımda sewdiklerim we sewenlerle yürüsek ya hep.. niye duruyoruz!

zaman aksa aksa aksa... müzikler birinden diğerine geçerkenki arada kalan o azıcık saniyelerde zamanı yakalamaya çalışsak. ya da adamın teki piyanonun tuşlarına basarken korksa acaba zaman tuşların altından mı geçiyo die, acaba ezildi mi zaman, yok mu ettim onu die düşünse... binlerce kişiye salaonda rezil olsa zamanı ezdiği için ağlayarak sahneyi terkederken.. ya da basket maçında adam topu sektirirken alttan gelen sesten anlasa ki artık zaman yok! soora tribünler kesse tezahurat yapmayı ne de olsa zaman kalmadığına göre belli saniyelerde atmak zorunda değiller sayıları.. dağılsa topluluk..

atlasa bi adam dağın tepesinden, yere düşene kadar bi kuş ona arkadaşlık eder mi.. adam arkadaş olan kuşa anlatır mı her sıkıntısını 1 saniye önce tanımış, 2 saniye sonra tanımasının anlamı olmıycak bile olsa.. döker mi içini kuşa.. kuş bunu mu bekler yoksa umursamaz mı..? yoksa adam çakılmadan önceki son saniyelerini yine paranoyak olarak mı geçirir.. " ya kuş diğerlerine söölerse ya onlar diğerlerine ya diğerleri diğerlerine..." ya tüm dünya öörenirse kuşlardan.. adam söölemez sadece merhaba der kuşa.. ama kuşun kuş olduğunu geç anlar kuş sadece cik diyince.. keşke rahat gitseymişim der bu "cik"ten sonra.. işin işten geçtiği işten geçmiştir zaten...

ben de işten geçmeden ya da iş benden geçmeden kafamı toplasam iyi olur di mi.. zamanı da ezmeden, yavaş yavaş...

Kasım 07, 2007

Doğum günün kutlu olsun canım...

Kasım 03, 2007

dün-bugün-yarın



afakanlarla yaşadım bi akwaryumda bu hafta.. sabah erken gidip, suyunu değiştirip, temiz we bol oksijenli yeni sularda akşamın körüne-sınawın gözüne kadar çalışarak geçti günlerim.. daraldım, daralttım.. gerildim gerdim, sıkıldım sıktım.. bıktım.. waz geçmek üzereyim bişilerden yine, durdurun beni..

Kasım 02, 2007

Ekim 31, 2007

anket...

dün ha..


wah..!!

Ekim 30, 2007

"hafife"

hahaha....:D pişmaniyeleri ağzınıza doldurup, karşınızdakine "hafife" demeyi denemeydiyseniz, inanın bana en eğlenceli şeylerden birinden mahrum kalmışsınız demektir şu dünyada...:)))

Ekim 27, 2007

artık yeter ya.. biraraya gelsin beni tüm tanıyanlar, ailem dahil.. karar versinler nası bi burak istiyolar. ondan soora kursunlar beni de ben de ona göre dawranıyım, ona göre yaşıyım.. en iyisi bu olcak kendim için, diğerlerini takmıyorum, kendim için istiyorum. belki daha az üzülürüm hadi.. açık sırtımdaki kapak. dikkatli ayarlayın kabloları. vidalarını iyi sıkın, yağlamayı da unutmayın..
haa lütfen benim için küçük bi iyiliği göz ardı etmeyin.. lütfen insanların heveslerine ve kişilklerine müdahale eden biri olmayım, olur mu?

hadi kolay gele..

sağlıcakla...

Ekim 25, 2007

bi sinema filmi olsam..
- tabiki kısa film olurdum ki insanlar sıkılmasın...

- içimde aksiyon olsun isterdim ki ben dönerken sıkılmıyım...

- dram olurdum ister istemez ara ara...

- komedi olurdum olduğum kadarıyla...

- korku olurdum kendimden korktuğum kadarıyla...

- ama trajikomik olmazdım ne olduğunu bilmez gibi...



-aşk olurmuydum...? zaten ööle değil miyim?


her aksiyon filminde kesinlikle aşk olmaz mı.. kahraman adamın illaki kötülerden kurtardığı o güzel bayana sonunda duyacağı sewgi ilerde büyüyüp kocaman bi aşka dönüşmez mi... ya da dramlarda hep aşıklar gülmez mi film biterken.. ya da komedilerde iki aşığın başından geçen saçmalıklar anlatılmaz mı çoğunlukla... ya korkularda korkarak sarılmaz mısın sewdiğine.. ?


zaman hala akıyo hatırlatırım...

Ekim 24, 2007

hmm cevap mı, bi sn burda biyerdeydi ama...


..... şimdi düşünme zamanı. olayların gidişatlarını, sonlarında neler olcağını çıkarım yapma zamanı.. yoksa kafayı yer insan.

düşün ki biri var. ama sadece warlığından haberi war. ondan haberi olan birileri olup olmadığını bile bilmiyo.. sadece düşünüyo ama düşünmenin de ne demek olduğunu bilmeden, e ne de olsa insan, onu izleyen ve sadece küçücük bi el hareketine bakan kuştan bi farkı olmalı di mi... soora aniden bi el şaklaması veee ta taaaa... warsay ki o adam sen oldun...

ada war bi tane. kocaman. ıssız. kalakaldın tek başına, el şakladı ya. düşün die bırakılmışsın.. doğru şeyi düşünürsen kurtulcaksın ööle hissediyosun. nası geldiğinin önemi yok senin için. sadece bugün o gün we sen adadasın. sorgulamadan kendini sööle :


ne alırdın yanına, sadece bi hakkın war..?

Ekim 23, 2007

Ekim 21, 2007

oy oy oy.. :D

bu nası bi sezondu bu nası bi çekişmeydi wallaa bitmesin istedim.. son 8 senedir ilk defa son yarışta 3 pilot birden şampiyon olma ihtimaliyle çıktı bu sene.. şööle ki;



Hamilton -107
Alonso -103
Raikonen -100 puandalardı...



(puan sıralası şööle 1.-10 2.-8 3.-6 soora 5-4 die gidiyo... sööliyim de hesaplayın şansını raikonenin..)


Raikonen o kadar fazla puan kapatarak geldi ki bu son yarışa inanamazsınız.. ihtimal werilmiyodu sezon ortalarında Mclaren kendi arasında çekişcek Ferrari duman içinde kalcak diyolardı.. amaaaa ilk önce, sezonun bitmesine daha 3-5 yarış kala ferrafi ilan etti şampiyonluğunu.. we bu son yarışta yine ferrari adından baya baya söz ettirdi.. imkansız denilen olay (hamilton ın yarış dışı kalması ya da puan alamadan bitirmesi we aynı zamanda alonsonun yarışı gerilerde tamamlaması we az puan alarak raikonenin de 1. bitirmesi olayı) nası gerçekleşebilirmiş, nası imkansız yokmuş gördük walla... daha başlarında hamilton ın teknik sorunlar yaşayıp yarış dışı kalayazması sonradan azcık toparlayıp dönmesi we alonsonun istediği gibi gidemeyip sürekli geçilmesi we yawaş kalması raikonenin starttaki atağı.. off anlatamıyorum ki bile.. o kadar eğlendim ki... kaç köşe olduğumu bilmiyorum walla... bu nası bi sewinçtir nası bi heycandır neden bööle oldum ne kattı bana bilmiyorum ama harika süper mükemmel bi yarıştı...


şimdi gel de bekle taaaa marta kadar.. ama aklıma koydum bu sefer düzgün bilet alıp düzgün yerden seyretcem istanbuldakini en azından.. en azından düyorum çünkü monako dakinde gözüm war bu sene:D erken bilet alınınca ucuz oluyomuş:P ööle yani.. :)))

zor!!

pencereden dışarı bakıyorum, yağmur var.. şakır şakır yağıyo.. sesiyle huzur buluyorum içime toprak kokularını çekiyorum ki aklımdakileri o temiz hava alıp götürsün..
artık sevdiğim şeylerden uzaklaştırılmak istemiyorum ya.. yine bi neden bulup hokeye bi kulp takıp bırakmaya zorlanıyorum ve bu her zamankinden biraz daha fazla çünkü kendimi sawunma hakkı bile verilmiyo önceden yapılanın aksine.. neden de, bi küçük kavgamsı boğuşma..
abartılıyo gibi geliyo, sonra onlar açısından düşünmek isteyip kafamı yoruyorum ama çözüme ulaşamıyorum. empati gücüm hokey sewgimin altında eziliyo.. çevremdekileri mutsuz etmektense- özlellikle de en değer verdiklerimse bu kişiler, sanırım en doğrusu artık kendi sevdiğim şeylerden uzaklaşmak gibi görünüyo.. söylemi bile karmaşık ve adil değil gibi ama heralde bu karar en faydalı olanı... gel de açıkla şimdi hadi...

Ekim 20, 2007

mı?

ewt war yukarda...
güle güle..
peki..
naaber..
bişi..
ööle olmalı zaten.. ewt ewt tam olarak böyle dewam etmeli..
yallah..

Ekim 16, 2007

lazım heralde...

ne garip insanlar war ya, yüzüne ayrı kıçına ayrı dawranan.. ne kadar da yakınında olduğunu sansan da aranda onla uçurumlar olduğunu bilip de çaktırmayan.. sürekli "gibi" yapan.. yazık... hayatta başarılar...

Ekim 14, 2007

sakin sessiz pazar...



oooh bea pazar yine.. kahvemi yudumlarken arkadan gelen hafif müzikle birlikte oturmak odamda, kendi dünyamda... hava kapalı etraf gri.. düşünceler dolanıyo kafamda, beni yormadan üstünden geçiyorum olayların, kendime zarar wermeme kararım war bugün, pazar ya:) bayramda, uzaktaymışım da ailemin yanına gelmişim gibi hissediyorum.. uzun zamandır ewde bu kadar wakit geirmemiştim, özlemişim! ders de çalışmak istiyorum ama sanki onu heryerde yapabilirmişim gibi hissediyorum ne biliyim, okulda kütüpanede çalışırım ama odamda zaten az oturuyomuşum gibi geliyo..

olayları oluruna bırakmayı, insanları oldukları gibi kabul etmeyi, dawranışlarımı düzenlemeyi, herkese aynı değil de onun hakettiği kadar dawranmayı, "aman üzülcek bişi demeyim" dememeyi öğrenmek durumunda olduğumun farkına varıyorum bugünlerde.. evde olduğum şu 2 günde düşünme fırsatım da oldu bazı şeyleri ve cidden küçük şeyleri kafama takmamam gerektiğini anladım. insanları istediğim gibi yönlendiremem ama bana karışamazlar dedim o halde takma sen önüne bak, nası istiyosan onlara karışmadan onların da sana karışmasına izin vermeden yaşamana bak dedim kendime.. iyi demişim di mi..:))

Ekim 13, 2007

mongol oldum evet evet artık mongolum...

Ekim 01, 2007

git tabi, buyur... haa bi dakka kapı o tarafta değil...

Eylül 25, 2007

karanlık.. görünmüyo gittiğim yol kaybolmamak için çabalasam da sanırım olan olmuş.. dalga sesleri geliyo, kumdan insanlar... ufacık bi rüzgarda onlar da yok.. yalnız mıyım burda? yok mu kimse? war, olmaz mı.. ama rüzgar işte naaparsın.. ne zaman, ne yönden nası esceği belli değil.. wah.. kumda yürümek zor bilindiği üzere.. ne gerek zorlamaya di mi.. yürü git işte nereye gitceksen. neden çılgınlık yapcan ki. yapma..! mutlu ol yaw mutlu.. kumdan kaleler yap hafif suyundan alırsan denizin daha sağlam olur kurudukça.. bööle vıcık haldeyken bırakırsın ya elini yumruk yapıp alttan alttan... bööle yükselir yukarı doğru soora döklür sen elindekileri dökmeye dewam edersen... küçük küçük kuleler olur uzaktan baktığında yüce bi kraliyet olduğunu sandığın, bakış açına göre.. soora onu yapman için yardım eden dalga yüceleşir onun yüceliğini kabul edemezmişcesine ve alır götürür ona ulaşman için saçını bile uzatmış sevgilinin de içinde bulunduğu kulecikleri.. alçak deniz.. geri ver kulelerimi. vermiyo musun? peki burda daha çok kum war hadi bakalım kim daha önce pes etcek..?

Eylül 20, 2007

söylesem burdan, nereme geldiğini anlamıycaksınız o yüzden söylemiyorum...

Eylül 17, 2007

düşünceler değil mi bizi alıp başka yerlere götüren, geri getirmeyi unutup yolumuzu kaybetmemize neden olan.. hadi bakalım bul şimdi nerden gitceğini baurk bey, nereye geldin kimbilir...

Eylül 16, 2007

sweet home...:)


ıtalya-ıspanya-portekız-fransa-belcıka-hollanda-almanya... 33 koca gun.. we donus.. arkada bıraktıgımız bınbır guzellık we yanımızda getırdıgımız kocaman anılarla..

ozlemedım desem hayatımın yalanı olur..

yanımda oldukları ıcın hepsıne tesekkurler...

Ağustos 06, 2007

kısa bi ara...

olaylar bi anda değişibiliyo di mi.. ben de bi olayım o zaman.. hayatta en değişken şey ne acaba? trafik ışıkları mı yoksa borsa mı yoksa yine zaman mı baskın bu konuda da.. yok yok benim.. her olaya göre değişiyorum iyi ya da kötü sadece karamsar düşünmemek lazım.. ama bu ara daralmış durumda içim.. üzgünüm hem de çok.. bi kaç gündür kötü hissediyorum ne kadar gülsem eğlensem de ( ya da öyle görünmeye çalışsam da..) etksi altındayım hala duyduklarımın gördüklerimin nası ifade edilceğini bile bilmiyorum ne demem gerektiğini nası yardımcı olmam gerektiğini neler dememem gerektiğini.. sürekli arasam ya da aradan zaman mı geçse bilemeiyorum.. bi anda 10 yıl sonra olsa keşke.. hani filmlerde oluyo ya alt yazı çıkıyo "10 yıl soora" diye, aynı mekan hatta koltukta oturuyo başroldeki adam hafif aklanmış saçlarıyla.. ööle olsun istiyorum..

neese...

gün geldi işte.. taa haziranın son günlerinde attığım bi msj.. " abi hazırlan ağustosun 7sinde randevumz war, koş koş..." we cwp: "hehe mal temmuz diiicektin heralde.." hayır cidden ağustostu o kadar uzak bi tarihti ama geldi çattı işte.. yarın 9:10 we 15 itibariyle ne diyceğimizi bilmeden belki heycandan titreyerek başımızı gözümüzü wurcaz italyanlara.. hafta sonu da kanatlanma wakti geldiyo.. heycan hat safhada planlar (çok yapmışsız gibi..) hazır. ama zaman uygunluğunu yitirdi bence.. en olmaması gereken zaman olduğunu düşünmeye başladım ama elden gelen bişi yok eski isteğim istemeyerek de olsa kalmadı gibi ama düşündükçe oluşan kıpırtı hala bişiler kaldığını gösteriyo sanırım...

gidiyorum/z yüreğimi(zi)n götürdüğü yerecesine... kalın saalıcakla... :)

Ağustos 04, 2007

N'oluyo bu dünyaya! Neden sadece dönmekle yetinmiyo..? değişik işte diğer gezegenlerden-en azından bildiğimiz etrafımızdakilerden.. monoton da değil, değişiklikler sürekli, durgunluk yok daha ne! neden insanlarla uğraşıyo neden sürekli bi gel-git var niye sadece 2 gün aynı kalamıyo dünyadaki insanlar neden bugün olan yarın olmuyo ya da olmayan oluyo.. neden hergün ölüm-doğum olmak zorunda? bu korkuyla yaşamamız için mi var dünya? yoksa niye var? amaç? ya da neden korkuyoruz madem "son" aynı, neden ağlıyoruz kaybedince ya da seviniyoruz başka durumlarda? eninde sonunda aynı olaylar bize de denk gelmiycek mi, kurtuluş mu var ki, yoksa o mu kurtuluş? neden düşen uçaktaymış gibi hissediyorum kendimi.. uzaklaşıyorum kendimden iyice sanki çok yakınımdaymışım gibi... uzaklar yaklaşsa da ben neden istediğim zaman gidememişim de gitmediğimi sandığımda ordaymışım?

neden şimdi bu kahve varki önümde? neden kokuyo? birazdan bitcek gitcek o da.. geldi ve gitcek. bunun için de korkmam mı lazım acaba? ya da neden bu gidiş beni üzmüyo da diğerleri üzüyo yoksa üzmelimi de haberim yok? neden her şey/herkes aynı değerde değil gözümde. neden çok sewdiklerim var. neden canımı bile veririm diyebiliyorum nereye verildiğinden habersiz, bazıları için.. yarısını versem de beraber gitsek soora aynı anda? alışmak neden zor görünüyo olaylara neden canım istemiyo alışmayı bazı şeylere. sürekli görsem sevdiklerimi konuşsam, gülsek hep.. neden ağlıyoruz ki. neden güçsüzüz? madem ağlıycaz çok gülünce, o zaman zewk aldığımız, bildiğimiz, eğlendiğimiz şeyler de kötü mü? istemiyorum ağlamak gülmeyimde mi yani?

neden bu adam bişi beceremiyo.. mesela neden döktü bütün kahveyi.. demiştim di mi gitcek o kahve de diye. gelen gidiyo bak! yeni de dolmuyo nereye gitti o da belli değil.. nası olcak bu iş? ben nereye gitcem ya da? niye gitcem? kim sordu? gitmiyorum! göndermiyorum da kimseyi. korkuyorum da söylerken. ama seviyorum etrafımdakileri. kötü düşünmüyorum ki.. geçmiycek işte düşündüklerim ya da istediklerim bu konuda..

neden üzülüyo ki sevdiklerim.. noolcak şimdi mesela? nası gelcek kendine? ne zaman eskisi gibi olcaz? olsak bile içindekiler değişcek mi? hayır! belli de etmiycek çoğu zaman.. üzmek istemiycek bizi de... neden böyle bişey var? madem gitcektik neden geldik ya! yatmıyorum da hatta, yarın tekrar kalkmıycak mıyım, yemek de yemiyelim tekrar acıkmıycakmıyız hatta yatağı bile toplamaya lüzum yok tekrar bozulmıycak mı.. haaa bozulmayabilir di mi doooru düşünemedim, kim demiş o saae kadar gitmiyceğimizi, garanti mi var.. yok! biliyorum. o zaman nası planlı olcaz? neden basbas baarıyolar..? istemiyorum düşünmek ya.. küçükkenki aklımı istiyorum geri versinler ya, büyüdükçe deliriyorum heralde bööle şeylere dayanılırmı ya!!

bu saat neden her baktığımda farklı. onları da sevmiycem yakında, onlar yaratıyo çünkü gitme gününü..

zorundalıktan nefret ediyorum ama zorundayım di mi.. korkuyorum.. gitmekten değil göndermekten..
03.08.07
cuma / 21:07
Konya Yolu

Temmuz 22, 2007

ne demiş yazar.. her şey hayal ürünü.. şuanki gibi.. ben kimin hayallerindeyim ya da benim hayallerimdekiler kim ki..? dünya nereye dönüyo ya da o duruyo da etrafındakiler mi dönüyo ki.. fizikçiyim peki ama inanmayabilirim di mi.. bence o dönmüyo bizi döndürüyo sürekli.. her seferinde biraz daha zarar wererek.. zaman geçiriyo, bizle kafa buluyo işte.. düşünceler o döndürüşler sırasında yer değiştiriyo we saçmalıklar ya da akla yatmazlar çıkıyo meydana.. soora bi de onları düşün de kafa yor da çözüm bul da rahata er. Oldu!

geçen konuşurken insanlarla, yazdım aradaki kelimeleri.. baş wurcaz. gelebilirmiş. düşünüyorum ööleyse yoksun. tek gecelik ilişki. bizi bırakıp gidersiniz. hep! burası son. 24. benze. maç. cuma. 12. uçak. pencere kenarı. güneş-ay. deniz. deli..

off zaman su gibi akıp geçiyo ama ben o suda damla olmak yerine tamamını kaplıyıp istedim yere yönlendirmek istiyorum etrafı.... bencilim..!!

Temmuz 15, 2007





geldim ne diyeceğimi bilmeden.. gidicem yine aynı biliçsizlikle.. bakıyorum etrafa göremiyorum belki de göremediğimi sanıyorum asıl gerçeği kabul etmektense.. günler hızla akıp gidiyo her zamanki asilliği ve umursamazlığıyla, o kendi haline bakıyo kendi işleyişine sen ne yaparsan nası ayak uydurursan uydur..

insanlarla saatleri bağdaştırıyo yazar kitabında, "saatin kendisi mekan yürüyüşü zaman ayarı insandır" diyerek.. ama ben ayar tutturamıyorum işte her zaman aynı ayarda olamıyorum.. bozuk saat bile günde iki kere doğru gösterirmiş ama ben göstermiyorum, tam gösterceğim zamanda ayar değişikliği olursa olmaz tabi..bilmiyorum zamanla nası baş etcem ama seviyorum onu çok o beni umursamadan dönse de sabahtan akşama..

Temmuz 03, 2007

sarayda boşluk..?

nası olur kii.. bi insan nası bu kadar cani olabilir.. bu KOSINSKI beni hem kitaplarına bağladı hem de karakterlerinden nefret ettirmeyi başardı.. amacı da bu zaten, bu dünyada olup bitenleri, herkesin bildiklerini ama söylemeye bazen çekindikleri ya da benim gibi söylemeyerek akıllarına getirmek istemedikleri binbir türlü olayı sansürsüz bütün açıklığı ve kirliliğiyle hikayeleştirmek, hem de bütün olaylar hayal ürünü diyerek.. aslında bu olayların gerçek olmaması su götürmez.



bi "çocuk"(!)... savaş sırasında bütün insanlar etkilenmiş tabi savaştan kimileri ailerlerinden uzakta çalışmayı göze almış onların açlığını gidermek için, kimileri hasta evlerinden çıkamıyolar ama devlet ne derse onu yapmak zorundalar ellerindeki son imkanları kaybetmemek aç ya da evsiz barksız kalmamak için..



bu "çocuk" ewde otururken yalnız başına bi gün bi telefon geliyo ve babası isteniyo işte notunuzu bana bırakın dediğinde karşıdaki ses herşeyi söylüyo - en erken zamanda başkente gidip "evlerinde kalabilir" belgesini imzalaması isteniyo ( savaştan dolayı boşaltma zorunluluğu olan yerler var tabi, devlet ne derse o!) sonra çocuk bu sesi taklitederek aklınca numaralar çewirip şehirdekileri arıyo ve babası için söylenen şeyleri not aldığı sıra ve üslupla aynen iletiyo karşı tarafa.. karşıdan birsürü yalvarışlar yakarışlar içinde açıyo hemen hemen hepsi, kiminin aylardır beklediği hastane sırasına denk geliyo çocuğun dediği tarih, kimi ewden çıkamıycak kadar yaşlı, kimi oraya gidemeyecek kadar parasız.. ama çocuk diretiyo we gitmezseniz şimdiki ewlerinden de olcakların ve bi daha oturma izni alamıycaklarını sert bi dille diretiyo we onlar yalwardıkça iyice sertleşiyo.. bunla da kalmıyo ertesi sabah ailesi ewden gidince aradığı kişileri tekrar arayıp dediklerine uymuşlarmı die kontrol ediyo ve her seferinde galip geliyo o kadar insanı çiledin taaa dibine soktuğu için mutlu oluyo, eğleniyo..




adam bunu ve buna benzer bi dolu olayı o kadar derin anlatmışki donup kalmamak içten değil okurken ama elimden de bırakamadım.. her olay ayrı bi düşünce aynı zamanda da düşünceszlikle dolu.. boşluk olması adının cidden boşluğa sürüklemesinden geliyo sanırm..



geçenlerde okumaya başladığım we çok kısa sürede yarısına geldiğim diğer kitap "ay sarayı" da beni kendine öyle bi çekti ki ordaki adam sanki ben.. dedikleri ya da yapmak istedikleri kimi zaman aklına gelen fikirler düüşnceler sanki benimkilerle aynı gibi... kendimi kitabın sayfaları arasında dolanırken, o harften diğerine atlarken sanki "alice"in düyarı gibi bi yerlerde dolanırken buluyorum.. insanlar yanımdan geliyo geçiyo onları ne görüyorum ne de sordukları soruları hatırlıyorum ama cevap bile veriyomuşum.. farkında değilim.. merakla dewam ediyorum bakalım..





bu aralar sıkkınlığım artmıştı sinirlerim de gergindi ama güzel günler yakın az kaldı.. kitaplara werdim kendimi mutluyum:) yazmayı da özledim ama yazmaya başlayınca tıkanıyorum herşeyi söleyemiyorum gibi geliyo kalıyorum boşboş.. ama bu kitap özelliklerinden bahsetmesem rahat olmıycaktım, şimdi oldu..:)





görüşerez...

Haziran 26, 2007

süpriz..



hava pırılpırıl ama sıcak.. 3-5 durak önce inip, kavurucu sıcağa aldırmadan, ara ara esen rüzgarla birlikte bi yandan binbir şey düşünüp bi yandan yürürken telefon çaldı.. konuşmaya başladık o anlattı ben dinledim, ben anlattım o dinledi derken bu sıcakta yürünmez bişeye binsene dedi ve ısrar etti bissürü ben de kafam dağılsın die bilerek inmişim önceden bu zevkimi kimse bozamaz edasıyla yürüdüm kapattıktan soora telefonu.. derken 5 dakka soora tekrar çaldı hala mı yürüyosun diye.. ben de saf saf hııı hala yürüyorm az kaldı falan diye cewaplar weriyorum.( bu arada yürüdüğüm yer de çıtır haa.. işe gidiorm aheste aheste yani:) soora oturdum masama yerleşirken içeri girdi telefondaki ses......
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
arası kopuk işte.. oralarını ben de hatırlamıyorum.. bi saat geçtikten soora bile ayaklarm titriyodu yani heycandan sanırım:D gerçekten feci sewindim ama belli edemedim biliosunz çok sewinince ya da üzülünce fazla tepki veremeden takılıp kalıyorum işte.. süperdi ama :)) 23.06.07 13:00 suları..




bi de tekrar balığım oldu benim.. kendimi hazırlamıştım yenisini alcaktım ama cesaret edemiyodum bi petshop a gitmeye sonunda "hediye" bi balığım oldu ki süper kendileri.. ismi "balıg" bayıldım bu isme aynı zamanda da yaratcılığıma.. ööle işte 5 kişiyiz yenidien ewde.. :)



oy ben çok garip bi ansan olduğuma karar wermiş bulunuyorum.. ewe geldim gayet bütün ew halkı beni beklemiş gecenin bu saatine kadar we babam kapıyı açınca ben zili çaldığım için espirisine anahtarınız yok mu beyfendi dedi ben de gayet moron "ilk önce meraba denir" diyip odama geldim we odamdaym hala.. bi anda saçma sapan şeylere sinirleniyorum yaahu ve kırıyorum insanları nooluyo anlamıyorum soora kendime geliyorum.. beni birileri kontrol mü ediyo acaba? uzaktan kumandam falan mı war ki üstünde bööle onlarca tuş olan.. sürekli tawır we hal değiştiriyorum anlamadım gitti...

Haziran 20, 2007

resim tezat!!


her şey üstüste geldi bu ara.. bi not ortalaması tutturmuşum ki sormayın akıllara zarar.. nası yapcam nası düzeltcem die düşünürken bi telefonla daha da bunaldım o gün.. o kadar hayal kurup o kadar plan yaptıktan sonra hepsinin suya düşmesi kötü oluyo tabi. aslında böyle düşünmem benim en yakınımdakilere bi hakaret gibi olsa da elimden gelen bişi olmadı bunları düşünürken.. farklıydı çünkü amaç..bu tatilin bi anlamı olcaktı öyle ya da böyle.. tamam ya da dewam gibi yani.. gelse farklı bi anlam gelmese fatklı bi anlam çıkcaktı doğal olarak ama bu sefer üçücü bi olasılık çktı ortaya.. gelcek ama gelmiycek gibi karışık bi olasılık. wasıf olarak farklı gibi diyim anlayın..herşeyin bu yaz çözülmesi gerekiyodu alıştırdım kendimi buna yaz akıp geçiyo ama ben yerimde sayıyorum hatta çıtırda para sayıyorum..


sıkılmaya da başladım doğruya doğru..



her zaman bana destek olan insanlar-dostalrım war tabi etrafımda.. sürkli benden tek taraflı dinleyip beni tutuyolar.. belki o da haklıdır diorum bazen ama biraz durunca bunu dedikten sora olmaz ööle tabi ben haklıyım we beni tutcaklar diyorum.. bi tane bonbon şekerim war benim o sürekli takipte olayları iki tarftan da izliyo we yorumluyo hem de artık beni de tutmyı bırakıyo gibi.. bişi söölediği yok artık ser weriyo sır wermiyo bzaı konularda beni bile haksız bulduğu çıktı bu son günlerde.. ayağımın altına alma wakti geldi sanırım.. bugün de sürekli yazcak çok şey war ama çıkmıyo içimdekiler derken beni yaz açılırsın dedi:) çatlak..


olaylar hızla değişiyo ama fikirlerim sabitleşti bu aralar.. kendimi tanıyamıyorum bile ne yapmam gerektiğii bildiğim halde uygulayamıyorum. salak gibi görünüyorum dışardan, ne yapcaanı bilmez gibi.. böyle bilmediğim bi şehire gitmişim de kimse bana yardım etmeden hiç bi araca binmeden tabela görmeden kimseye bişi sormadan sadece yolllara bakarak hangisi beni çekerse oraya doğru gidiyomuşum gibi hissediyorum. gittikçe yol ayrılmarı daha da çoğalmaya kafam daha da çok karışmaya başlıyo.. seçeneğim oldundan değil belki ama bu bissürü yol ayrımının en sonunda 2 ana ayrıma warcağını biliyorum we bunu bilerek acıyı ve yorgunluğu en aza indirmeye çalışıyorum işte.. sonuda ya ewt ya hayır demek için çünkü bi yol çıkmaz diğer yol ne bilmiyorum ama çıkmaza girmeyi cidden istemediğmi biliyorum...


artık yeter dememe az kaldığını da hissediyorum ki bunun ilk habercilerini geçen gün gösterdim benden hiç beklenilmedk tepkiyle...dedim ya kontrolümden çıkmaya başladı olaylar çünkü böyle bişey olmasına bu zamana bu yaşıma kadar izin wermedim şimdi ne değişti bilmiyorum...


zaman ihtiyaç war dediğim gibi hem de uzuuun bi zamana gibime geliyo ama ihtiyaçlarımın hepsini karşılamamaya karar werdim her istediği werilen çocuklar şımarık olurlar ya ben kendi içimdekileri şımartmıycam.. elinden şekeri alınan çocuğun ağzının yayı yön değiştirirken gözlerindeki beyazın parlaklığının arttığı noktada dur demeliyim artık...


daha yazılacak çok şey war ama ben tıkandım bu noktada okumadan yazdım neler çıktığını bilmiyorum aklımdan ama bunlar hissetiklerimin we kendime itiraf ettiklerimin bi kısmı.. benden bu kadar...
belki de değil!!

Haziran 15, 2007

yeni arkadaşım oluyoo...:)

sabah heycanıım zirve yapmış bi şekilde dolandım nette/bloglarda... elim telefona gidiyo ama telefonu alamıyorum arıyıp soramıyorum naapcaamı bilemez şekilde ewin içinde dolanırken sonunda dsayanamayıp "eee uygun değilse de barış abi açar heralde, ondan öğrenirim" die aldım telefonu aradım biricik hocamcımı:) telefon açıldı karşıdaki ses rahatlamış ama yorgun geliyodu.. aslında heycanı bebişi bi çırpıda anlatışı sesinin tonundan belliydi.. anlamak imkansız ondaki duyguları ama süper olduğu kesin barış abi nası acaba onu da aramak lazımdı aslında.. bööle gerile gerile dolanıyodur baba oldum die:) çok harika bi aile oldular bence (daha bebişi göremedik ama bu insanların bebişi nası olabilir ki..:) tontişmiş biraz çok sewimlidir şimdi o..:)
o sewimli bebiş ne kadar sewilceğini ne kadar ilgi görceğini bilmeden geldi tabi beraberinde getirdiği huzur we mutlulukla.. nice nice mutlu sağlıklı ailenle birlikte yıllara toprak bebek.. en yakın yazamanda tanışmak üzere:))
"şehrin ışıkları aldatıyor insanı, tam ışıltıya kapılılacakken sabahın ilk ışıkları uyandırıyor beni farkediyorum ki aslında şehir sadece karanlıkta ışıldıyor ve insanı aldatmak için karanlığın çökmesini bekliyor..."
?


an oluyo bakıyorum ki kendime düşünceler denizinde almışım altıma bi kürek bi kayık çekiyorum nereye gittiğimi bilmeden ve aklımda o denizden küreğimin ucundan fırlayıp gelen düşüncecikler var... sonra onlar da birleşiyo bi noktada. herbiri aynı yönü gösteriyo aklımdaki soru işaretlerinin yerini belli eden okların, en büyük bi soru işaretini.. ona bakarken bana diyoki bi ses "ewt seviyosun ama dur!!" anlıyorum ki o anda mantık abi de işe karışıyo sanki hiç bişeye karışmazmış gibi..

boşluktayım en dolu olmam gerekitği anda.. kendimi ifade edemiyorum hem karşımdakini üzmemek için hem de bencillik ederek kendimi.. biliyorum diyeceğim şeyler onu üzcek çünkü elinden bişi gelmiyo ya da gelmiycek ama ben sadece diycem sonra üzülcek we onun üzülmesine dayanamayarak ben de üzülcem.. işte istemiyorum bunu we akışına bırakıyorum sürekli.. akan şeylerde kir, çar-çöp olmazmış hem...

"oysa ben şimdi geleceğe hazırlanıyorum.zaman beni yoğurarak yavaş yavaş şekil veriyor.çocuk zamanla yaşlı bir adama dönüşeceğini düşünmekle korkmaz. ben de kendi oyunlarımı oynarım. krallığımın kadranlarını, saatlerini, düğmelerini ve topuzlarını sayarım"
ANTONIE DE SAINT-EXUPEY

Haziran 12, 2007

DC

huiytt.. günler çatır çatır geçiyo ucundan yakalıyamıyorum yaaahu.. bi bakmışsın p.tesi bi bakmışsın cuma bi bakmışsın çarşamba olmuş... ama burak neler yapıyo? hiç.. koca bi hiç... tatil oldu ne olduğunu anlayamadım bile.. çıtıra girdim "kend paramı kendim kazancam öyle gitcem interrail a" die hernekadar annemler karşı çıksa da çalışmama.. ama ööle ya da bööle ikinci bi çıtır macerası başladı 09.06.07 itibariyle farklı mekan we farklı kişilerle.. görcez bakalım nası geçcek bi ay...




anlatılmaz derecede mutluydum aslında bu akşam... çoook sewdiğim elif hocama gittik emreyle, oturduk sohbet muhabbet.. güzeldi yedik içtik (walla içti emreyle barış abi:) bebişin adını da öğrendik we çok sewdim bu sefer cidden.. (söylemiyim de büyüsü bozulmasın) accayip yaamur yağıyodu gök gürültüsü dinledik dertleştik derken kalktık hocamıza bol sağlık we şans dileyerekten.. ama çok sewimli bi aile olcaklar kısmetse 2 güne kadar şüper olcak :D



soora ewe geldik bişiler yedik yine doymak bilmeyerekten soora dolandı emre nette yatakları yaptık yattık.. dedim biraz da ben dolanıyım nette.. keşke demeseydim.. salak gibi notlara baktım.. amanın bombok.. çok moralim bozuldu neler yazasım wardı aslında ama nefret ettim kendimden yarın da interrail için birsürü hazırlık yapcaktım ama hiçbirini istemiyo artık canıım çok sıkıldım walla nası olcak bilemiyorum yaw çok bunaldım artık herşeyden bu dersler beni kendimden de soğutcak o sürekli gülen espri yapan burak uzaklara gidiyo sanırım bu sefer..


düzelmem lazım ama beceremiyorum daraldım yardım etmem lazım kendime ama uçaktan atlayıp paraşütü açılmayan bi paraşütçü kadar çaresiz hissediyorum, aynı zamanda "açılmazsa getir değiştiririz" diyen satıcı kadar da ukela ve umursamaz.. zaten ööle olmasaydım bunlar olmıycaktı gayette istediğim gibi bitircektim dönemimi gibi geliyo.. tamam herşey olabilir bi dönemden bişi olmaz ben de öğrenciyim iyi zamanlar da olcak kötüleri de ama bu kadarı ilk defa oluyo we ben buna alışkın olmadığım için kakdıramıyorum.. sözlerim içimde patlarken ben sadece kulaklarımı kapayabiliyorum, o gürültüyü bari az da olsun engelleyebiliyim diye..



acı çekiyorum her anlamda belki ben duygularımı çok ifade edemiyorum ama korkuyorum artık kendime çok zarar wercem diye.. birinin bana dur demesi lazım yoksa rotadan sapıp cidden mala sarcam yani.. ama kimseyi dinlememeye de karar wermiş durumdayım nası olcak bilmiyorum girdim bi girdabın içine dönüyorum başım dönmüyo alıştım sanırım..



ama zorluyorum, düşerken belki paraşütün iplerini bi şekilde bağlayabilirim, 3-4 saniye zamanınmın olduğunun farkında olarak...

Haziran 07, 2007


oooyyy.. dünyayı bi sirk gibi kabul etsek hatta etmeden direk öyle olduğunu söylesek ben sanırım ipin üstünde altta ağı bile olmadan yürümeye çalışan bi cambaz bozması gibi bişi pozisyonundayım... belki de jonglör sirkçilerin ellerindeki yere düşünce içinin boş olduğunun anlaşılmasını sağlayan o "güm" sesini çıkaran, dışardan hoş güsel eğlenceli gibi görünen ama içinde bişi olmayan labutum sonunun yerde bittiği... palyaço olsam.. yüzümü boyasam kimse gerçeğini göremese.. hatta abartıp türkiyede bile değil bööle değişik "uzak" yerlerde çalışsam.. ne güsel di mi..


anlayın artık beni yaahu.. anlaşılamamak feci.. bö geldi yeter..

Haziran 04, 2007


ilk defa ders çalışırken güneşin doğuşuyla karşılaşıyorum.. geç kalmışlığın werdiği stress ama başarmışlığın verdiği gururla belkide....

Haziran 03, 2007




dışarda feci bi fırtına çıktı.. pencereyi açıp o toz bulutunun içine elimi uzatmak istiyorum, bilinmezlik içerden elini uzatıp beni oraya çeksin diye...

Mayıs 21, 2007



alıp sırtıma çantamı kendimi çöllere vurmak istiyorum.. böyle dümdüz yürüdüğümü sanıp belki zikzaklar çizmek beki de aynı yuvarlağın etrafında dolanmak durmak..

Mayıs 20, 2007


kendi hapisimde yaşıyorum bu aralar.. ne dışarı çıkabiliyorum ne içeri girilmesine izin veriyorum... çok da istemiyorum aslında. belki de bu bile fazladır daha da içime kapanmam gerkiyodur diye düşünüyorum zaman zaman.. herzamanki uzaklara gitme isteğim her zamankinden daha da yoğunlaşıyo ama bu mutsuz olduğum anlamına da gelmiyo gayet mutlu hissediyorum kendimi, sadece karışığım, biraz dersler biraz insanlar etkiliyo beni.. gökyüzüne her baktığımda kendimi kaybediyorum bağıra bağıra ağlamak geliyo içimden isteklerim bitmiyo bitmiycek gibi de ama net de değiller, ne biliyim anlamıyorum ki ben kendimi siz nası anlıycaksınız. saniye saniye düşündüğüm her şey değişiyo.. bişeyler üstünde uzuun süre düşünemiyorum sanki dünyayı ben kurtarcam gibi o konudan o konuya atlıyorum.. beynimin içinde binlerce bölme var hangi birine girceğimi hangi birine zaman ayırcağımı bilmiyorum.. pazar ya bi de bugün.. iyice düşünceler sarıyo etrafımı bayılıyorum bu güne yahu ben.. eğleniyorum kendi kendime. odamda internette bakınıyorum, perdem açık, karşımda alabildiğine dağ, hava gri.. müzik çalıyo.. mutluyum işte.. ama düşünmeden edemiyorum hem "şimdi"yi hem "gelecek"i.. yeteri kadar gerbiliyorum kendimi evet.. yapcağım ya da yapabileceğim şeylerin önünde kendi kendime engelerimi diziyorum sırayla, farkındayım.. o kadar işin arasında hemen araya başka bişiler sıkıştırabliyorum. aslında sıkıştıramıyorum bi tarafla daha az ilgilenip bi tarafın daha dengesiz kalmasına neden oluyorum ve bu hep en önemli olan kısım oluyo.. "önceliklerin çok farklı burak" diyenlerin sayısı çok fazlalaşmaya başladı.. üzülünce "böyle olmasını sen istedin" diyenler gibi.. haklılarda aslında önceliklerim mantık olarak doğru sıralanmış gibi olsa da değişiyo ister istemez çünkü hevesim kırılıyo bazı olaylar karşısında derlserde bişiler yapmak isterken kötü giden ufacık bişi olunca mesela hemen en geriye atıveriyorum farkındayım ya da kız arkadaş konusunda.. en ufak bi düşünce çook uzaklaşmama neden olabiliyo.. sadece kendimi değil beni sevenleri de üzüyorum.. artık içlerinde tutumuyolar onlar da püskürüyolar suratıma.. ama kızmalarına bişey diyemiyorum.. aklınıza gelemiycek ölçüde " ne düşünüyosun bu aralar pek kendinde değilsin" dendi bana.. geçen bi arkadaşım espiriyle karışık "çatının sahibi olan kadın bile senden daha düzgün giyinmişti" dedi mesela.. biliosunuzdur elinde beş metre sigarasıyla dolanan kadın çatının sahibi.. yırtık pırtık salaş saçma sapan giyinmişim eşofmanlarla bezgin bi şekilde ama içimden öyle kotlar gömlekler güyünmek gelmiyodu son bi haftadır falan.. elimde olsa ya gelmiycem ya da çıplak gelcektim zaten.. istemiyorum artık bazı şeyleri ama ne istemediğimi de kestiremiyorum ya da tam olarak ne istediğimi.. ööle işte.. insanlar değişik velhasıl ama bu aralar ben ayrı bi değişiğim.. mutlu ama karışık baurk..




bi uçağın pervanesinden akan yağ damlacığı olmak geliyo içimden... ya da gökyüzünde ordan oraya savrulan uçan balonlardan- sonunda basınçla patlayacağı kesin olanlardan... ya da ucu bucağı görünmeyen denizin dibinde yürüyen minarelerin dışkısı.. belki de eiffel kulesinden aşağıdaki insanlara gıcıklık olsun die tüküren yaramaz çocukların tükürüklerindeki amilaz.. yok yok pizza kulesinin dibinde acaba bu kule yamuk mu yoksa başım mı dönüyo die düşünen karınca olmalıyım.. o zamn daha çok mutlu hissedeceğim kesin.. ama şu bi gerçek ki mutluyum ben baya- şaka, yalan, düzmece deil.. öyle..

Mayıs 16, 2007

ne bu?

nedir bu ya.. benim nası bi durum, hal, vaziyet içinde olduğumu bileniniz, göreniniz, tanık olanınız, konuşmuşluğu olanınız, dolmuşta yerine bi kişi uzatanınız, kantinde onun için sırasını vereniniz ya da yolda yürürken kafanızı çevirip görmezlikten geldikten sonra peşinden koşanınız oldu mu.. nedir bu ya..

Mayıs 09, 2007

yeter yaw.. herkes aynı anda mutlu olmuyo naapıyım klonlanıyım mı... herkesin yanında aynı anda bulunamıyorum.. ertafımda mutsuz surat da görmek istemiyorum. birilerini mutlu ederken diğerleri neden mutsuz oluyo yaw.. neden millet anlayışsız bu kadar.. bencil olcam artık iyice ben, nedir bu ya!! onları mutlu etcem die kendim mi delircem.. yetti cidden bardak taştı taşıyo... umursamıyorum artık insanları. hadi bakalım.. ne kaybetcem görelim.. giderseniz de gidin artık etrafımdan.. uğraşamıyorum artık çok bunaldım...

mm peynir?


ewt bugün karar verdim ki peynirim ben.. bi an durup alakalı ya da değil bilmiyorum bi labirentin içinde dolanan fare ya da her ne dolanıyosa o olmak istedim.. ancak fare daha ağır bastı we çıkış kapısına da peynir koyasım geldi.. kazananın büyük ödülü olan peynir.. ewt peynir benim.. dolana dolana karman çorman bişi olcağıma sıcaktan erir ama olduğu yerde sabit hiç bişeyle alakası olmayan, kendinden emin, rengi sarıya kaçan bi peynir olurum o kadar...

Mayıs 06, 2007


evveeet bugün pazar!! evimdeyim hatta odamda.. şimdi diyceksiniz sanki daha önce nerdeydin diye ama bu sefer başka.. üstümde ders çalışma baskısı olmadan- nerden çıkardıysam bunu da :) - huzur içinde yatağımda yatarken internette biyerlere girmek müzik dinlemek ooh... özlemiştim bunu hem de çok.. çıkmak istemiyodum bi yere ne dün akşam ne de bugün.. hatta 'hayır' demeyi bile öğreniyorum sanırım. dün gece için çok fazla dışarı çıkalım baskısı kurulmaya çalışıldı üstümde ama ben oda aşkımdan dolayı gitmedim:) garibim di mi.. kimilerine göre baya baya ama kimieri bana hak vercektir..:)
dışarda güneşli bi hava, sanırım bulutlu ama olsun.. 'ben pazarım' die bağırıyo.. hayal kurulması gereken bi gün bugün bence.. oturup pencerenin karşısında karşıdaki dağları seyrederken kurmak bişeyler.. mesela yazı mesela diğer yazı hatta diğerini diğerini.. hayal kurmak güzel ama kendini kaptırıp gerçek dünyada olduğunu fark ettiğin o milisaniye en sıkıcı bölümü.. alice gibi olasım war benim yahu.. kendi harikalar diyarım olsa mesela.. istediğim zaman gitsem orda birsürü insan dışı arkadaşlarım olsa.. yanımda bi kaç kişi dolansak yeni yerler keşfetsek ne güsel olurdu.. ya da peter pan olsam.. istediğim zamn uçabilsem kanat falan çırpmadan.. dünyanın çekirdeğine karşı gelsem.. sorgulanmadan dolansam etrafta..

gitmek istiyorum sewdiklerimle böyle.. alıp elimize küçük küçük paraları aşk çeşmesinden sol omzumuzun üstünden atmak onları ya da eiffel kulesin üst balkonunda dururken altındakinden fotoğraf çekilmek, ya da sen nehrine taş atmak ya da cannes de denize girip monaco da kraliyet malikanesinin önünde yürümek istiyorum bu pazar...

paten kaymak istiyorum pazıl yapmak istiyorum film izlemek itiyorum kitap okumak istiyorum sohbet etmek istiyorum istiyorum istiyorum.. pazarları çok seviyorum.. gazeteler bile coşuyo pazar günleri birken bin oluyolar.. onu bile sewiyorum böyle on kilo gazete:) kahvaltılar uzuuun oluyo mesela.. eskileri anarak güle oynaya gün içn planlar yapmak.. insanlar görüyorum pencereden.. kimileri ele ele koca koca insanlar yanlarında çcoukları altlarında spor kıyafetler dolanıyolar kimleri bisiklet sürüyo falan.. pazarlar mutlu günler..

sanırım sınavlar bitti diye bi rahatlık çöktü bana :D bi e duygularımdan tam emin olsam ne hissettiğimi bilsem duygusal olaraktan bu pazar çok daha güsel olcaktı ama olsun o kadar da..


mutlu pazarlar diliorum ve gidiyorum efem... :D

Mayıs 02, 2007

off.. çok daraldım yaw. üstüme üstüme dönüyo dünya.. başım döndü artık sanırım tuttu beni.. etrafımdaki olaylar feci boyutlara ulaştı yaw artık.. hem fiziksel hem zihinsel hem duygusal çöküşteyim.. mesela belim kırılmaya yazdı.. acı çekiyorum günlerdir. o anı unutamıycam sanırım uzun bi süre çünkü cidden bi daha yürüyemiycem sanıdım. sıcacık ya da buz gibi soğuk su dökülmüşte sanki üstüme uyuşmuş belden altım gibi kalakaldım yerde.. hemen doktorlar geldi ambulans falan bişiler diolar başımda.. dedim durun bi annemler çıldırmıştır şimdi tribünde haber werin iyiyim ben!! ama değilim işte.. kas spazmı mıdır nedir geçmek bilmedi.. doktorla kawga da ettim bişi demedi sanırım sewmedi beni iyice ilgilenmedi bakmadı soora neyim war die başından sawdı. nası paranoya..
soora,hastanede röntgen çekilmeyi beklerken koridorda gördüm onu.. heralde dedim heryerde onu görmeye başlıyorum nooluyo..:)
meğer herkes gelmiş ne kadar duygulandım anlatamam acımdan ağlayamamıştım bile ama o sahne beni benden aldı cidden.. iki elin parmakları anca yetiyodu saymaya.. hastanede moralimin yerine gelmesi için yapılan şeyler, anlatılanlar bizi hastaneden yaka paça atcak kadar abartıydı aslında ama çok mutlu ettiler beni..

istanbul ted şampiyon oldu.. benim belimi bu hale getirdikten sonra çok kutlamak istemedim onları aslında ama büyüklük bende kalsın dedim işte:P iki hafta sonra sahalardayım tekrar.. [bizimkleri ikna edebilirsem:( bu sefer çok kesin konuşuyolar.. sanırım milli takıma giremeden hokey kariyerim bitcek..:( ]

zihnimde de bi o kadar spazm yaşıyorum aslında.. okul deseniz çok kötü gidiyo çalışmak gelmiyo içimden olmuyo da zaten ama şu meşhur 'söz' lerim war ya hem kendime hem ailme werdiğim onlar getirdi zaten beni bu hale.. rahat olamıyorum dawul gibi gergin gergin dolanıyorum ortalıkta.. birilerine kesin patlıyorum.. ne kadar yakın olursam olayım..
geçen gün kendimden nefret ettim aslında çok feci bi gündü pazar günü.. yatağımdan hiç kalkmamam gereken bi gündü ama dayanamadım takımımı zaten yeterince yanlız bırakmıştım we en aznıdan onların yanında olduğumu göstermem gerekiyodu.. gittim maça gözlerim dolu doluydu zaten maç sırasında.. düşünsene tüm yıl o gün için, finaller için çalışmışsın ama final maçında oynayamıyosun takımın senden mahrum.. çok acı çektim cidden belimin ağrısı nerde kaldı.. gerginliğimle birleşince de patladım canıım arkadaşıma hem de hiç haketmediği bi şekilde.. ne kadar üzüldüğü gözlerinden belli oluyodu ama kırılmadım diebiliodu hafif gülümsemeye çalışarak.. ama ben yedim içimi resmen neden neden neden? gerekiz yere çok çok çok sewdiğim insanları neden bu kadar üzebiliyorum, nasıl.. gönlünü aldım sanırım sonra ama olsun çok utanıyorum mahcubum da.. birikiyo salak saçma şeyler soora üzüyorum sewdiklerimi..

duygularımı annatmak için sanırım yeni gineli bi tercüman bulmak gerekcek-htta yeni de deil en eskisinden- çünkü bu ne türkçe ne ingilzice ne de bilindik bi bilde ortaya çıkcak gibi.. anlamıyorum kendimi ben.. ne kadar da yakın olsam ne kadar da güzel wakit geçirsem hala soru işaretleriyle doluyum.. gitmiyolar.. nası gitceklerde bilmiyorum..
güsel ama ilerleyiş.. etrafı takmadan yaşamak, ne derler nası düşünürler önemsemeden.. zaman lazım diycem tabiki herzamnki gibi..

zaman.. hızla akıp geçiyo...

Nisan 20, 2007

o muheteşem ayın altındaki harika yıldız... pırıl pırıl bi gökyüzü ve düşünceler...

Nisan 18, 2007

uzaklar.. sürekli uzak yerler geliyo aklıma. gidip hiç bişey düşünmeden sadece o anı yaşayıp o andan keyif almak. belki yanında sevdiğin biri.. elele tutuşup yürümek sadece.. sıkılmamam gerektiğini düşündüğüm zamanlarda olsam da sıkılmaya başlıyorum heralde yine..

Nisan 12, 2007

kıskanır mıyım ki? çok konu oldu bugün kıskanmayla ilgili konuşurken. acaba dedim kendime.. çok kıskanç bi yapım olmadığını düşünüp "yok canım kıskanmam" dedim ilk önce ama sanırım potansiyelim bi hayli yüksek... karşımdakini bıktırcak kadar olmaz sanırım ama olcak gibi-yeni yeni başlıyo en azından. ama karşımdaki de çok umursamaz değil hani.. sorduğu sorular öyle ki evet de desen ayrı hayır da desen ayrı zan alltında kalıyosun.. bööle iice düşünüp 'gaussian surface' çizip ondan soora cevap vermek gerekiyo nereleri kapsayıp nereleri kapsamadığına tam emin olmak için.. dün gece bunu anladım.. başladık bi filme baklalım, başrolde biz.. ne kadar güzel ilerliycek film ya da ne kadar yoğun ya da ne kadar derin.. merak, heycan, sorular.. hepsiyle dolu olan bi yoldayım durmamacasına ilerliyorum.. mutluyum...

Nisan 09, 2007

:))

hehe renk geldi baurk'a :D

Nisan 05, 2007


sıkılıyorum... bişiler yapmak istiyorum olmuyo... daralıyorum.. istiyorum çabalamaya çalışıyorum düşünüyorum tartıyorum buluyorum çözüm yolları uygulayamıyorum... küsüyorum kırılıyorum yıpranıyorum akıl weriyorum benim ihtiyacım olduğu yerde.. sewiyorum ulaşamıyorum düşündükçe geriliyorum.. kötüyüm bu ara ama mutluyum hala.. bunu sööledikçe inanmak istiyorum mutluyum mutluyum mutluyum mutlyuyum... muyum?

Nisan 04, 2007

Sil baştan...


yine seyrettim bugün bu mükemmel filmi.. evde sıkıntıdan patlamış ne yappcağımı bilmez dolanırken tv çekti beni.. dolanırken bi kanalda saniyenin üçte biri kadar bile durmadan bi sahne yine aldı beni benden.. buzun üstüne uzanmış, takım yıldızlarla ilgili espriler yapan iki insan.. birbirlerini sewdikleri her hallerinden belli.. ama herşey dıştan görüldüğü gibi değil işte.. "eski" war olayları bozan.. eskiler her defasında olayları bozmalı mı.. her şey eskilerden mi olmalı.. eski olmadan yeni kawramı neden olmuyo.. ya da neden değerlendirme yapılıyo illa iki şey arasında neden bişeyler sürekli bişeylerin arkasından gelmek zorunda oluyo.. neden açıklama yapma ihtiyacı hissediliyo eskiden soora.. yeniye pat die neden başlanamıyo neden hep eskilerin esiriyiz.. neden yaptığımız ya da yapamadığımız, cesaret edemediğimiz eskiler neden bizim yenilerimize engel oluyo, neden herşeyi onlar belirliyo...?

düşündüm yine uzun uzun film bittikten sonra. ben acaba yapabilirmiydim böyle bi şey.. yaşadıklarımdan pişman mıyım..? olmalı mıyım? sonra yapardım'a dönüyo fikirlerim.. ewt yapardım sildirebilirdim aklımdakileri.. hem de bu aralar çok ihtiyacım war öyle hissediyorum.. hatta bazı şeyleri de değil herşeyii ailem we bilgilerim kasın aklımda diğer hiçbişeyi istemiyorum bu aralar.. kafam karışıyo, sıkışıyorum... mutluyum ama...

Mart 31, 2007

hayat..

ne acı.. savaşın içinde doğduğunuzu, olup bitenden haberdar olmadığınızı ordan oraya savrulduğunuzu ve size zarar gelmesin diye ailenizin sizi bırakıp gitmek zorunda kaldığını bi düşünsenize.. ne şartlar altında daha küçücük yaşta kocaman dünyada bi başınıza kimseyi tanımadan.. aynı yöne giden bi adama emanet edilip-hiç bi garanti olmadan- gönderildiğinizi.. amaç ne:size zarar gelmemesi... şansa tanımadığınız adam çabalayıp kalcak yer bulur birinin yanına yerleştirir, onca işin, karmaşanın arasında.. can önemlidir çünkü. siz diğerlerinden "farklı" olduğunuz için farklı gözle bakılıp sizinle konuşanları ya da yardım edenleri de zor durumda bırakırsınız.. tek farkınız renkli gözlü ve açık tenli olmamanızdır.. sora ne kadar çok sewdiiğiniz sizin iyiliğinizi düşünen ailenize beni neden bu renk doğurdular die demediğinizi bırakmazsınız.. günler tanımadıklarınızın yanında kölelerden daha beter durumda geçmeye başlar daha 7 nizde bütün işler omzunuzdadır. bunlar yetmez gibi her zaman dayak yersiniz ama ne dayak. dayanamayıp kaçarsınız sonunda biyerlerden- kendi ayaklarınızın üstünde durmayı öğrenmiş gibi.. değişik yerlere gidip her gittiğiniz yerde zorla olsa da kalcak yer bulup sadece yemek karşılığı, karşılığı ödenemez işlerin altından gelirsiniz ama 7nizdesiniz! ve dayaklar.. sürekli yenen dayaklar.. artık eksiklik wercek derecede gelen dayaklar.. küçücük beden sırf gözleri renkli değil diye nelere mağruz kalır.. yine kaçarsınız.. yine yine yine.. her defasında aynı hatta her seferinde daha kötü bi süprizle.. düşmanlar kaldığınız köyleri basar yemek alırlar ordaki halktan ama sizin orda olduğunuzu bilseler o köyde adam bırakmıycaklarını bilirsiniz.. kaçmak zorundasınızdır artık.. geliyolar.. her gittiğiniz yerde feci işkencelere karşılık wemek isteyen yaşı önemli olmayan kadınlar çocuklar.. tecavüzler.. o küçücük yaşta gördükleriniz hayatın ne olduğunu anlamanıza yardım mı eder yoksa etmezmi.. çözemeden dewam kaçmaya.. sizi bulmamalıllar..
yenen dayaklar artık dilinizi yutmanıza neden olur.. konuşamaz olursunuz ama kaçmaya bi yerler bulmaya dewam edersiniz.. her defasında oyun yaptığınızı düşünüp hırpalanırsınız feci şekilde.. ama çıkmaz o ses ne yazık ki.. kar kış sıcak soğuk bişey fayda etmez.. kaçmak gerek heryerden.. çünkü farklısınız ama neden?

şans güler artık.. geç mi kalmıştır acaba ya da erken/beklendmedik mi gelir.. o bölgeye gelen sawaşçılar karşı taraftandır we korurlar sizi.. çok sewersiniz içlerinden ikisini.. her an iyiliğinizi düşünüp bişeyler öğretmeye çabalarlar.. sawaşı kazanırlar soora.. sizi bitmesine yakın sizin gibi bütün çocukların gönderildiği bakım ewlerine gönderirler.. belki aileniz gelir alır sizi orda- hala hayattalarsa...

gelirler.. tanımazsınız. yıllar gemiştir we artık onlara laik olmadığınızı ya da onlarla yapamıycağınızı düşünürsünüz ama sıcaklıklarından kopamazsınız.. kendinizden de wazgeçemez iki tafafı da mutlu etmeye çabalarsınız.. sonra olmadığını görüp onları da ikna edip uzak bi tanıdığa gönderilirsiniz tekrar ama bu sefer isteyerek we farkındalıkla.. kendinizi kaybettiğinizde gelen bi kazanın ardından hastane yatağında açarsınız gözünüzü feci çalan bi telefon sesiyle.. karşıdaki ses o kadar canayakın we cewap werilesidir ki boğazınızda bombalar patlarmış gibi ağrılar olsada ses çıkıwerir o an.. mutluluk..

ama hayat kalıcı hasarlar bırakmıştır onca yaşanan we şahit olunan işkence soorası... en kötüsü de hayatınızı en doruk sewiyelerindeyken hem de dayanılamazlıklar içinde kendi kendinize bitirmenizdir.. hayat haksızlık etmiştir size ama haklı çıkan yine o olur.. hayata bağlayan tek warınız sizi bırakıp gittikten sonra dayanılamaz we inadınız buraya kadardır.. o kadar çaba boşadır we arkanızda bıraktığınız bi notla işlenirsiniz beyinlere..


"Her zamankinden daha uzun bir süre uyuyacağım. Buna sonsuzluk deyin." J.K.


okurken insanınn insan olduğundan iğrendiğini hissetiği anlar yaşamasına neden olan kitap.. harika..

Mart 25, 2007

huzur...:)

karar werdim yaw.. rüyamda bile düşünmüşüm gece sabah anladım.. artık rahat bi insan olcam. etrafı çok takmıycam ve stressten olabildiğince uzak durmaya çalışcam.. sonuçta naapıyosam kendime yapıyorum iyi ya da kötü. kimse benim dememle kendini değiştircek değil ya.. öööle kabul etcem artık. çok sorgulamıycam olayları da.. her yaptığım şeyden max. keyif almaya bakcam. çok kulak asmıycam etrafa kendi kendilerine konuşsunlar. ama bunu onlara belli etmemeye karar werdim. surat asma da yok.. mutluyum işte.. her ne kadar yanlış annaşılsam da mutluyum.. sonuçta kendim eziliyorum kendimde sürekli. buna bi dur demek lazımdı we diyorum işte "Dur!!" bağırsın çağırsın etraftakiler, gülüşsün eğlensin, naaparlarsa yapsın artık tek bi tawrım olcak.. mutluyum ben :D

dün geceden şimdiye bişiler deişmiş bile bak :D




en azından deniycem.. ;)





stress sana sesleniyorum.. hadi bakalım hodri meydan!!!

Mart 24, 2007

nefret ediyorum...!

herkesten, başta kendimden...!!

Mart 21, 2007

istanbul..


f1 den ibaret oldu benim için.. son 1 sene içinde ne zamn gitsem f1 odaklıydı.. izmit deplasmanından soora aklım kaydı o tarafa.. bu kadar yaklaşmışken neden gitmeyim ki.. neden mi formula 1 war ertesi gün.. ya seyredemezsem.. gezmeye dalıp kaçırırsam.. etraftakiler beni kandırıp seyrettirmezlerse.. o yüzden çok düşündüm.. ama karar werdim uzun aradan soora.. gidiyorum.. gittim de.. ne mi yaptım f1 izledim.. dierleri altını üstüne getirmiş istanbulun.. sorun bakalım en çok kim eğlenmiştir.. tabiki ben bence..:) bana yetti iki kere üstünden geçmek o mükemmel boğazın.. her gittiğimde" ben buraya yerleşcem arkadaş.. canım sıkılınca yüriycem şurda seyre dalcam sisli istanbulu" diorum, hayırlısı.. sewiyorum aslında ama korkunç da, kocaamaaan.. o kazan ben çay kaşığı yutar walla... kısmet bi dahaki f1 e ama o zamn da buralarda olmıycam gibi bakalım.. f1 seyretcek yeni yerler bulmalı :D

Mart 14, 2007

naapmak lazım..

sööleyin ne yapmam gerek...

Mart 12, 2007

güzel?

"ee nerdeymiş o güzel.. kalbimi alıp uzaklara götürcek güzel. kırlarda dolaştırıp, denizlerde yüzdürüp, göklerde uçurup hiç yere indirmiycek o güzel.. nerdeymiş?
haaa yokmuymuş ööle bi güzel.. pardon meşgul ettim sizi de aferdersiniz iyi günler..."

diyip vurup kapıyı çıkar baurk...

bi kırık kıç, bi asist, iki de mükembel ceza...

ewt özetledim kızıl kaplan maçını size :D aynen bööle bi maçtı benim açımdan. doydum maçta gol yemekten, 18-2 de olmaz ki cnm... :P

iirençti çoğunlukta olduğu gibi moralim/konsantrasyonum (sedece bi maç mutlu çıkmıştım).. soora ardarda goller gelmeye başlayınca kendimi tutamayarak ilk arada sööledim içimdekileri "diğer köşeden 3 tane gol yedik haybeye, ikisini de benim tutmamı mı bekliyosunuz" die.. soora baarışmalar, üstüne alınmayıp birbirine suç atmalar.. iice değişti bunlar... ne dediklerini bilmez oldular.. kendini büyük görmeler, kızları geçtiler yaahu birbirlerinin kuyularını kazmadıkları kaldı, sanki neyse.. ne ispatlıycaklarsa.. soora benim de sinirlerim boşaldı bende bağırdım onlar bağırdıkça.. moralimi düzeltebilene aşkolsun. soora önüme gelenden çıkardım hıncımı 2 kere çelmeden ceza aldım adamlar hawada bi kaç kez dönüp düştüler falan filan.. zaten hassas (fiziksellikten bahsetmiyorum) bi insanım, ısınmaya çıktığım ilk dakka içinde düşüp kıçımın sağ lobuna ağır hasar wermişim onun acısı içinde elimden geleni yapmaya çalışırken bi de milletin dırdırını çekemiycektim.. belliydi böyle olcağı ama sanırım ben hokeyi sırf bu yüzden bırakcaktım gerisi hikaye.. maçta da adamlar beni düşürüp aynı lobun üstüne 2. kez düşünce de ip iice koptu zaten sinirlerim iice gerildi.. ama gel de inandır işim gücüm yok da onların ilgisini çekmeye çalışcam.. laf...( böle düşünülüyodur allah bilir..)

bi kere pas alamadım yaw, bi kere.. ayıp bu kadar da olmaz soora bağırsınlar birbirlerine.. hocanın we ferhatın hatrı olmasa kalmam ben bu takımda onu biliorum yani.. her maçtan soora gurur werici şeyler duymak cidden hoşuma gidiyo we daha da hırslanıyorum.. hoca bana bu kadar güvenirken bırakıp gitmek olmaz.. kaç sene daha okulun dewam etceğini sorup daha 3.5 yıl war diyince gözlerinin açılıması we oooo die bağırması çok çok mutlu ediyo... soyunma odasında dedikleri ayrı zaten..: "yakında istediği takımda istediği ligde oynayabilecek sewiyeye gelcek burak..." şüper şüper...

sewiyorum, dayanıyorum, ezilmek istemiyorum.. iyi niyetim suistimal edilmemeli.. hep bundan kaybediyorum bu sefer olmamalı.. sıkkınm zaten uuraşmasınlar benle...

Mart 11, 2007

deledülüde...deledülü...


telefon çalar.. karşıdaki ses bütün sevencenliği, içtenliği we alakasıyla konuşmaya başlar.. hayır denemez o sese imkansızdır.. saat kaç olursa olsun gidilir yanına gidilmeli de.. o kadar zamn olmuş görüşmeyeli, yarım saatcik bile yeter..

tuuçecim aradı beni bugün.. hadi buluşalm die ben sizin oraya geldim bak çok yakın olduk die.. ama ben ewde değil arabadan cevap verdim ona bizim kızların maçı wardı.. içim buruk kalakaldım ama gelince mutlak arıycam dedim ve ewe gelip yorgunluğa ve saate aldırmadan aradım.. eski günler canlandı tekrar.. salıncaklarda sallana sallana gecenin içinde ışık olup aydınlattık heryeri o azcık zamn aralığında.. "geçen satürnü gördüm ben"dedim ardından da "sana slmı warmış" diyesim geldi hatta geldiğiyle kalmadı çıktı laf soora o güsel suratcık başladı gülmeye ama nası... haklıda çünkü ondan önce eski arkadaşları anıp hatırlıyoduk eskileri ben birden gökyüzüne bakınca aklıma geldi öle oluverdi:D soora eskiler dewam etti ve tabiki gülüşmeler.. yanındayken gerçekten mutlu olduğum az insan olduğuna karar werdim.. aslında çok az da sayılmaz baya baya war ama ne biliyim sanırm bi kaç ağır basıyo ayrım yapmıyorum ama ööle...

uzaklaştın dedi biri bana bi de bugün "sessizlikten" çıkıp.. ben de acaba dedim ama yok yok yanılmıyorum ben benimle alakalı olması çok uzak bu konunun.. bişiler hissetsede tam olarak ne olduğunu o da bilmeden bende buldu kabahati. ama olsun sanırım sorun yok elimden geldiğince onla da wakit geçirmeye çabalıyorum aslında ama beni iten halkaları war etrafında tıpkı satürn deki gibi ama bunlar zıt onunkilerle o halkalar beni benden alıyo.. eee halkadan halkaya fark war...
bakalım...

haa yarın kaç tane atıyım bu sefer de siz söleyin:P

hem hocayım ben.. senli benli konuşmayalım nüffen:D (azcık da megolamanyak ama azcık bi de mutlu ama o az değil çok...:D )

Mart 10, 2007

deniz..

şişenin içinde üstüne bissürü şey yazılmış kağıt parçası olasım geldi...

neese...

hızla akıp geçiyo ...

altım temiz sırtım pek, ne güsel de yaparmışım kek...

annaşılmam imkansızmış gibi gelsede annaşılabilirim.. belki annayabilirler ama kesinlikle yanlış.. yanlış anlarlar beni, bi sen annadın sen de yanlış annadın gibi olur ama bi "sen" annadın die bişi yok. iddalar kendimde war ama bi kawuk doldur(a)mazlar... olmaz çünkü ortada fol yok, yumurta daha kuluçkada, en uzun süre yatan haywan yatıyo üstünde.. bırakın anlamaya çalışmayın beni o yüzden, bööle güsel herşey.. yanlış anlıycaanıza annamayın..

haber bekle ki gelsin.. hadi geldi dielim ortalığa dök ki gelişsin.. hadi gelişti dielim, ne kalcak yapılası.. hiç bişi.. o zamn dewam.. bekle belki...

Mart 08, 2007

akıl akıl gel bana takıl...

eeleniyorum gülüyorum derken "hoop ne iş nooluyoruz" diyorum "aklıma bişiler takılmıştı benim.. moralimi bozmam lazım neden gülüyosam" diyip onları düşünmeye başlıyorum. eninde sonunda buluyorum soora tamamdır şimdi devam edebilir hayat diyorum ve ediyo.. beni mi dinliyo da ediyo yoksa kendiliğinden mi çözemedim...

Mart 07, 2007

aslında olay ne bilio musunuz : ... neese...

Mart 04, 2007

Satürn'ü hissetmek...

dün gece 23:30 sularında tanıştım Satürnle...
inanılmaz derecede beğendim ki bu beğenmemi o kadar insanın orda olmasına aldırmadan değişik hareket we mimiklerle kendimden geçerek gösterdim.. çok çok küçük olarak karanlığın içinde bi nokta gibi görünüyordu. aslında bir noktadan çok daha öte o etrafındaki buz parçacıklarından olan halkaları görebilmek gerçekten mükemmel bi duygu :D


ay tutulmasıydı fizik çatısında gecenin o saatinde olmamızın asıl sebebi. tam tutulma olcaktı ve bidahaki 2011 yılının haziran ayında olcak.. bu kaçırılmaz fırsatı daha derinden- teleskoplarla- gözlemek ve uzayın daha ayrıntılı bilgisine sahip olmak amacıydı benimkisi ki bulutların el verdiğince gerçekleştirdim de denebilir.. sabah kalktığımda hawa ne kadar kapalı olabiliyosa o kadar kapalı ve 3 ayın yağmurunu geç kalmış faiziyle öderken, ben deliye dönmüş bi şekilde başka gün yok muydu da bugün yağuyo bu yaamur die bağırınıyodum.. ama akşam sanırım o kadar bağırmamı bana yedirirmiş gibi hawa açtı we gökyüzü yarım saat kadar pırıl pırıl oldu.. ay yawaş yawaş kapanırken belirli araıklarla satürn le olan arkadaşlığımı pekiştirim :) ve zamn tam ay tutulmasının saatine ilerlerken kocaman bulutlar yaklaşmaya we kapatmaya başladı ayı onca kalabalığa inat yapar gibi.. ama dayandık, biz de inat yaptık soğuğa ramen de bi yere kadar.. o baksın çıktı we tam tutulmayı çok çok az izleyebildik.. ama yetti.. süper bi gündü her ne kadar bana çok gergin de deseler ben eğlendim baya. güneş tutulmasını kaçırmamın ezikliği içinde ay tutulmasını seyredip biraz ferahlattım içimi bunu seyretmem gerekti yoksa patlardı kesin içimde bişiler:D


"zamn yolculuğundayız aslında" dedi biri.. gezegenler bizden milyonlarca ışık yılı uzaktayken biz onları çooook yıl öncelerdeki halleriyle görüyoruz aslında.. bunu dün gece farkettim gerçekten. hiç bu şekilde görmemiştim/düşünmemiştim.. belki de şimdi gördüğümüz o ışıl ışıl yıldızlar yoklar orda.. uzayın derinliklerindeki patlamalar bize gelene kadar millyon ışık yılları geçcek.. birine denk gelip o mükemmel görüntüyle karşılaşırmıyız acaba.. kim bilir belki...:))

the number 23


takıntılar... elinde olmadan kapıldığın gerçek olmasını beklediğin ya da kabullendiğin -istemesende- olaylar... hayatını ele geçirip seni yönlendiren, çewrende olup bitene uzaktan bakan, sanki yabancı, o olayla işlişkisi olmayan biriymiş gibi bırakan durumlar.. zaten ne diyo W. Sparrow, kader diye bişey yok. sadece seçimler war, seçersin: iyi ya da kötü... 23 numara...
gerçekten seyredilmesi gereken bi film bence.. zaman üzerine olan dialoglar, her şeyin altından çıkan bi sayı, hayatını ele geçirip yön weren we tamamen farklı birileri olmana neden olan bi sayı.. benim gibi zamana hayran olan, olup biteni ya da olacağı zamana bırakan- ya da en azından deneyen- biri için ilgi çekiciliğinin yanında şaşırtıcı da aynı zamnda.. bazı kesimlerde kendi kendime ya da başkalarıyla yaptığım konuşmaları bulduğum, cidden etkileyen bi film.. çok iyimserlik war filmde. kimilerine yapmacık gelmiştir eminim... ki örneklerini de hemen filmden sooora bunlar aklımdan geçerken gördüm.. ancak filmin ardında onla ilişkilendirip kalan sorular derinliği açıklıyo herlade.. zamanı aşağılamış olsak da...

"Zaman" , hayatımıza yön veren, vermemize ya da vermememize neden olan, dünyayı değiştiren evreni tanımamızda en büyük pay sahiplerinden olan zaman, üstünde sadece sayıların olduğu bi süreç değil mi?