Aralık 31, 2007
Aralık 30, 2007
şu koyduğun resimde siyahlık warya hani ilk baktığında resme ne kadar güzel demene neden olan ve aynı zamanda çok baktığında da resmi bozduğunu düşündüren.. kendime çok yakın hissettim ben miyim ki o.. resim nerde peki... yook.. nerde? yoook nerde.. yooook... (aslında "o" ları her seferinde bir bir artırmak istememiştim ama iyi bi düzen olmuş, sevdim.) nerde? yoooook.. (beeeeş:D ) hadi geçmiş olsun!
neese..
yazık marsa.. 32 günlük daha mutlu huzurlu yaşantısı war.. ama belki de iyi gelir bu sarsıntı ona.. bööle bi titredi mi o açığa çıkan enerjiyle huzura erebilir.. bi nevi elektroşok.. ama açığa çıkan enerjiye yazık.. ben marsın yerinde olmak istemezdim. o kadar boşa harcıycak enerjim yok.. düşünsenize biri arkadan gelip güüüm die kafanıza koca taşı atcak.. etraf kan man.. siz de apar topar hastaneye serumdur iğnedir dikiştir bissürü bitkin düşceksiniz.. yazık değil mi marsa.. kıpkırmızı zaten iice kızarcak yardım eden de yok.. garibim.. çok üzülüyorum. haber de edemiyoruz... ayın arkasında kalmış düşman sinsice yaklaşıyo biz görmeyelim de haber wermeyelim die sanırım.. hadi geçmiş olsun..!
marsın üstünden dünyaya sarkarken ellerimin henüz atmosferden girdiği yerde takılakaldım.. sanırım içerden birinin beni çekmesi lazım.. ama dikkatli bakması da lazım çünkü parmaklarımın hepsi girmedi sadece 3 tanesinin azcığı.. çekerken momentimi iyi ayarlayıp çekmeliler.. kuvvet çarpı kuvvet kolu ya hani o bakımdan.. mesela neden kapının kolu menteşelerin olduğu yerin tam zıttındadır yolu uzun tutup kuwweti azaltmak için bu da ööle.. hadi geçmiş olsun!
haaa artık hongkong saatine göre yaşamaya karar werdim.. ne be bu bööle aynı saat diliminde yat kalk yat kalk.. kaşarlı piza dilimi gibi.. bi ekstantane yok... hadi geçmiş olsun!
çam ağacının altına konulası çoraplar yerine hokey çorabımı koysam olur mu kii.. bence tam süper olur altı da üstü de delik ya hediyem olmaz.. mükembel olur eğlenirim santafeeeeyle..:D hoş onun adı bööle değil ama olsun ben bööle çağırıyorum.. hadi geçmiş olsun!
sewiyorum seni Kurt Vonnegut... eğilerek yazdım bunu, saygıdan.. hadi geçmiş olsun!!
Aralık 27, 2007
Aralık 23, 2007
hani karanlık üstüne üstüne gelir ya ne kadar da karanlığı sevsen de
hani güneş batarken son ışık hüzmelerini görmek için yırtınır ya ayçiçekleri
hani yutkunamazsın ya
etrafa sırıtan bi palyaçonun aslında içinden gümbürtüyle akan gözyaşları olduğunu biliriz ya,ya da en azından düşünürüz bazen
ya da birinci olcakken son anda dengesi bozulup son jump ta düşen patenci gibi
dağa tırmanıp tam zirveye gelmişken ayağı kayan bi dağcı,
dünya rekoru kırcağı sırada burnundan su kaçıp öksürük tutan ve yüzemeyen yüzücü gibi
paraşütü açılmayan paraşütçü
yanan alevlerin içinden atlarken kürkü tutuşan aslan
çatıdan atlayıp aşaadaki kadının üstüne düşen ve aşadakini öldüren kendi kurtulan kadın gibi
kaynayan çay bardağının içinden çıkan çay kaşığının yanagına basılması gibi
ekşimiş yoğurt yiyip artından kasalarca balık yiyen adam gibi
kütüpanede sıra sıra raflar arasında dolanırken koca rafa çarpıyomuş taklidi yapıp hepsini dewiren adam gibi
kışın ortasında havuza gidip sırılsıklam saçlarla dışarı çıkan çocuk
boğa güreşlerinin ortasına kıpkırmızı giyinip atlayan adam
domates festiwaline domateslerin içine taş koyup katılan çocuk
içip içip yolunu bulamayan şarapçı
suratında vizör yokken pakın hızla suratına çarpması gibi
sınaw sonuçlarını öğrenirken kriz geçiren öğrenci gibi
sokakta yürüken sıkışıklıkta yanşlışlıkla omuz yiyip yolun ortasına düşen we ezilen adam gibi
savaşın ortasında kalıp kocaman füzenin tepene düşmesi gibi...
daraldım...
Aralık 22, 2007
zıvana..!
Aralık 20, 2007
Aralık 16, 2007
3 kilo 5 yüz.. :)
artık pahalı pazarlar şimdi 3 kilo 5 lira :D nerde kaldı yüz müz.. (aile babası gibi konuşmaya başladım:) )bugün uyudum öğlen, kahvaltıdan sonra.. canım sıkıldı müzik dinlerken uyuyasım geldi yattım.. sonra arabanın anahtarı montumun cebinde ve montum da odamda yanımda olduğu için annemle babam dadandılar odama anahtarı aramak için, uyandım tabi.. sonra hadi sen de gel dedi annem pazara gidiyoruz.. geliyim dedim ben de uykulu uykulu.. çıktık gittik pazara yüzüncü yılda.. hava da çok soğuktu.. bisssürü insan o ona bağırıyo öbürü yok seçemezsin herkes seçerse noolcak diyo diğeri park yeri beklerken bulduğu yere çat die başka biri giriyo falan filan.. ben de üşüyorum:)
sonra, bişiler alcak annem, adam malını öwüyo tabi yok şööle yetiştidik, yok ankarada olmadı bu yıl dışardan geldi de o yüzden pahalı falan. soora dedi ki annem
-tamam we poşeti seçelim
-yok seçemezsin
-ya ver seçcem
-ya yok seçemezsin..
annem de "e almıyorum o zaman" dedi adam altta kalır mı.. "alla alla ben satmıyorum" demesin mi ben yarıldım tabi gülmekten.. 3435935 poşet bişiler aldık hepsini nası yiiceksek..:)
soora aile bağlarımı düzeltiyim die dedim ki hadi okulda size yemek ısmarlıyım.. ( babamla konuşmuyoruz ya hani..) sonra yedik piyatada bişiler, annem beğenmedi bi daha burdan yeme güzel değilmiş die öğüt bile werdi:) bağlar ii gibi bakalım..
ööle işte.. bu "pazar" gününü de "pazar"a giderek teptik.. hoş daha gün bitmedi..:P
Aralık 14, 2007
belki de denildiği kadar warımdır.. bencilimdir ve beceriksizimdir.. sinirle söylenilen laflar di mi bunlar.. öyle ewt ama demekki sinirlenince böyle sözler aklına geliyo karşıdakinin yüzüme bakınca, ne kadar da yakın olursa olsun bana. ondan sonra durup düşünmek kalıyo bana ya da herşeyi bırakıp uyumak.. ki yaptığım da o.. yine kaçıyorum, hernekadar onlardan kaçsam da aslında kendimden kaçtığımı bilerek ve uyuyorum.. uyuyorum çünkü rüya görmüyorum çoğu zaman-görsem de hatırlamıyorum.. rüya görseydim, biliyorum çok fazla uyuyasım da gelmezdi beni orda da bırakmıycak bu düşüncelerim diye..
saçma sapan, beni yıpratan, hep kendimde suç bulduran düşüncelerime son verme zamanı geldi, geçiyo.. o yüzden kollarımı sıvayıp yapabildiğim en güzel keki yapmam lazım..
hoş zaman geçmiş bile olabilir..
Aralık 04, 2007
Kasım 28, 2007
Kasım 24, 2007
Dön dünya dön...
mesela.. yine bi 24 Kasım yine bi kutlama, sevinç, heyecan... mutluyum, evet.. gerçekten mutluyum.. çevremde beni gerçekten sewdiğini hissettiğim insanlar varken mutsuz olmam mümkün değil sanırım.. ki bu günün çok önemli olmasının nedenlerinden biri de biricik kardeşimin de doğum günü olması.. küçücük İrem genç kız oluverdi gözlerimin önünde birden bire.. iiki doğdun canım :))
seviyorum yaşamayı.. sevdiklerimle birlikte olmayı.. onlara sarılmayı, öpmeyi ya da en aznıdan yüzlerine gülmeyi kalbimle... iyiki varsınız..!!
bu arada sayın hocamcım; iyiki hocamdınız/sınız.. sizden öğrenicek daha çok şeyim var.. öğretmenler gününüz kutlu olsun, öpüyorum...:))
Kasım 21, 2007
Kasım 19, 2007
Kasım 15, 2007
zaman aksa aksa aksa... müzikler birinden diğerine geçerkenki arada kalan o azıcık saniyelerde zamanı yakalamaya çalışsak. ya da adamın teki piyanonun tuşlarına basarken korksa acaba zaman tuşların altından mı geçiyo die, acaba ezildi mi zaman, yok mu ettim onu die düşünse... binlerce kişiye salaonda rezil olsa zamanı ezdiği için ağlayarak sahneyi terkederken.. ya da basket maçında adam topu sektirirken alttan gelen sesten anlasa ki artık zaman yok! soora tribünler kesse tezahurat yapmayı ne de olsa zaman kalmadığına göre belli saniyelerde atmak zorunda değiller sayıları.. dağılsa topluluk..
atlasa bi adam dağın tepesinden, yere düşene kadar bi kuş ona arkadaşlık eder mi.. adam arkadaş olan kuşa anlatır mı her sıkıntısını 1 saniye önce tanımış, 2 saniye sonra tanımasının anlamı olmıycak bile olsa.. döker mi içini kuşa.. kuş bunu mu bekler yoksa umursamaz mı..? yoksa adam çakılmadan önceki son saniyelerini yine paranoyak olarak mı geçirir.. " ya kuş diğerlerine söölerse ya onlar diğerlerine ya diğerleri diğerlerine..." ya tüm dünya öörenirse kuşlardan.. adam söölemez sadece merhaba der kuşa.. ama kuşun kuş olduğunu geç anlar kuş sadece cik diyince.. keşke rahat gitseymişim der bu "cik"ten sonra.. işin işten geçtiği işten geçmiştir zaten...
ben de işten geçmeden ya da iş benden geçmeden kafamı toplasam iyi olur di mi.. zamanı da ezmeden, yavaş yavaş...
Kasım 03, 2007
dün-bugün-yarın
afakanlarla yaşadım bi akwaryumda bu hafta.. sabah erken gidip, suyunu değiştirip, temiz we bol oksijenli yeni sularda akşamın körüne-sınawın gözüne kadar çalışarak geçti günlerim.. daraldım, daralttım.. gerildim gerdim, sıkıldım sıktım.. bıktım.. waz geçmek üzereyim bişilerden yine, durdurun beni..
Kasım 02, 2007
Ekim 31, 2007
Ekim 30, 2007
Ekim 27, 2007
haa lütfen benim için küçük bi iyiliği göz ardı etmeyin.. lütfen insanların heveslerine ve kişilklerine müdahale eden biri olmayım, olur mu?
hadi kolay gele..
sağlıcakla...
Ekim 25, 2007
Ekim 24, 2007
hmm cevap mı, bi sn burda biyerdeydi ama...
..... şimdi düşünme zamanı. olayların gidişatlarını, sonlarında neler olcağını çıkarım yapma zamanı.. yoksa kafayı yer insan.
düşün ki biri var. ama sadece warlığından haberi war. ondan haberi olan birileri olup olmadığını bile bilmiyo.. sadece düşünüyo ama düşünmenin de ne demek olduğunu bilmeden, e ne de olsa insan, onu izleyen ve sadece küçücük bi el hareketine bakan kuştan bi farkı olmalı di mi... soora aniden bi el şaklaması veee ta taaaa... warsay ki o adam sen oldun...
ada war bi tane. kocaman. ıssız. kalakaldın tek başına, el şakladı ya. düşün die bırakılmışsın.. doğru şeyi düşünürsen kurtulcaksın ööle hissediyosun. nası geldiğinin önemi yok senin için. sadece bugün o gün we sen adadasın. sorgulamadan kendini sööle :
ne alırdın yanına, sadece bi hakkın war..?
Ekim 21, 2007
oy oy oy.. :D
Raikonen o kadar fazla puan kapatarak geldi ki bu son yarışa inanamazsınız.. ihtimal werilmiyodu sezon ortalarında Mclaren kendi arasında çekişcek Ferrari duman içinde kalcak diyolardı.. amaaaa ilk önce, sezonun bitmesine daha 3-5 yarış kala ferrafi ilan etti şampiyonluğunu.. we bu son yarışta yine ferrari adından baya baya söz ettirdi.. imkansız denilen olay (hamilton ın yarış dışı kalması ya da puan alamadan bitirmesi we aynı zamanda alonsonun yarışı gerilerde tamamlaması we az puan alarak raikonenin de 1. bitirmesi olayı) nası gerçekleşebilirmiş, nası imkansız yokmuş gördük walla... daha başlarında hamilton ın teknik sorunlar yaşayıp yarış dışı kalayazması sonradan azcık toparlayıp dönmesi we alonsonun istediği gibi gidemeyip sürekli geçilmesi we yawaş kalması raikonenin starttaki atağı.. off anlatamıyorum ki bile.. o kadar eğlendim ki... kaç köşe olduğumu bilmiyorum walla... bu nası bi sewinçtir nası bi heycandır neden bööle oldum ne kattı bana bilmiyorum ama harika süper mükemmel bi yarıştı...zor!!
artık sevdiğim şeylerden uzaklaştırılmak istemiyorum ya.. yine bi neden bulup hokeye bi kulp takıp bırakmaya zorlanıyorum ve bu her zamankinden biraz daha fazla çünkü kendimi sawunma hakkı bile verilmiyo önceden yapılanın aksine.. neden de, bi küçük kavgamsı boğuşma..
abartılıyo gibi geliyo, sonra onlar açısından düşünmek isteyip kafamı yoruyorum ama çözüme ulaşamıyorum. empati gücüm hokey sewgimin altında eziliyo.. çevremdekileri mutsuz etmektense- özlellikle de en değer verdiklerimse bu kişiler, sanırım en doğrusu artık kendi sevdiğim şeylerden uzaklaşmak gibi görünüyo.. söylemi bile karmaşık ve adil değil gibi ama heralde bu karar en faydalı olanı... gel de açıkla şimdi hadi...
Ekim 20, 2007
mı?
güle güle..
peki..
naaber..
bişi..
ööle olmalı zaten.. ewt ewt tam olarak böyle dewam etmeli..
yallah..
Ekim 16, 2007
lazım heralde...
Ekim 14, 2007
sakin sessiz pazar...
oooh bea pazar yine.. kahvemi yudumlarken arkadan gelen hafif müzikle birlikte oturmak odamda, kendi dünyamda... hava kapalı etraf gri.. düşünceler dolanıyo kafamda, beni yormadan üstünden geçiyorum olayların, kendime zarar wermeme kararım war bugün, pazar ya:) bayramda, uzaktaymışım da ailemin yanına gelmişim gibi hissediyorum.. uzun zamandır ewde bu kadar wakit geirmemiştim, özlemişim! ders de çalışmak istiyorum ama sanki onu heryerde yapabilirmişim gibi hissediyorum ne biliyim, okulda kütüpanede çalışırım ama odamda zaten az oturuyomuşum gibi geliyo..
olayları oluruna bırakmayı, insanları oldukları gibi kabul etmeyi, dawranışlarımı düzenlemeyi, herkese aynı değil de onun hakettiği kadar dawranmayı, "aman üzülcek bişi demeyim" dememeyi öğrenmek durumunda olduğumun farkına varıyorum bugünlerde.. evde olduğum şu 2 günde düşünme fırsatım da oldu bazı şeyleri ve cidden küçük şeyleri kafama takmamam gerektiğini anladım. insanları istediğim gibi yönlendiremem ama bana karışamazlar dedim o halde takma sen önüne bak, nası istiyosan onlara karışmadan onların da sana karışmasına izin vermeden yaşamana bak dedim kendime.. iyi demişim di mi..:))Ekim 01, 2007
Eylül 25, 2007
Eylül 20, 2007
Eylül 17, 2007
Eylül 16, 2007
sweet home...:)
Ağustos 06, 2007
kısa bi ara...
neese...
gün geldi işte.. taa haziranın son günlerinde attığım bi msj.. " abi hazırlan ağustosun 7sinde randevumz war, koş koş..." we cwp: "hehe mal temmuz diiicektin heralde.." hayır cidden ağustostu o kadar uzak bi tarihti ama geldi çattı işte.. yarın 9:10 we 15 itibariyle ne diyceğimizi bilmeden belki heycandan titreyerek başımızı gözümüzü wurcaz italyanlara.. hafta sonu da kanatlanma wakti geldiyo.. heycan hat safhada planlar (çok yapmışsız gibi..) hazır. ama zaman uygunluğunu yitirdi bence.. en olmaması gereken zaman olduğunu düşünmeye başladım ama elden gelen bişi yok eski isteğim istemeyerek de olsa kalmadı gibi ama düşündükçe oluşan kıpırtı hala bişiler kaldığını gösteriyo sanırım...
gidiyorum/z yüreğimi(zi)n götürdüğü yerecesine... kalın saalıcakla... :)
Ağustos 04, 2007
neden şimdi bu kahve varki önümde? neden kokuyo? birazdan bitcek gitcek o da.. geldi ve gitcek. bunun için de korkmam mı lazım acaba? ya da neden bu gidiş beni üzmüyo da diğerleri üzüyo yoksa üzmelimi de haberim yok? neden her şey/herkes aynı değerde değil gözümde. neden çok sewdiklerim var. neden canımı bile veririm diyebiliyorum nereye verildiğinden habersiz, bazıları için.. yarısını versem de beraber gitsek soora aynı anda? alışmak neden zor görünüyo olaylara neden canım istemiyo alışmayı bazı şeylere. sürekli görsem sevdiklerimi konuşsam, gülsek hep.. neden ağlıyoruz ki. neden güçsüzüz? madem ağlıycaz çok gülünce, o zaman zewk aldığımız, bildiğimiz, eğlendiğimiz şeyler de kötü mü? istemiyorum ağlamak gülmeyimde mi yani?
neden bu adam bişi beceremiyo.. mesela neden döktü bütün kahveyi.. demiştim di mi gitcek o kahve de diye. gelen gidiyo bak! yeni de dolmuyo nereye gitti o da belli değil.. nası olcak bu iş? ben nereye gitcem ya da? niye gitcem? kim sordu? gitmiyorum! göndermiyorum da kimseyi. korkuyorum da söylerken. ama seviyorum etrafımdakileri. kötü düşünmüyorum ki.. geçmiycek işte düşündüklerim ya da istediklerim bu konuda..
neden üzülüyo ki sevdiklerim.. noolcak şimdi mesela? nası gelcek kendine? ne zaman eskisi gibi olcaz? olsak bile içindekiler değişcek mi? hayır! belli de etmiycek çoğu zaman.. üzmek istemiycek bizi de... neden böyle bişey var? madem gitcektik neden geldik ya! yatmıyorum da hatta, yarın tekrar kalkmıycak mıyım, yemek de yemiyelim tekrar acıkmıycakmıyız hatta yatağı bile toplamaya lüzum yok tekrar bozulmıycak mı.. haaa bozulmayabilir di mi doooru düşünemedim, kim demiş o saae kadar gitmiyceğimizi, garanti mi var.. yok! biliyorum. o zaman nası planlı olcaz? neden basbas baarıyolar..? istemiyorum düşünmek ya.. küçükkenki aklımı istiyorum geri versinler ya, büyüdükçe deliriyorum heralde bööle şeylere dayanılırmı ya!!
bu saat neden her baktığımda farklı. onları da sevmiycem yakında, onlar yaratıyo çünkü gitme gününü..
zorundalıktan nefret ediyorum ama zorundayım di mi.. korkuyorum.. gitmekten değil göndermekten..
Temmuz 22, 2007
geçen konuşurken insanlarla, yazdım aradaki kelimeleri.. baş wurcaz. gelebilirmiş. düşünüyorum ööleyse yoksun. tek gecelik ilişki. bizi bırakıp gidersiniz. hep! burası son. 24. benze. maç. cuma. 12. uçak. pencere kenarı. güneş-ay. deniz. deli..
off zaman su gibi akıp geçiyo ama ben o suda damla olmak yerine tamamını kaplıyıp istedim yere yönlendirmek istiyorum etrafı.... bencilim..!!
Temmuz 15, 2007

geldim ne diyeceğimi bilmeden.. gidicem yine aynı biliçsizlikle.. bakıyorum etrafa göremiyorum belki de göremediğimi sanıyorum asıl gerçeği kabul etmektense.. günler hızla akıp gidiyo her zamanki asilliği ve umursamazlığıyla, o kendi haline bakıyo kendi işleyişine sen ne yaparsan nası ayak uydurursan uydur..
insanlarla saatleri bağdaştırıyo yazar kitabında, "saatin kendisi mekan yürüyüşü zaman ayarı insandır" diyerek.. ama ben ayar tutturamıyorum işte her zaman aynı ayarda olamıyorum.. bozuk saat bile günde iki kere doğru gösterirmiş ama ben göstermiyorum, tam gösterceğim zamanda ayar değişikliği olursa olmaz tabi..bilmiyorum zamanla nası baş etcem ama seviyorum onu çok o beni umursamadan dönse de sabahtan akşama..
Temmuz 03, 2007
sarayda boşluk..?
nası olur kii.. bi insan nası bu kadar cani olabilir.. bu KOSINSKI beni hem kitaplarına bağladı hem de karakterlerinden nefret ettirmeyi başardı.. amacı da bu zaten, bu dünyada olup bitenleri, herkesin bildiklerini ama söylemeye bazen çekindikleri ya da benim gibi söylemeyerek akıllarına getirmek istemedikleri binbir türlü olayı sansürsüz bütün açıklığı ve kirliliğiyle hikayeleştirmek, hem de bütün olaylar hayal ürünü diyerek.. aslında bu olayların gerçek olmaması su götürmez.
geçenlerde okumaya başladığım we çok kısa sürede yarısına geldiğim diğer kitap "ay sarayı" da beni kendine öyle bi çekti ki ordaki adam sanki ben.. dedikleri ya da yapmak istedikleri kimi zaman aklına gelen fikirler düüşnceler sanki benimkilerle aynı gibi... kendimi kitabın sayfaları arasında dolanırken, o harften diğerine atlarken sanki "alice"in düyarı gibi bi yerlerde dolanırken buluyorum.. insanlar yanımdan geliyo geçiyo onları ne görüyorum ne de sordukları soruları hatırlıyorum ama cevap bile veriyomuşum.. farkında değilim.. merakla dewam ediyorum bakalım.. Haziran 26, 2007
süpriz..

hava pırılpırıl ama sıcak.. 3-5 durak önce inip, kavurucu sıcağa aldırmadan, ara ara esen rüzgarla birlikte bi yandan binbir şey düşünüp bi yandan yürürken telefon çaldı.. konuşmaya başladık o anlattı ben dinledim, ben anlattım o dinledi derken bu sıcakta yürünmez bişeye binsene dedi ve ısrar etti bissürü ben de kafam dağılsın die bilerek inmişim önceden bu zevkimi kimse bozamaz edasıyla yürüdüm kapattıktan soora telefonu.. derken 5 dakka soora tekrar çaldı hala mı yürüyosun diye.. ben de saf saf hııı hala yürüyorm az kaldı falan diye cewaplar weriyorum.( bu arada yürüdüğüm yer de çıtır haa.. işe gidiorm aheste aheste yani:) soora oturdum masama yerleşirken içeri girdi telefondaki ses......
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
arası kopuk işte.. oralarını ben de hatırlamıyorum.. bi saat geçtikten soora bile ayaklarm titriyodu yani heycandan sanırım:D gerçekten feci sewindim ama belli edemedim biliosunz çok sewinince ya da üzülünce fazla tepki veremeden takılıp kalıyorum işte.. süperdi ama :)) 23.06.07 13:00 suları..
bi de tekrar balığım oldu benim.. kendimi hazırlamıştım yenisini alcaktım ama cesaret edemiyodum bi petshop a gitmeye sonunda "hediye" bi balığım oldu ki süper kendileri.. ismi "balıg" bayıldım bu isme aynı zamanda da yaratcılığıma.. ööle işte 5 kişiyiz yenidien ewde.. :)
oy ben çok garip bi ansan olduğuma karar wermiş bulunuyorum.. ewe geldim gayet bütün ew halkı beni beklemiş gecenin bu saatine kadar we babam kapıyı açınca ben zili çaldığım için espirisine anahtarınız yok mu beyfendi dedi ben de gayet moron "ilk önce meraba denir" diyip odama geldim we odamdaym hala.. bi anda saçma sapan şeylere sinirleniyorum yaahu ve kırıyorum insanları nooluyo anlamıyorum soora kendime geliyorum.. beni birileri kontrol mü ediyo acaba? uzaktan kumandam falan mı war ki üstünde bööle onlarca tuş olan.. sürekli tawır we hal değiştiriyorum anlamadım gitti...
Haziran 20, 2007
resim tezat!!
Haziran 15, 2007
yeni arkadaşım oluyoo...:)
o sewimli bebiş ne kadar sewilceğini ne kadar ilgi görceğini bilmeden geldi tabi beraberinde getirdiği huzur we mutlulukla.. nice nice mutlu sağlıklı ailenle birlikte yıllara toprak bebek.. en yakın yazamanda tanışmak üzere:))
an oluyo bakıyorum ki kendime düşünceler denizinde almışım altıma bi kürek bi kayık çekiyorum nereye gittiğimi bilmeden ve aklımda o denizden küreğimin ucundan fırlayıp gelen düşüncecikler var... sonra onlar da birleşiyo bi noktada. herbiri aynı yönü gösteriyo aklımdaki soru işaretlerinin yerini belli eden okların, en büyük bi soru işaretini.. ona bakarken bana diyoki bi ses "ewt seviyosun ama dur!!" anlıyorum ki o anda mantık abi de işe karışıyo sanki hiç bişeye karışmazmış gibi..
boşluktayım en dolu olmam gerekitği anda.. kendimi ifade edemiyorum hem karşımdakini üzmemek için hem de bencillik ederek kendimi.. biliyorum diyeceğim şeyler onu üzcek çünkü elinden bişi gelmiyo ya da gelmiycek ama ben sadece diycem sonra üzülcek we onun üzülmesine dayanamayarak ben de üzülcem.. işte istemiyorum bunu we akışına bırakıyorum sürekli.. akan şeylerde kir, çar-çöp olmazmış hem...
Haziran 12, 2007
DC

Haziran 07, 2007

Haziran 04, 2007
Haziran 03, 2007
Mayıs 21, 2007
Mayıs 20, 2007
kendi hapisimde yaşıyorum bu aralar.. ne dışarı çıkabiliyorum ne içeri girilmesine izin veriyorum... çok da istemiyorum aslında. belki de bu bile fazladır daha da içime kapanmam gerkiyodur diye düşünüyorum zaman zaman.. herzamanki uzaklara gitme isteğim her zamankinden daha da yoğunlaşıyo ama bu mutsuz olduğum anlamına da gelmiyo gayet mutlu hissediyorum kendimi, sadece karışığım, biraz dersler biraz insanlar etkiliyo beni.. gökyüzüne her baktığımda kendimi kaybediyorum bağıra bağıra ağlamak geliyo içimden isteklerim bitmiyo bitmiycek gibi de ama net de değiller, ne biliyim anlamıyorum ki ben kendimi siz nası anlıycaksınız. saniye saniye düşündüğüm her şey değişiyo.. bişeyler üstünde uzuun süre düşünemiyorum sanki dünyayı ben kurtarcam gibi o konudan o konuya atlıyorum.. beynimin içinde binlerce bölme var hangi birine girceğimi hangi birine zaman ayırcağımı bilmiyorum.. pazar ya bi de bugün.. iyice düşünceler sarıyo etrafımı bayılıyorum bu güne yahu ben.. eğleniyorum kendi kendime. odamda internette bakınıyorum, perdem açık, karşımda alabildiğine dağ, hava gri.. müzik çalıyo.. mutluyum işte.. ama düşünmeden edemiyorum hem "şimdi"yi hem "gelecek"i.. yeteri kadar gerbiliyorum kendimi evet.. yapcağım ya da yapabileceğim şeylerin önünde kendi kendime engelerimi diziyorum sırayla, farkındayım.. o kadar işin arasında hemen araya başka bişiler sıkıştırabliyorum. aslında sıkıştıramıyorum bi tarafla daha az ilgilenip bi tarafın daha dengesiz kalmasına neden oluyorum ve bu hep en önemli olan kısım oluyo.. "önceliklerin çok farklı burak" diyenlerin sayısı çok fazlalaşmaya başladı.. üzülünce "böyle olmasını sen istedin" diyenler gibi.. haklılarda aslında önceliklerim mantık olarak doğru sıralanmış gibi olsa da değişiyo ister istemez çünkü hevesim kırılıyo bazı olaylar karşısında derlserde bişiler yapmak isterken kötü giden ufacık bişi olunca mesela hemen en geriye atıveriyorum farkındayım ya da kız arkadaş konusunda.. en ufak bi düşünce çook uzaklaşmama neden olabiliyo.. sadece kendimi değil beni sevenleri de üzüyorum.. artık içlerinde tutumuyolar onlar da püskürüyolar suratıma.. ama kızmalarına bişey diyemiyorum.. aklınıza gelemiycek ölçüde " ne düşünüyosun bu aralar pek kendinde değilsin" dendi bana.. geçen bi arkadaşım espiriyle karışık "çatının sahibi olan kadın bile senden daha düzgün giyinmişti" dedi mesela.. biliosunuzdur elinde beş metre sigarasıyla dolanan kadın çatının sahibi.. yırtık pırtık salaş saçma sapan giyinmişim eşofmanlarla bezgin bi şekilde ama içimden öyle kotlar gömlekler güyünmek gelmiyodu son bi haftadır falan.. elimde olsa ya gelmiycem ya da çıplak gelcektim zaten.. istemiyorum artık bazı şeyleri ama ne istemediğimi de kestiremiyorum ya da tam olarak ne istediğimi.. ööle işte.. insanlar değişik velhasıl ama bu aralar ben ayrı bi değişiğim.. mutlu ama karışık baurk..
bi uçağın pervanesinden akan yağ damlacığı olmak geliyo içimden... ya da gökyüzünde ordan oraya savrulan uçan balonlardan- sonunda basınçla patlayacağı kesin olanlardan... ya da ucu bucağı görünmeyen denizin dibinde yürüyen minarelerin dışkısı.. belki de eiffel kulesinden aşağıdaki insanlara gıcıklık olsun die tüküren yaramaz çocukların tükürüklerindeki amilaz.. yok yok pizza kulesinin dibinde acaba bu kule yamuk mu yoksa başım mı dönüyo die düşünen karınca olmalıyım.. o zamn daha çok mutlu hissedeceğim kesin.. ama şu bi gerçek ki mutluyum ben baya- şaka, yalan, düzmece deil.. öyle..Mayıs 16, 2007
ne bu?
Mayıs 09, 2007
mm peynir?
ewt bugün karar verdim ki peynirim ben.. bi an durup alakalı ya da değil bilmiyorum bi labirentin içinde dolanan fare ya da her ne dolanıyosa o olmak istedim.. ancak fare daha ağır bastı we çıkış kapısına da peynir koyasım geldi.. kazananın büyük ödülü olan peynir.. ewt peynir benim.. dolana dolana karman çorman bişi olcağıma sıcaktan erir ama olduğu yerde sabit hiç bişeyle alakası olmayan, kendinden emin, rengi sarıya kaçan bi peynir olurum o kadar...
Mayıs 06, 2007
evveeet bugün pazar!! evimdeyim hatta odamda.. şimdi diyceksiniz sanki daha önce nerdeydin diye ama bu sefer başka.. üstümde ders çalışma baskısı olmadan- nerden çıkardıysam bunu da :) - huzur içinde yatağımda yatarken internette biyerlere girmek müzik dinlemek ooh... özlemiştim bunu hem de çok.. çıkmak istemiyodum bi yere ne dün akşam ne de bugün.. hatta 'hayır' demeyi bile öğreniyorum sanırım. dün gece için çok fazla dışarı çıkalım baskısı kurulmaya çalışıldı üstümde ama ben oda aşkımdan dolayı gitmedim:) garibim di mi.. kimilerine göre baya baya ama kimieri bana hak vercektir..:)
dışarda güneşli bi hava, sanırım bulutlu ama olsun.. 'ben pazarım' die bağırıyo.. hayal kurulması gereken bi gün bugün bence.. oturup pencerenin karşısında karşıdaki dağları seyrederken kurmak bişeyler.. mesela yazı mesela diğer yazı hatta diğerini diğerini.. hayal kurmak güzel ama kendini kaptırıp gerçek dünyada olduğunu fark ettiğin o milisaniye en sıkıcı bölümü.. alice gibi olasım war benim yahu.. kendi harikalar diyarım olsa mesela.. istediğim zaman gitsem orda birsürü insan dışı arkadaşlarım olsa.. yanımda bi kaç kişi dolansak yeni yerler keşfetsek ne güsel olurdu.. ya da peter pan olsam.. istediğim zamn uçabilsem kanat falan çırpmadan.. dünyanın çekirdeğine karşı gelsem.. sorgulanmadan dolansam etrafta..
gitmek istiyorum sewdiklerimle böyle.. alıp elimize küçük küçük paraları aşk çeşmesinden sol omzumuzun üstünden atmak onları ya da eiffel kulesin üst balkonunda dururken altındakinden fotoğraf çekilmek, ya da sen nehrine taş atmak ya da cannes de denize girip monaco da kraliyet malikanesinin önünde yürümek istiyorum bu pazar...
paten kaymak istiyorum pazıl yapmak istiyorum film izlemek itiyorum kitap okumak istiyorum sohbet etmek istiyorum istiyorum istiyorum.. pazarları çok seviyorum.. gazeteler bile coşuyo pazar günleri birken bin oluyolar.. onu bile sewiyorum böyle on kilo gazete:) kahvaltılar uzuuun oluyo mesela.. eskileri anarak güle oynaya gün içn planlar yapmak.. insanlar görüyorum pencereden.. kimileri ele ele koca koca insanlar yanlarında çcoukları altlarında spor kıyafetler dolanıyolar kimleri bisiklet sürüyo falan.. pazarlar mutlu günler..
sanırım sınavlar bitti diye bi rahatlık çöktü bana :D bi e duygularımdan tam emin olsam ne hissettiğimi bilsem duygusal olaraktan bu pazar çok daha güsel olcaktı ama olsun o kadar da..
mutlu pazarlar diliorum ve gidiyorum efem... :D
Mayıs 02, 2007
soora,hastanede röntgen çekilmeyi beklerken koridorda gördüm onu.. heralde dedim heryerde onu görmeye başlıyorum nooluyo..:)
meğer herkes gelmiş ne kadar duygulandım anlatamam acımdan ağlayamamıştım bile ama o sahne beni benden aldı cidden.. iki elin parmakları anca yetiyodu saymaya.. hastanede moralimin yerine gelmesi için yapılan şeyler, anlatılanlar bizi hastaneden yaka paça atcak kadar abartıydı aslında ama çok mutlu ettiler beni..
istanbul ted şampiyon oldu.. benim belimi bu hale getirdikten sonra çok kutlamak istemedim onları aslında ama büyüklük bende kalsın dedim işte:P iki hafta sonra sahalardayım tekrar.. [bizimkleri ikna edebilirsem:( bu sefer çok kesin konuşuyolar.. sanırım milli takıma giremeden hokey kariyerim bitcek..:( ]
zihnimde de bi o kadar spazm yaşıyorum aslında.. okul deseniz çok kötü gidiyo çalışmak gelmiyo içimden olmuyo da zaten ama şu meşhur 'söz' lerim war ya hem kendime hem ailme werdiğim onlar getirdi zaten beni bu hale.. rahat olamıyorum dawul gibi gergin gergin dolanıyorum ortalıkta.. birilerine kesin patlıyorum.. ne kadar yakın olursam olayım..
geçen gün kendimden nefret ettim aslında çok feci bi gündü pazar günü.. yatağımdan hiç kalkmamam gereken bi gündü ama dayanamadım takımımı zaten yeterince yanlız bırakmıştım we en aznıdan onların yanında olduğumu göstermem gerekiyodu.. gittim maça gözlerim dolu doluydu zaten maç sırasında.. düşünsene tüm yıl o gün için, finaller için çalışmışsın ama final maçında oynayamıyosun takımın senden mahrum.. çok acı çektim cidden belimin ağrısı nerde kaldı.. gerginliğimle birleşince de patladım canıım arkadaşıma hem de hiç haketmediği bi şekilde.. ne kadar üzüldüğü gözlerinden belli oluyodu ama kırılmadım diebiliodu hafif gülümsemeye çalışarak.. ama ben yedim içimi resmen neden neden neden? gerekiz yere çok çok çok sewdiğim insanları neden bu kadar üzebiliyorum, nasıl.. gönlünü aldım sanırım sonra ama olsun çok utanıyorum mahcubum da.. birikiyo salak saçma şeyler soora üzüyorum sewdiklerimi..
duygularımı annatmak için sanırım yeni gineli bi tercüman bulmak gerekcek-htta yeni de deil en eskisinden- çünkü bu ne türkçe ne ingilzice ne de bilindik bi bilde ortaya çıkcak gibi.. anlamıyorum kendimi ben.. ne kadar da yakın olsam ne kadar da güzel wakit geçirsem hala soru işaretleriyle doluyum.. gitmiyolar.. nası gitceklerde bilmiyorum..
güsel ama ilerleyiş.. etrafı takmadan yaşamak, ne derler nası düşünürler önemsemeden.. zaman lazım diycem tabiki herzamnki gibi..
zaman.. hızla akıp geçiyo...
Nisan 20, 2007
Nisan 18, 2007
Nisan 12, 2007
Nisan 05, 2007
sıkılıyorum... bişiler yapmak istiyorum olmuyo... daralıyorum.. istiyorum çabalamaya çalışıyorum düşünüyorum tartıyorum buluyorum çözüm yolları uygulayamıyorum... küsüyorum kırılıyorum yıpranıyorum akıl weriyorum benim ihtiyacım olduğu yerde.. sewiyorum ulaşamıyorum düşündükçe geriliyorum.. kötüyüm bu ara ama mutluyum hala.. bunu sööledikçe inanmak istiyorum mutluyum mutluyum mutluyum mutlyuyum... muyum?
Nisan 04, 2007
Sil baştan...
yine seyrettim bugün bu mükemmel filmi.. evde sıkıntıdan patlamış ne yappcağımı bilmez dolanırken tv çekti beni.. dolanırken bi kanalda saniyenin üçte biri kadar bile durmadan bi sahne yine aldı beni benden.. buzun üstüne uzanmış, takım yıldızlarla ilgili espriler yapan iki insan.. birbirlerini sewdikleri her hallerinden belli.. ama herşey dıştan görüldüğü gibi değil işte.. "eski" war olayları bozan.. eskiler her defasında olayları bozmalı mı.. her şey eskilerden mi olmalı.. eski olmadan yeni kawramı neden olmuyo.. ya da neden değerlendirme yapılıyo illa iki şey arasında neden bişeyler sürekli bişeylerin arkasından gelmek zorunda oluyo.. neden açıklama yapma ihtiyacı hissediliyo eskiden soora.. yeniye pat die neden başlanamıyo neden hep eskilerin esiriyiz.. neden yaptığımız ya da yapamadığımız, cesaret edemediğimiz eskiler neden bizim yenilerimize engel oluyo, neden herşeyi onlar belirliyo...?
düşündüm yine uzun uzun film bittikten sonra. ben acaba yapabilirmiydim böyle bi şey.. yaşadıklarımdan pişman mıyım..? olmalı mıyım? sonra yapardım'a dönüyo fikirlerim.. ewt yapardım sildirebilirdim aklımdakileri.. hem de bu aralar çok ihtiyacım war öyle hissediyorum.. hatta bazı şeyleri de değil herşeyii ailem we bilgilerim kasın aklımda diğer hiçbişeyi istemiyorum bu aralar.. kafam karışıyo, sıkışıyorum... mutluyum ama...
Mart 31, 2007
hayat..

Mart 25, 2007
huzur...:)
karar werdim yaw.. rüyamda bile düşünmüşüm gece sabah anladım.. artık rahat bi insan olcam. etrafı çok takmıycam ve stressten olabildiğince uzak durmaya çalışcam.. sonuçta naapıyosam kendime yapıyorum iyi ya da kötü. kimse benim dememle kendini değiştircek değil ya.. öööle kabul etcem artık. çok sorgulamıycam olayları da.. her yaptığım şeyden max. keyif almaya bakcam. çok kulak asmıycam etrafa kendi kendilerine konuşsunlar. ama bunu onlara belli etmemeye karar werdim. surat asma da yok.. mutluyum işte.. her ne kadar yanlış annaşılsam da mutluyum.. sonuçta kendim eziliyorum kendimde sürekli. buna bi dur demek lazımdı we diyorum işte "Dur!!" bağırsın çağırsın etraftakiler, gülüşsün eğlensin, naaparlarsa yapsın artık tek bi tawrım olcak.. mutluyum ben :D dün geceden şimdiye bişiler deişmiş bile bak :D
en azından deniycem.. ;)
stress sana sesleniyorum.. hadi bakalım hodri meydan!!!
Mart 24, 2007
Mart 21, 2007
istanbul..

Mart 14, 2007
Mart 12, 2007
güzel?
haaa yokmuymuş ööle bi güzel.. pardon meşgul ettim sizi de aferdersiniz iyi günler..."
diyip vurup kapıyı çıkar baurk...
bi kırık kıç, bi asist, iki de mükembel ceza...
iirençti çoğunlukta olduğu gibi moralim/konsantrasyonum (sedece bi maç mutlu çıkmıştım).. soora ardarda goller gelmeye başlayınca kendimi tutamayarak ilk arada sööledim içimdekileri "diğer köşeden 3 tane gol yedik haybeye, ikisini de benim tutmamı mı bekliyosunuz" die.. soora baarışmalar, üstüne alınmayıp birbirine suç atmalar.. iice değişti bunlar... ne dediklerini bilmez oldular.. kendini büyük görmeler, kızları geçtiler yaahu birbirlerinin kuyularını kazmadıkları kaldı, sanki neyse.. ne ispatlıycaklarsa.. soora benim de sinirlerim boşaldı bende bağırdım onlar bağırdıkça.. moralimi düzeltebilene aşkolsun. soora önüme gelenden çıkardım hıncımı 2 kere çelmeden ceza aldım adamlar hawada bi kaç kez dönüp düştüler falan filan.. zaten hassas (fiziksellikten bahsetmiyorum) bi insanım, ısınmaya çıktığım ilk dakka içinde düşüp kıçımın sağ lobuna ağır hasar wermişim onun acısı içinde elimden geleni yapmaya çalışırken bi de milletin dırdırını çekemiycektim.. belliydi böyle olcağı ama sanırım ben hokeyi sırf bu yüzden bırakcaktım gerisi hikaye.. maçta da adamlar beni düşürüp aynı lobun üstüne 2. kez düşünce de ip iice koptu zaten sinirlerim iice gerildi.. ama gel de inandır işim gücüm yok da onların ilgisini çekmeye çalışcam.. laf...( böle düşünülüyodur allah bilir..)
bi kere pas alamadım yaw, bi kere.. ayıp bu kadar da olmaz soora bağırsınlar birbirlerine.. hocanın we ferhatın hatrı olmasa kalmam ben bu takımda onu biliorum yani.. her maçtan soora gurur werici şeyler duymak cidden hoşuma gidiyo we daha da hırslanıyorum.. hoca bana bu kadar güvenirken bırakıp gitmek olmaz.. kaç sene daha okulun dewam etceğini sorup daha 3.5 yıl war diyince gözlerinin açılıması we oooo die bağırması çok çok mutlu ediyo... soyunma odasında dedikleri ayrı zaten..: "yakında istediği takımda istediği ligde oynayabilecek sewiyeye gelcek burak..." şüper şüper...
sewiyorum, dayanıyorum, ezilmek istemiyorum.. iyi niyetim suistimal edilmemeli.. hep bundan kaybediyorum bu sefer olmamalı.. sıkkınm zaten uuraşmasınlar benle...
Mart 11, 2007
deledülüde...deledülü...

tuuçecim aradı beni bugün.. hadi buluşalm die ben sizin oraya geldim bak çok yakın olduk die.. ama ben ewde değil arabadan cevap verdim ona bizim kızların maçı wardı.. içim buruk kalakaldım ama gelince mutlak arıycam dedim ve ewe gelip yorgunluğa ve saate aldırmadan aradım.. eski günler canlandı tekrar.. salıncaklarda sallana sallana gecenin içinde ışık olup aydınlattık heryeri o azcık zamn aralığında.. "geçen satürnü gördüm ben"dedim ardından da "sana slmı warmış" diyesim geldi hatta geldiğiyle kalmadı çıktı laf soora o güsel suratcık başladı gülmeye ama nası... haklıda çünkü ondan önce eski arkadaşları anıp hatırlıyoduk eskileri ben birden gökyüzüne bakınca aklıma geldi öle oluverdi:D soora eskiler dewam etti ve tabiki gülüşmeler.. yanındayken gerçekten mutlu olduğum az insan olduğuna karar werdim.. aslında çok az da sayılmaz baya baya war ama ne biliyim sanırm bi kaç ağır basıyo ayrım yapmıyorum ama ööle...
uzaklaştın dedi biri bana bi de bugün "sessizlikten" çıkıp.. ben de acaba dedim ama yok yok yanılmıyorum ben benimle alakalı olması çok uzak bu konunun.. bişiler hissetsede tam olarak ne olduğunu o da bilmeden bende buldu kabahati. ama olsun sanırım sorun yok elimden geldiğince onla da wakit geçirmeye çabalıyorum aslında ama beni iten halkaları war etrafında tıpkı satürn deki gibi ama bunlar zıt onunkilerle o halkalar beni benden alıyo.. eee halkadan halkaya fark war...
bakalım...
haa yarın kaç tane atıyım bu sefer de siz söleyin:P
hem hocayım ben.. senli benli konuşmayalım nüffen:D (azcık da megolamanyak ama azcık bi de mutlu ama o az değil çok...:D )
Mart 10, 2007
altım temiz sırtım pek, ne güsel de yaparmışım kek...
haber bekle ki gelsin.. hadi geldi dielim ortalığa dök ki gelişsin.. hadi gelişti dielim, ne kalcak yapılası.. hiç bişi.. o zamn dewam.. bekle belki...
Mart 08, 2007
akıl akıl gel bana takıl...
Mart 04, 2007
Satürn'ü hissetmek...
arkadaşlığımı pekiştirim :) ve zamn tam ay tutulmasının saatine ilerlerken kocaman bulutlar yaklaşmaya we kapatmaya başladı ayı onca kalabalığa inat yapar gibi.. ama dayandık, biz de inat yaptık soğuğa ramen de bi yere kadar.. o baksın çıktı we tam tutulmayı çok çok az izleyebildik.. ama yetti.. süper bi gündü her ne kadar bana çok gergin de deseler ben eğlendim baya. güneş tutulmasını kaçırmamın ezikliği içinde ay tutulmasını seyredip biraz ferahlattım içimi bunu seyretmem gerekti yoksa patlardı kesin içimde bişiler:D
"zamn yolculuğundayız aslında" dedi biri.. gezegenler bizden milyonlarca ışık yılı uzaktayken biz onları çooook yıl öncelerdeki halleriyle görüyoruz aslında.. bunu dün gece farkettim gerçekten. hiç bu şekilde görmemiştim/düşünmemiştim.. belki de şimdi gördüğümüz o ışıl ışıl yıldızlar yoklar orda.. uzayın derinliklerindeki patlamalar bize gelene kadar millyon ışık yılları geçcek.. birine denk gelip o mükemmel görüntüyle karşılaşırmıyız acaba.. kim bilir belki...:))the number 23

takıntılar... elinde olmadan kapıldığın gerçek olmasını beklediğin ya da kabullendiğin -istemesende- olaylar... hayatını ele geçirip seni yönlendiren, çewrende olup bitene uzaktan bakan, sanki yabancı, o olayla işlişkisi olmayan biriymiş gibi bırakan durumlar.. zaten ne diyo W. Sparrow, kader diye bişey yok. sadece seçimler war, seçersin: iyi ya da kötü... 23 numara...
gerçekten seyredilmesi gereken bi film bence.. zaman üzerine olan dialoglar, her şeyin altından çıkan bi sayı, hayatını ele geçirip yön weren we tamamen farklı birileri olmana neden olan bi sayı.. benim gibi zamana hayran olan, olup biteni ya da olacağı zamana bırakan- ya da en azından deneyen- biri için ilgi çekiciliğinin yanında şaşırtıcı da aynı zamnda.. bazı kesimlerde kendi kendime ya da başkalarıyla yaptığım konuşmaları bulduğum, cidden etkileyen bi film.. çok iyimserlik war filmde. kimilerine yapmacık gelmiştir eminim... ki örneklerini de hemen filmden sooora bunlar aklımdan geçerken gördüm.. ancak filmin ardında onla ilişkilendirip kalan sorular derinliği açıklıyo herlade.. zamanı aşağılamış olsak da...





