Aralık 30, 2009

Uzun zaman olmuştu varlığını bu kadar derinden hissetmediğim...
İçim acıdı, yazık oldu yine bana...

Aralık 26, 2009

Himmelstadt an das Christkind
97267 Deutschland
Sevgili Noel Baba,
Karşılaşmak fırsat olmadı, sürekli bir koşturmaca içindesin biliyorum, özellikle de bu aralar. Her pencerenin altında, tırmanıp içeri girmeye çalışırken görüyorum seni. Kızmıyorum sana benimle ilgilenmiyorsun diye sakın yanlış anlama, ama demek isterim ki benim de ilgiye ihtiyacım var. Sana bu mektubu atma fikrine, tesadüfen otobüste giderken gördüğüm küçük bir kızın mektubunu gördükten sonra karar verdim ve hemen adresi aldım. Umarım okumaya zaman bulursun. Ben bir şey istemiyorum aslında, eve gelene kadar düşündüm, şuanda sahip olduklarım yetiyor sanırım. Ama bir kaç küçük uçak hiç de istenilmeyesi durmuyor.
Bu christmas olayını çok merak ediyordum ama aklımda hala pürüzler var Noel Baba... 24ü mü 25 i mi daha önemli ki şahsen ben 24ünün daha önemli olmasını isterim ama ukalalık yapmış olmayım.. Sustum.
Sende sevgi var mı Noel Baba. Yani hediye olarak. Hayır sevgiye ihtiyacım olduğu için demiyorum-yeterince var iyiki, ama merak ediyorum. İnsanlara sadece somut hediyeler mi veriyorsun. Torbanda şişkinlik yapan, suratının tonton olmasını sağlayan, bence sırtında taşıdığın o oyuncak yığını değil sadece. Başka bir şeyler de olmalı ki var değil mi, kandırma beni lütfen, bak büyüdüm yeterince.
Bana karar vermemle ilgili bir şeylerin varsa ondan da verebilirsin mesela. Lilipuf almıştı bir mekanizma ama o mekanizma bile kendinden geçti bendeki manyetik güçten dolayı.. Sallanan
sandalyesinde, aklını kaybettikten sonra sürekli sallanan ve pencereden sürekli dışarı bakan insanlar gibi sallanıyor..
Noel Baba bir şey diyeceğim bir de, bana denklemlerin direkt çözümünü değil de çıkarılış biçimlerini daha iyi anlamama hatta kendim çıkarmama yardım edecek bir öneri sunar mısın. Özellikle insanların denklemlerini. Çözüm istemiyorum, sonucu hemen hemen biliyorum, ama bu dişi olanları kanıtlayamıyorum, bir şey farklı, benim düşünce yapıma ve gidiş yoluma uyuşmuyorlar. Tamam sonuç var elimde, ama başlangıçla sonuç arası olmadığı için, gerekli yerde gerekli çözümlemeler yapamıyorum. Hep bir şekilde başa dönüyorum. Olmuyor.
Tamam Noel Baba, bu mektupta diyeceklerim bu kadar, şimdiden teşekkür ederim. Yardım edeceğine inanıyorum. Üşütmeyeceğini biliyorum, ama korkuyorum da, dışarısı çok soğuk. Geyiklerinle geldiğinde fotoğraf çektirmek istiyorum bu arada, düşünürsün bir, oluru varsa ben buralardayım.. Seviyorum seni. Öptüm.
Baurk

Aralık 22, 2009

Saat gecenin üçüydü..
Aklıma esti çıktım sokağa,
yollar bomboş ve karla kaplıydı,
kilise çanları çalıyordu ara ara.
Yolun ortasından yürümeye başladım.
Uzun uzun yürüdüm,
ardından adını yazdım yolun ortasına,
hemen arkasına da kendiminkini...

Aralık 18, 2009

Kocaman camları olan mutfaktaydım, Estelle yiyecek bir şeyler hazırlarken ben de kendi kendime dolanıyordum ayak altında. Birden kar yağmaya başladı, gayet iri taneler düşmeye başladı gökyüzünden, sonra hızlandı. Bembeyaz oldu etraf çok geçmeden. Balkona çıktım, dondurucu soğukta dayanabildiğim kadar durdum. Demir gibi soğuk hava kanıma karışırken içeri girdim ve camın yanındaki kolduğa oturdum. Fonda hiç duymadığım ama beni çok etkileyen bir şarkı vardı. Kar tanelerinin yere düşüşünü takip etmeye çalışırken hemen diğer yanımdaki pencerede bir hareketlilik gördüm. Perde aralandı önce, sonra bir kız yaklaştı cama. Sıkıntılı olduğu çok belliydi, derin bir of çekti ve dirseklerini camdaki çıkıntıya dayayıp başını iki avucunun içine aldı. O da benim gibi seyretmeye başladı kar tanelerini. Aramızdaki fark o çok üzgündü ben çok dalgın.. Aslında belki o da dalgındı, belki ben de öyle onun gibi üzgün görünüyordum. Bilemiyorum. Sonra bir şey oldu, Estelle bir şey sordu, tekrar arkamı döndüğümde orda değildi ve sanki orda yıllardır kimse yaşamıyormuş gibi kapalıydı perdeler. Garip...
Dokunuyorsun, sonra çekip gidiyorsun!
Biliyorum...

Aralık 13, 2009

René Magritte - Lovers

Sevgililer. Gerçekten seviyorlar birbirlerini. Kafalarına bağlı çuval da olsa bu hissediliyor. Etki büyük. Dışarıya yansıyan ya da sızan sevgi göz kamaştırıyor. Gerçekten çok büyük. Ama bir tutsaklık var. Belki de birbirlerine olan tutkudur ve engel olamadıklarından boyun eğiyorlardır. Yaptıklarının suç olduğunun farkındalar. Ama dudaklarını birleştirme isteklerine engel olamıyorlar, hatta sanıyorum ki olmuyorlar. Sevgilerini aktarmak, gönüllerinden çıkan kıvılcımları değiştirmek istiyorlar birbirleriyle.

Adam takım elbiseli, bayan gayet şık görünüyor. Birbirlerine saygılılar. Ya da tesadüfen ayrı ayrı geldikleri bir yemekte karşılaşıyorlar, ve belki de kendilerine engel olamamak, geçmişe teşekkür etmek ve şimdiyi bozmamak için kafalarına çuvalları geçiriyorlar. Arkadaki duvar dakikalar geçtikçe kızarmaya ve ortamdaki ateşi kendi üzerine almaya çalışıyor. Bir diğer duvar da olayın sadece bir özlem olduğunu anlatır cinsten beyaz. Birbirlerini bırakacaklarını sanmıyorum. Ancak farklı masalarda bekleyen fazladan bir adam ve kadın daha var, üstelik yemekler gelmiş ve soğumaya yüz tutmuş. Bir şekilde bu olayı sonlandırmanın ve oyuna geri dönmenin zamanı yaklaşıyor. Ama umurlarında değil. Bu aşk hiç bir zaman bitmemişti zaten, bitmedi biteceğe de benzemiyor. Yanan, üzülen, masada oturan diğer adam ve kadın olacak belli ki sonunda, ama farkında olmayacaklar. Hayatlarına sevildiklerini zannederek devam edecekler ve yemekleri çok beğendikleri için tekrar buraya gelip yemek yemek isteyecekler. Ve...

Büyük ironi değil mi, heh!
Yaptım işte, yazdım. Ödevim buydu...

Aralık 11, 2009



Gel bak kalbimi açtım, sonsuz şimdi, gökyüzü gibi... sınırsız.
Zihnim de temiz,
Görüş pürüzsüz, açık. Kalkışta ilk sıradayım, hadi yetiş, bekliyorum...

Aralık 06, 2009

Bir teras düşün, gözün alabildiğine sevdiğin şeyleri görebildiğin. Camekan olsun koca teras, güneş bulutların arsından yavaşça süzülerek gelsin gözüne camlar sayesinde. Geniş bir alanın olsun yürümek için, karşındaki güzelliği seyredebilmen için de oturacağın ve kitabını karıştıracağın bir bank. Aklına esince yürürsün o köşeden diğerine, hiçbir ayrıntıyı kaçırmayayım diye ya da oturup sadece sesleri dinlersin. Sadece sesler de yeter bazen, aklında canlandırabilirsin. Hakim olduğun konu zaten sürekli beyninde yoğruluyordur. Bunu bildiğin için arkadan dönük de durabilirsin o koca terasta.

Mutlu hissettiğin apaçık, ama içindeki endişeyi de saklayamazsın. Zaman aniden geçmiştir ve endişelerinden biri, tam karşında bir şeyler kurcalayan adamın tam yanına oturtmuştur seni. Ne yapacağını bilmez halde adamın yaptıklarını izlemeye koyulursun. Omzundaki apoletler göz alıcı olduğundan dikkatin dağılır ama işin ciddiyetine vardığında silkelenip sen de bir kaç düğme kurcalarsın. Kurcalarsın çünkü yapacağın pek bir şey yoktur o anda.


Bir diğer endişen geldiğindeyse gözünün önüne, soğuk dolar içine. Terasa gelen güneş ışınları ısınmana değil, sadece ortamı aydınlatmaya yeterlidir. Merak içinde sıradakinin hangisi olduğuna bakarsın. Bulamadığında tek çözüm vardır, arkanı dönüp çıkmak ve sadece beklemek.


Yalnızım yine. Rahatım evet. Ama benden bir şeyler geri döndü bile. Buna alışmalı mıyım, kendimi hiç alıştırmamalı mıyım bilemiyorum. Bir çaba içindeyim belki ama henüz ne yapmam gerektiğine, o hayaldeki koltukta oturduğumda, kendimi terastan izlerken olduğum yerdeki kadar rahat hissedip hissedemeyeceğime karar verebilmiş değilim ve biliyorum bu benim için yeni bir şey değil ne yazıkki.

Aralık 02, 2009

İyiyim merak etme,
Hayatımda başka adımlara ihtiyacım var sadece,
Belki yengeç gibi yan, belki penguen gibi sallantılı...
Her gittiğim sokakta senin tam arkamda olduğunu, senin gittiklerinde de sokağın diğer ucunda benim olduğumu masal kahramanları biliyor.
Harita ister misin?
Sokakların değil, benim kalbimin, hangi damarın hangi odacığı beslediğini ve beslenen odacıkların kime ait olduğunu gösteren harita... ister misin?
Düşünmeden yaşadığın dünyanda attığın diğer bir adımın yere indiğinde verdiği basınç şu an çok bir anlam ifade etmeye bilir belki evet.
Hadi gel neden elektrik dipolmomentte eğer toplam yük sıfıra gidiyorsa, hangi kordinat sistemini seçtiğimizin bir önemi olmadığını tartışalım..
Ben sıfıra giderken de bir önemim yok senin için nasılsa, gayet tabi bu soruyu çözersin, ben 2 sayfamı harcadım sonucu bulmak için ki hala bulmuş olduğumdan emin değilim, belki sen kısa ve kesin çözüm sunarsın bana, hayatımı kurtarırsın, ne dersin?

Aralık 01, 2009

Bugün kitabımı okuyarak uyuyakalmak istiyorum...