Aralık 29, 2013

Bu aralar kahve tercihim espresso. Sek.

Hissediyorum, tanıyorum bu ruh halini. Hiç güzel değil. Mutsuz ediyor beni. Monologlar sayfalar tutuyor. Sayfalar uçuşuyor, bazıları ayaklarımın dibine düşüyor, bazıları bulutlara karışıyor. 

Sürekli istediğim olmayacak, farkındalıklarım ve kabul etmişliklerim, imzalı kağıtlarım, mühürlerim, kutulardan çıkan notlarım, yarılanmış içki şişelerim, ağrıyan organlarım, çatık kaşlarım, kas tutmuş bacaklarım, altı yıpranmış-aşınmış ayakkabılarım, soğuktan nefret eden montlarım, kömür dumanını artık çok seven bir akciğerim ve kırmızıyı kendine çok yakıştıran burnum bunu bana kabul ettiren parametrelerden bazıları. Denklem sayısı bilinmeyen sayısına eşit değil ve matematik severlerin hemen anlayacağı üzere bu bir sorun.

Abartacak bir durum yok ortada. Beni biliyorsun, geldiler yine. Giderler. Dış mihraklar çok barınamıyor mutlu bünyemde. Bile isteye kendime yaptığım ve içten içe mutlu olduğum duygu dalgalanması. Güzel koksunlar diye yaktığım ve izlerken dalıp gittiğim mumun evdeki hava akımına yenik düşüp dalgalanmasının duvardaki yansımasını izlemek gibi.

Bir böcek bugün, yarın isyan çıkaran bir domuz içimdeki. 

Spor eksikliği bu. Üreme aracı olan spor değil sağlık için spor benimki. 

Otursa tam karşıma, spotların altında, sadece o parlasa, o söylese ben dinlesem. Sadece otursa da olur, izlesem de yeter. 

Sevgiler, gölgelerin gücü adına geri döndüm. Etraf biraz karanlık ne renk mum yakayım istersin?

Temmuz 31, 2013

Biraz kafam karışık. Yaşadıklarım her geçen gün biraz daha düşündürüyor. Sanıyorum hayallerim gerçeklerle yüzleşmeye başladı. Duvarlar var. Pembelik geçti geçiyor. Yüzdükçe derinleşiyor, belirsizleşiyor. Geriliyorum. Korkuyorum. İfade etmekte zorlanıyorum. Eski ifade etme isteğim de kalmamış. Stressiz bir hayatım olmasını istermişim farkında olmadan. Basit şeyler ya da şuan basit olduğuna inandığım şeyler yapmak istermişim. Sadece balık tutmak mesela ya da  durmak, yürümek, yüzmek, yazı yazmak, yazabilmek. Hepsi aynı anda değil. Sadece birini yapmak ama hep onu yapmak. 


Bu yazı birazdan çok daha üzücü olmaya başlayacak. Bana müsade. Burayı özlemişim. 

Şubat 03, 2013

Bir film izledim bugün. Bu ara, benim için aşırı denebilecek kadar çok film izledim aslında. Hangisi olduğu çok önemli değil şuan hakkında bir şeyler yazmakta olduğum filmin. Beni düşündürdü. Resmen film bitti, çalan şarkının yavaşlığında zaman durdu, cast akıp gitti ve ben sadece ekrana bakmakla yetindim.

Hayat çok garip gerçekten. O ne isterse onu veriyor. Yani sen ne yaparsan yap, akan suda sürükleniyorsun işte. Şuradan karaya çıkış var dur ben ayrılıyorum desen ne fayda, bir damla su olarak çıktığın toprak himayesine alacak seni bu sefer de. Sonuçta yine kazanamayacaksın. Eğer o istemiyorsa.

Dönüp durduğun, uğraştığın, didindiğin aslında senin yüzünden değil, kendine kızma. En azından kızmamaya çalış. Böyle de mutluysan, bırak mutlu ol sadece, düşünüp sorgulamadan.

Demesi kolay. 

Film üzdü beni. Daha çok düşündürdü. Az düşünen (!) bir adam olduğum için güzel oldu. 

Ocak 16, 2013

Derinden bir müzik çalınıyor kulağıma. Dinleyebilmek için kendimi zorlasam da aklım bambaşka yerlerde. Söz geçiremiyorum. Bu bir aşk. Durup düşünemiyorum. Olacakların ne zaman olacağını biliyor olsaydık zaten çok amaçsız bir nefes alış olurdu, katılıyorum. Ayrıca, inanıyorum. Gerçekten inanıyorum ve inanmak istiyorum. İstediğim gibi olacağına, hayal ettiğim kadar güzel olacağına, bulutların gerçekten puf puf olduğuna ve bana, kendime inanıyorum. Bunların önüne geçen korkuya diyecek en ufak sözüm yok, yazık. Çaresiz, elim kolum bağlı, tarlasını ekmiş, hasat zamanını bekleyen ve beklerken yağmur gelecek mi diye sürekli göğü gözleyen bir çiftçiden farksızım. Ektiklerimi biçme isteğim gözardı edilemez kendimce, ama dünyanın da o kadar net dönmediği açık. Fizik her şekilde beni içine çekiyor. Bir kara deliğin içine girmek üzereyken, zaman tahmin edemeyeceğin kadar hızlı akıp gider, olur da çekirdeğe inme isteği duyarsan, bil ki zaman geçmek bilmeyecektir. Şuan yüzeyde kendi halimdeyim. Bu durumun güzel geçmesi için elimden artık hiç bir şeyin gelmiyor olması beni kahrediyor. Ve artık uyandığımda güneş doğmuş olsun, lütfen.