Hayat kırmızı ışıkta beklerken farkına vardığımız üzere hızla akıp geçiyor ve beklemiyor. Şeftali kokusu arasında, üstüm çıplak, heycandan titrereyerek ama mumun sıcağından terleyerek, kimisi boş kimisi pazıllarıma ev sahipliği yapan duvarlarıma bakarak glücükler saçıyorum. Fonda sevdiğim fransız melodileri... Mutlu muyum? Evet. Mutluyum cidden. Nazar değmesin. Güleyim artık ben de.. Güleyim de artık "Burak" olduğumun farkına varabileyim. Artık kendim gibi davranıp kendim gibi konuşabileyim.
Zamanın güldür güldür akan dere misali gelip geçmesine engel olcak değilim. Hatta bana kalsa kimi anlarda arkadan ittirerek daha hızlı akmasına bile yardım edebilirim fakat bu geçen zamana rağmen anlatmadıklarım olmuş en yakınımdakilere ve onlardan dinlemediklerim... bunu farkettim ve konuşurken o kadar eğleniyodum ki anlatamam. Bir şeyleri anlatırken ağzımdan çıkan amilazlara engel olamayıp, güle oynaya, elimde çay kaşığımı kıra kıra anlatıyordum bir sürü şey. Dinliyordum da aynı zamanda ve bu arada gelecek planları de yapmayı ihmal etmiyordum. Herzaman yakamda benimle gelen hayal dünyam... Sürekli beynimi kemiren, sürekli dalıp gitmelerime ve insanlarla birlikteyken bir anda beni bazen hüzünlendiren bazen mutlu eden hayal dünyamın karakterleri beni bırakmadılar yine. Onlarla yaşamayı seven insanlardanım bende. Kardeşimin küçüklük hayal arkadaşı da yeniden katıldı gibi zaten bize... Hatta şu anda buralarda bir yerlerde olması lazım. Einstein posterimin hemen oralarda bir yerlerdeymiş. Ne hoş.. Merhaba Mermint. Uzun zamandır görüşememiştik en son üstüne kitap koyduğumdan beri.. Ne iyi ettin de geldin..
Mayıs 27, 2008
Mayıs 20, 2008
Hayat Düş müdür Güzel midir?
Hayat düşse güzel, güzelse zaten düştür... Güzellikleri hayal ederken kendini içinde bulduğun hayat aslında misafirliğe gittiğin evden farksızdır çoğu zaman. Eğer benim gibi bir insansan zaten, kendi güzelliklerinin içine ne yapar eder kesinlikle bir çomak sokup mahvedersin atmosferi. Az sonra terk edersin. Sonra debelenir durursun ne zaman gelcek yenileri... Pek yakın değildir sen ne kadar yakın olmasını isteyip ona göre farklı hayaller peşine düşsen de. Bütün zincirler birbirine bağlıdır. Arada bir tanesi yoksa olmaz, sürüp gitmez o zincirin sonsuzluğu. Artık x-ray'lerden geçerken bile ötmeyecek haldedir, çünkü yerdedir! Aradaki olmayan parça seni ondan etmiştir. Sen bunu göremezsin bir süre, anlamazsın.
Ay dolunay bugün, en tepsisinden, hatta bakır renkli. Dalıp gidiyorum ulaşılmazlara. Düşündükçe uzaklaştığımı, uzaklaştıkça gerçekten artık ne kadar uzak olduğumu anlıyorum. Aslında düşünceler bana yakını gösterse de kimi zaman aklıma söz geçirdiğim ender zamanlardan birindeyken onu aldatmak istemiyorum ve bu sefer aklıma uyup onu dinlemeye karar veriyorum.
Zamana zaman duyduklarım beni incitmekten ötürü yerle bir etse de aklıma yön veremeyip daldığım, dalıp gittiğim günleri aramıyorum. Artık biliyorum ve ona göre şekillensin yaşamım istiyorum. Artık son baharda yapraklar dökülsün ilk baharda tekrar çiçek açsın istiyorum. İstekler bütün heybetiyle önümde dururken önümde duran farklı bir nesne görüyorum. ucu sivri, tepesi iki bombeden sonra birleşen, genelde kırmızı renkli bir nesne..
evet kalbim artık benimle değil...
Ay dolunay bugün, en tepsisinden, hatta bakır renkli. Dalıp gidiyorum ulaşılmazlara. Düşündükçe uzaklaştığımı, uzaklaştıkça gerçekten artık ne kadar uzak olduğumu anlıyorum. Aslında düşünceler bana yakını gösterse de kimi zaman aklıma söz geçirdiğim ender zamanlardan birindeyken onu aldatmak istemiyorum ve bu sefer aklıma uyup onu dinlemeye karar veriyorum.
Zamana zaman duyduklarım beni incitmekten ötürü yerle bir etse de aklıma yön veremeyip daldığım, dalıp gittiğim günleri aramıyorum. Artık biliyorum ve ona göre şekillensin yaşamım istiyorum. Artık son baharda yapraklar dökülsün ilk baharda tekrar çiçek açsın istiyorum. İstekler bütün heybetiyle önümde dururken önümde duran farklı bir nesne görüyorum. ucu sivri, tepesi iki bombeden sonra birleşen, genelde kırmızı renkli bir nesne..
evet kalbim artık benimle değil...
Mayıs 19, 2008
Durup dururken aklıma gelenler...
(sayfayı açtığımda hepsi uçup gitti.. arkalarından bakıyorum belki gözlerimin içindeki hüznü görüp dönerler diye... )
Mayıs 13, 2008
Hayatın ağırlığını hissedebileceğimiz günler yakşlaşıyor sanırım iyice. Tren yüklenilmeyi bekliyor. Ağırlıkların yarattığı ağrılar gelip geçici diye düşünürken, zihinsel kalıcılıklara kayıyor akıl. Ne zaman ne yapmış olduğunun ne zaman ne yapıyor ve ne zaman ne yapacak olduğunun pek önemi kalmıyor. Bir haber alıyorsun sonra, ya da okuyorsun. Mutluluk hormonlarınla birlikte vücuduna yayılan adrenalin, seni roller coaster'dan aşağı fırlatmışlar hissi uyandırıyor sanki. Sanki bir heycan, sanki bir korku. Sevincinin içinde kalıp korkularının günyüzüne çıkmasını seyrederken "demek artık başlıyoruz" diyorsun, ve başlıyorsun. Çocukluk hayallerine sadece 10 saat kadar uzaktayken göz kapakların yorgunluktan değil de heycanından kapanıyor herzamankinin aksine. Çünkü korkuyorsun. Çünkü ne yapacağını bilmiyor sadece olayı anlamaya başlıyorsun ve yarının gelmesini bekliyorsun. Anlıyorsun ki sonra beklediğin şeyi telaffuzda yanlışlık yaparsan aslında beklediğin şeyin bir tane değil de iki tane olduğunu farkediyorsun. Sonra heycanı kenara bırakıp hayallere dalıyorsun. Yarının gelmesini isteyerek...
Mayıs 08, 2008
Tarot!
Kendimi dinleyemiyorum. İnsanların etkisinde de kalıyor olabilirim. Herkes ayrı bir şey söyleyerek aynı-ortak noktada nasıl buluşabiliyor anlamıyorum. Sonuçlarına katlanabilir miyim bilmiyorum ama karar iki türlü de veremiyorum. İnsanın içini okuyup kartlara bakarak bir şeyler söylenebileceğine pek inanmazken gidip kartlar acaba ne diyecek diye oturup dinlemeyi biliyorum ama. Dinliyorum ve yine aynı kelimelerle karşılaşıyorum, " karar vermen gerekiyor." Sağol. Ben de bunu söyleyebiliyorum kendime. Önemli olan nasıl vereceğim bu kararı. Beceriksizlik mi bu? Ne eksik, tahta mı? Daralıp, sinirlenip, gözlerimi damlalar akmasın diye sıkmaktan eziklik katsayımın sürekli karesini alıyor gibi artmasına engel olamıyorum. Kendime gelmek için kafam buz gibi suya batık gezsem de ayılamıyorum. Halbuki ayılana gazoz var, ooh asitli asitli gel de del miğdemi. Belki hazmetme gücü kazandırır da bir şeyler değişir...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)