Aralık 30, 2006

rahatlık...

ya konuşmak gibisi yok harbiden.. konuştum annemlerle, geç kalmış bir konuşma ama olsun içim rahat artrık en azından.. yanlış anlaşılmalar, her zaman kırılmalar.. dedim bir son vermek lazım ama yapamıyordum uzun zamandır bu sabah oldu.. ne düşündüklerini ben yokken ne konuştuklarını yorumlarını fikirlerini önerilerini dinledim bir önce en baştan.. sonra sıra bende dedim başladım konuşmaya susturabilene aşkolsun bu kadar dolu olduğumu aslında ben de bilmiyormuşum meğer...:D anlattım da anlattım; dedim ben nasılsam çevremedekilerde öyle ben ne yapıyorsam onlarda onu yapıyor, aksi olamaz zaten. ben benden farklı bir yerde ben olamam, olmam hatta olmamalıyım da. gece bir arkadaşta kalcaksam ( emre hariç) kırk tilki dolaşmasın aklınızda nedir, ne yapıyordur... olmasın böyle sorular boştan yere, hem kendi aklınızı meşgul etmeyin hem benim..sonra ne yaptığımı düşünüyorsunuz dışardayken ben? sabahlara kadar içip sarhoş olduğumu mu, birileriyle beraber olduğumu mu ya da uyuşturucu falan mı kullandığımı düşünüyosunz.. hayır!!! neden bu kadar baskı ya da herneyse.. koruma güdüsümü ne biliim bir şeyler bir şeyler... bana koymaya başladı arkadaşlarımın hepsi bir yerdeyken kendimde olan eve gitme zorunluluğu baskısı.. aslında onlardan böyle bir baskı yok üstümde ama sanki onları kırıyormuş ya da meraklandırıyormuş gibi hissetmek istemiyorum aslında yine onlardan çok kendimi düşündüğümden gidiyorum eve her şeyi bırakıp. sonuçta onlar bir şey dese yine ben büyütüp kafamda kurcalayacağım ve sonuçta yine olan bana olcak.. e böyle olunca arkadaşlardan gelen baskı da büyüyünce (konuşmalısın!!!) oldu.. güsel oldu ama ben hep farklı şeyler düşünmüşüm onlarda farklı ifade etmiş kendilerini.. tatlıya bağlandı sonuçta:D kafamda bir şey yok artık ee ne kalıyor geri finaller.. oo geç kaldım bile calculus beni bekler:D

Aralık 24, 2006

???

demiştim soğuk diye, orda 2 saat oturulmaz kalın giyinin diye.. hatta gelmeyin hastasınız, demiştim.. ama yakınlık derecesi büyük olduğundan geldiler ne kadar sevindirdiklerinden belki haberleri yok belki de sadece öylesine çağırdığım bana hiç bir katkısı olmayacak gibi düşünülmüştür. ne biliyim sevdiklerimle sevdiğim olayları ortamları paylaşmak bana daha bir mutluluk ve o ortamdan, olaylardan daha fazla keyif almamı sağlıyor.. gözlerimde bir ton yaşla ama dökülmelerine izin vermeyerek yazsam da yazacağım bitireceğim.. içimdekileri dökmezsem daha kötü olcağımı biliyorm en azından ama ne olacağına dair bir fikrim yok... kaç yüz bin kere dedim bilmiyorum ama bu okula gelirken dostum olmayacak heralde hiç demiştim ama oldu işte onlar ayrıydı diğerleriden, ki hala öyleler.. belkide ondan bu kadar koyuyor bazı küçük olaylar... aslına hiç kafaya takılmaması gereken küçük şeyler bunar ama ne biliyim nasıl bir düşünce yapısı var bende çözebilmiş değilim. aslında hak vermeliyim çünkü soğuk bir yer ve hastalar.. ama hasta ve üşümüş olmaları mesaj atmalarına ya da giderken orda olanlardan birilerine söylemelerine engel değil diye düşünüyorum dünden beri ama hangisi doğru onu bulamıyorum. çok mu büyütüyorm onu da.. zaten salak bir moralsizlikle başladı maç nedenini bilmediğim bir şekilde.. öyle devam ediyordu hatalar üstüste sonra tiribünlere gözüm kaydı bir ara ama aradıklarımı bulamadım ya da bir kısmını.. sonra sürekli bakmaya ve aramaya başladm hatta oyun sırasında bench den daha iyi bakarım diye oyunu bıraktım ama sonuç aynıdı, yoklar..!! maç bitti hemen sordum "neredeler?" , kimse bilmiyor... telefonda mesajlar bekleyerek telefonumu aradım kimde diye sonra yine hüsran.. aslında telefonumu bıraktığım kişi de gitmiş ve başka birine emanet etmişti ama onun gitmesi değil onların gitmesi koydu.. neden acaba, ha neden? cevap ver okurken hadi...
her şey bitti giyindik çıktık oradan sona bir yere gittik ve ben mal bir papağan gibi tekrar tekrar aklımdakileri sesli düşünürken.. bir ses onlar bıraktı gitti de sen de maçı bırakmadın mı, orada mıydı aklın dedi.. değildi işte en başında nedensiz orda değildi ama sonra onlarla birlikte gitti sanırım, bilmiyorm.. çözülsün biran önce başka bir şey istemiyorm final dönemi ve aklımda bir şeylerin soru işareti olarak kalmaması lazım.. sözlerimi hayallerimi yerine getirmem lazım we çalışmam.. öyle işte...

Aralık 18, 2006

nerden nereye..

yıl 2006 şubat.. hokeye yeni başlıyorum.. ilk antrenman sonrası babam beni almaya geldikten soora:
- bir daha gelmeyeceğim baba oynayamıyorum, geri geri bile kayamıyorm
- biraz azimli ol hemen her şeyi bırakma onlar da ilk zamanlarda senin gibilerdi, alışma sürecini es geçemezsin..

işte bu dialog benim c.tesi günkü maçta ilk line oynayıp 2 tane ( hatta 3 ama file delindi diye saymadılar..:) ) gol sevinci yaşamama zemin hazırladı.. mükemmel bi maçtı gerçekten... izlemeyte gelenler coştu onlar coştukça biz attık.. ama bi ilk gol vardı kii... oyun başlıyo, face off tan hemen soora puck bana gelio ben defansa dönüyorum ve defans kaçırıyor, kontrol edemiyor... saniye 7, ve gol.. 1-0 ODTU geride.. ama moral bozmuyoruz hatta 1-2 dakka soora bizde atıp maçı lehimize çeviriyoruz.. takım tam bi takım gibi oynamaya başlıyor herkes dayanışma içinde ve 2. gol.. goller sıralandıkça daha iyi oynamaya başlıyoruz 3. ve 5. gollerin adı Baurk..:)) Vee sonuç ODTU 5- 2 Truva SK... çok güzeldi cidden o anı yaşamak o atmosferi tatmak herkes neşe içinde herkes bağarıyor flaşlar patlıyor cidden şüper şüper.. devamı gelmeli bu takım bunu hakediyor gerçekten..

maç sonrası... e kutlanması gerek değil mi..:) saat zaten geç olmuş kızılaya gidiyoruz, her zaman BST olarak gittiğimiz yere.. sabaha kadar eğlence buna deniyor sanırım:D saat 3:30 oluyor anca çıkabiliyoruz ordan her yerimiz ağırmasına rağmen... arkadaşlıklar güzel takım harika goller şüper e daha ne olsun darısı haftaya...:)

Aralık 14, 2006

gitti...


gitti ya o kocaman kıpırkıpır balığım "balıknaz"ım gitti ya arkasına bile bakmadan gitti... sabah anlamıştım biraz biraz aslında ama yakıştıramamıştım.. yemeklerini veriğimde atlamamıştı yeme her zamnki gibi dedim heralde artık uslandı..
"olur mu canım o kadar deli dolu balık.. yok yok saçmalama Burak neler düşünüyorsun sen..."
Oldu ama, gitti işte.. yatıyordu sırtüstü.. kocamandı ya o cüsseye hiç yakışmadı.. nereye gitti peki ne güsel yüzüyordu küçücük okyanusunda.. caf caflı ev de almıştım ona ben.. ama... ne yapmak lazım bilmiyorum nasıl unutacağımı da... tam da zamanında ha çok moralim yerindeymiş gibi her şey üstüste... sırada ne var..?

Aralık 05, 2006

ebşlebşülüşş..:)))

beklemekten nefret ettiğimi bildikleri için bütün Ankara bana şaka hazırlamış.. ne hoştu bir bilseniz...(!) herkes heryer her şey bekletti.. Burak bekler bekler bekler beklerken güler güler güler.. sonuç: sinir sinir sinir... ev-vet yeniden, yine "sinir" kardeş teşrif ettiler... çok eğleniyorum bir görseniz aslında benim görmem lazım başka bir gözden Burak'ı ama olmuyor.. ne yapalım... pazılılıma başladım, uzun aradan sonra sinemaya da gittim.. bir hafta mola ne yapalım gerekli mal mal oturmalar bu bünyeye...bu hafta 3 gün evdeyim kimse çıkartamayacak evimi özledim :D şimdi de öyle canım sıkıldı geldim bir saçmalayım gideyim dedim... yazmak bahane dostluk şahane... (puhahaahaahaha ne alaka bilmiyorum ama olsun içimden geldi...)