Kasım 20, 2012

İnsanları ne kadar yakından tanıdığını söylersen söyle bilmediğin tonla şey oluyor her zaman. Ne kadar yakınında olursa olsun sürekli kendi kendine yaşadığı, üzüldüğü, sevindiği, güldüğü, ağladığı anıları, anları oluyor. Herkes de bunu kendinden biliyordur zaten defalarca söyleyip hadi ya diye şaşırmaya gerek yok.

Öyle zamanlar oluyor ki bir anda sana anlatmaya başlayabiliyor karşındaki. Sen öylece anlam yüklemeye çalışmakla kalıyorsun sadece anlatılan o "değişik" şeye. Sana değişik gelen aslında en yakınındakinin hayatını şekillendiren, psikolojisini düzenleyen ya da darmadağın eden belki aptalca ama ona göre dünyayı döndüren aklını kurcalamayı en mutlu ya da en üzgün anında başarabilen şey. Ve sen o "şeye" sadece sessiz kalıyorsun duyduğun zaman, ne desen anlamsız ya da yersiz olacak belki.

Kafamı kurcalayan bir şeyle ya da birden çok şeyle yaşayabiliyor olmam bana özgü bir özellik değil. Aklında kurduğu cümleleri karşısındakilere söylememe lüksü onda da herkeste olduğu gibi varken ve bunu bilip görüyorken neden kendi üstüne gider ki insan sürekli. Kendine hükmedemediğin zaman sen nasıl sen olacaksın ki. Ya da aslında sen senin kölensin de farkında mı değilsin? "Sen" köleysen, sen kimsin peki ? 

Düşünme olgusunu kontrol edebilmeyi isterdim. Beynimin bazen çalışmamasını istiyorum.

1 yorum:

Köşenin Delisi dedi ki...

kendine hükmetmeyi başarsan mı sen olacaksın yani..yok, öyle diil ya bence..