Kasım 07, 2011

Düşünüyorum uzun zamandır bende bir eksiklik var nedir bu diye. Aslında cevabını biliyorum ama dillendiremiyorum, yazıya dökemiyorum.

Yalnızım. Yalnız olmayı ben seçiyorum. Bu kendini beğenmişlik değil, kendini bilmek. Karşımdaki insanları az çok ben de tanıyabiliyorum takdir edersiniz.

Bu durum hoşuma gitmiyor artık. Sıkılıyorum. Aklıma düşüp düşündüğümde de bu konu üzerinde, çok değil on dakika sonra 'yok böyle gayet iyi' diyorum. Gözümün önüne gelen sahnelerin içinde kavgalardan çok kısıtlamalar oluyor. Üzerimde oluşacak baskı beni geri itiyor. Ha biri var da beni mi bekliyor, ben de onunla bir şeyler yaşamak için mi durup durup düşünüyorum? Hayır tabiki. Demek istediğim, kendimi dışarıya kapattım ve bu, içimde oluşmuş bi savunma mekanizması.

'Artık istemiyorum ben' dedim bir çok kez. İnanmmıyorum insanlara, güvenmiyorum. sevmiyorum, sevemiyorum. Çok istiyorum o ayrı. Kendimi normal hissetmek istiyorum. Özgür olmak istiyorum. Ama bunları tek başıma da yapmak istemiyorum artık. Çelişiyor yazdıklarım farkındayım, ama aynen beynim böyle çalışıyor. Önüme gelen yoğuırda bırakın siyah mı beyaz mı demeyi, acaba yeşil mi bile dediğim oluyor. Beynimdeki gelgitlerin büyüklüğünü hayal bile edemezsiniz.

Bir o uçtayım bir bu uçta.

Artık dinlediğim müziklerle bile hüzünlenemiyorum. O mükemmel sözler ya da tonlar anlamsız buu sıralar benim için. Birine söylemiyorum ya da o sözleri dinleyip, o melodilerle birini aklıma getirip üzülemiyorum. O kadar boşum. O kadar yalnızım.

Okuduğum kitaplardaki ilişkiler de beni tatmin etmiyor. Yazılan aşk mektupları, aşk sözcükleri anlam ifade etmiyor. Dizilerde filmlerde gördüklerim yapmacık geliyor. Sokakta elele yürüyen bir çift görünce ortalarından geçesim geliyor. Kıskançlık belki de bu. Elinde olmayanı isteme durumu. Doğrudur. Ama benimki biraz daha derin herhalde.

Gözlerimin içine bakarak beni anladığını söyleyen bir çift göz istiyorum.

Bu gece gereğinden fazla, hatta vıcık vıcık romantiğim. Yapacak bir şey yok.

Hadi diyip en sevdiğim sanatçının en yakınlardaki konserine gitmek için biletleri uzatacağım bir sevgilimin olmasını istiyorum, benim kafamda, benim düşünce yapımda. Beni anlayacak, sevecek ve değer verecek. Beni yanlış anlamayacak, etrafı umursamayacak. Bunları yazarken dünya üzerinde böyle biri olmadığını da biliyorum. Ütopya bu gibi durumlarda kurtarıcım olsa da sanırım bu sefer kendimi üzülmekten alıkoyamıyorum. Bu gece de aşka küfrederek uyuyacağım. Yarın bazı şeyler değişir mi? Hiç sanmıyorum. Negatif enerjim sağolsun dünyamı minimum enerji seviyesinde döndürüyor bu konuda. Ben de Tolkien'in kitaplarının birinde mutlu ve sürekli bir uğraşı olan karakterlerden biri olmak istiyorum. Aşk kitaplarında bana yer yok henüz. Belki basılmamış olanlarında ya da şu an yeni başlananlarda vardır, ama halihazırda yok. Zaman her şeyin ilacı derler, bekleyelim. Zaten nadasta olduğum zaman halime alışmam için yeterli bir süreydi.

Zaman demişken, ben bu yazıyı yazmaya başladığımda bugün 6 Kasımdı, şimdi 7si olmuş. Hayırlı bir gün olsun.

Öptüm.

2 yorum:

Köşenin Delisi dedi ki...

buluşma zamanımız gelmiş.. onu bilir onu söylerim ;)

baurk... dedi ki...

:) döndün bugün biliyorum. zamanın düzgün bi zaman olmasını bekliyorum arıycam :)