Ağustos 25, 2011

En sevdiğin şarkı çalışyormuş sanki sen bunu okurken.

Heycansızım. Garip.

Hayatımın kararını verdiğim sanılıyor. Ama ben henüz vermedim. İşler yeterince karmaşık kafamda. Ne yapılması gerektiğini adım adım biliyorum halbuki. Ne, ne zaman yapılır, neyi neyden sonra yapmalı, ne yaparken diğerini yapmak için adım atılmalı... Her şey net beynimde, parmaklarımda, aldığım notlarda. Numaralandırılmış hatta. Sırasıyla yapacaksın! Bu kadar basit.

Hayır efendim, bayramda yurt dışına çıkmıyorum. Hatta bayramda burdayım evet. Neden sürekli gösterip vermiyorsun? Benimle oynayacak bir sen kalmıştın.

Konu bu değil. Ani bir yorum yapma isteğiydi bu. Afedersin beynim.

Kendimi bildim bileli istediğim şey, oluyor! Büyüsü kaybolcak mı biliyorum henüz, tahmin ediyorum bu büyü kolay kolay bozulmaz. Diğer isteklerime benzemiyor bu. Bu nasıl bir şey biliyor musun, bulutların üzerinde olmak gibi. Güneşin batışını yeryüzüne karaltı bıraktığı yerlere bakarak izlemek gibi. En uzun nehirlerin nerden başlayıp nerde bittiklerini takip edip görebilmek gibi. Denizlerin üzerinden geçerken aşağı tükürme isteği, ya da sağ tarafından zıt yönde arkasından bembeyaz krem şanti bırakan bir uçağı boynunun döndüğü ölçüde izleyebilmek gibi. Hayat gibi. Mutluluk gibi. Özgürlük gibi. Burak gibi. Ben gibi.

Bu benim!

Uçucam ben.

En yükseğe.

Hiç yorum yok: