Şubat 19, 2009

$

Gerçekten onun için mi yaşıyorum? Onun için mi bu savaş? Dünyamı o mu döndürüyor, o mu yön veriyor hayatıma? Zamanı da o mu akıtıyor? Atomları o mu inceliyor, o mu buluyor formülleri?

Gerçekten hükmediyor değil mi bana. Belki gerçekten mutlu olabileceğim bir yerdeyim, kim bilir belki de gerçekten çok mutluyumdur. Onun baskısı beni daraltıyordur belki, belki o beynimin en bilinmeyen yerinde paşalar gibi oturup, hareminden cariyelere sesleniyordur.

Onu çok sevmiyorum, hatta hiç sevmiyorum! O kendini önemli sayıyor bence, herkesin gözdesi. Dünyada sadece onun sözü geçiyor. Sadece ona saygı duyuluyor ve sadece onun önünde hiçbir kapı kilitli kalamıyor. O değil mi bütün bu çektiklerimizin tek sorumlusu. Her şey, havada dönüp duran oksijenlerden bir gurubunu daha içimize çekmek değil mi? Öyle. Her şey o. Herşey nefes. Kimle aldığının da sadece lafta anlamı olduğu bir yaklaşım. Sadece amaç. Yönetici, belki de yaratıcı.

Tek saygım üstündeki Ata'm. Başka hiç bir yanını sevmiyorum. Ama mecburum inkar etmiyorum. Boyunduruğu altındayım, evet. Ama inkar edenler hata ediyor. Mecburum/z. Hayallerim ve istediklerim var, insanoğluyum, aç gözlüyüm. Bir görünce bin istiyorum. Hayallerinin peşinden git diyen atalarımız keşke Lidyalı'lara da bir atıfta bulunsalardı da bu dünyayı elinde tutan kağıtlara boynumuzu eğmeseydik.

Hiç yorum yok: