Eylül 04, 2008

Kar Yağdı, Sevin!

İç kesimlerinde çöl, kıyı şeridinde tropikal iklimin görüldüğü bir ülken olduğunu düşün. Hadi daha da somutlaştıralım, benden azcık daha kara tenin olduğunu ve uyruğunun Kenya olduğunu düşün. Kenya da yaşıyorsun. Bilmem hangi kolda, kabilede, hangi dağda ya da ormanda ya da herneyse. Sonra gökten her zamankinin aksine gariplikler düşmeye başlıyor. Ama senden çok farklı, mesela bembeyaz, kadife gibi dokusu. Dokunduğunda yok oluyor. Sen sadece büyüler yapan, kendince ilaçlar geliştiren, abada dubada ateş etrafında dans eden ve giyinmek için evinin çatısından sarkan dallardan bir kaç yaprak kopartan bir insansın ve inandığın, üstündeki, sana her zamankinden faklı milyonlarca hediye yolluyor. Ne yaparsın? Ben delirebilirdim, bunun (sonunda) dünyanın sonu oluduğunu düşünebilirdim belki de sevdiğimin yanına koşup bana g-hediye edilen bu hediyeyi ona hediye etmek için ellerim arasında aldığımda kaybolsa da koşarken bir yenisini edinmek için çırpınırdım. Sonunda onun yanına ulaştığımda da bu büyünün üstümüze bir melodi edasıyla inmesini izler belki de dans ederdim. Keşke gerçekten bilmediğim bir doğa olayı zarar veremeyecek şekilde kendini tanıtsa da Kenyalı insan arkadaşlarımla aynı duyguları yaşasam. Tabiki orada da ilkel yöntemler haricinde normal yaşayan insanlar mevcut ama bir kabiledeki insan gözünden bunu gerçekten görmek isterdim.

Bu hayatta bir bok olamama durumları içerisine yakıştırılan ben, zaman gelince bok mu olduğumu yoksa yediklerimin çeşitlilğinden benim mi onu oluşturduğumu görmek için bekleye durayım, bu gibi değişik olaylarla zaman geçirmek hoş olabilirdi şahsi fikrimce.

Yoksa gelirdi tüm ahali, kalkardı ayağa, vururdu başına, baksana ne dökülüyor gökten, bak sen şu işe nedir ki bu, nedir acaba bize verilen bu şey, sonumuz mu geliyor, kutlama mı var, yoksa cezalandırıyor muyuz, gece hepimiz yattıktan sonra bu düşenler bizi öldürecekler mi, yoksa, yoksa.. Baksana bu benim el arabamı görünmez yapmaya yüz tutmuş bile, beni ondan mahrum etmek için mi burada, ne suçum vardı ki. Alma tek tekerleklimi benden, neden bu ceza. Söz bir daha bakmayacağım o kadına, valla!

4 yorum:

Köşenin Delisi dedi ki...

kim seni böyle bir duruma "yakıştırıyor"? anlayamadım...

baurk... dedi ki...

o, bu, şu.. en yakınımda ya da en uzağımda olan nefes alan yaratıklar. ama aldıkları nefesi geri vermeyi unutup beynine kan gitmeden konuşmaya çalışanlar. sonra böyle oluyor işte...

anc dedi ki...

nası bu mevsimde bu sıcakta böyle birşey yazabildin anlamıyorum:S

mersine ilk kar yagdıgında dersteydik ve cok az yagıyodu assagıya inene kadar eriyordu diyebilirim. dersleri bıraktılar hocalar tum okul assagıya indik 10 yıl konusuldu bu mersinde :D

baurk... dedi ki...

hava çok sıcak, belki rahatlarız diye düşündüm :)

Kenya'da 10 milyon yıl konuşuluırsa yeridir, Mersin nerde kalmış :P