Mart 06, 2008

Bilinçaltı aldatmacası...

Aldatıldım, aldatılıyorum, aldatılacağım. Bu biliç altım beni fena sıkıştırdı köşeye. Ne olduğunu anlayamadığım gariplikler bırakmıyor yakamı bu ara. Düşünceler sardı kafamı, örümcek ağı misali. Ters düşüyoruz bilin altıcığımla. Öyle olmadığını söylediğim olayları gece ben tamamen savunmasızken çıkarıyor ortaya. Ben de garip, hiç bir şey yapamıyorum. Sadece uyandıktan sonraki sersem bakışlar oluşuyor yüzümde, hissediyorum. Aynanın karşısında yüzümü yıkarken "ne oluyor ya..?"" cümleleri su damlacıklarıyla düşüyor lavaboya. Ben sadece yüzümü kurulayarak yüzümde kalan soru dolu damlacıkları yüzümden uzaklaştırıyorum.

İnsan neden düşünmek istemez? Açıkçası ben nöronlarımı düşünüyorum. Düşündükçe azaldıklarını, azaldıkça daha ilerdeki sorunlarımı ya da bilinç altımın aldatmacalarını çözemeyeceğimi düşünüyorum. Bakın yine düşünüyorum dedim. Geçmiyor bu "düşünmek" eylemi hayatımızdan. El mahkum.

Etraf kalabalıkken, insanlar kendilerini bazı insanların gözünde yükseklere koyup, o yüksek mevkinin verdiği haz ya da psikolojiyle senin psikolojini etkileyecek saçma sapan- bazen güzel- laflar edebiliyor. Bunu bu ara pek çok kez yaşadım.

E sen böyle huzursuz ya da yorgun göründükçe yakınındakiler de seni rahatlatmak için çeşitli senaryolar yazıyor tabi. Belki doğru belki yanlış ama onları bu düşüncelere sürüklediysem söylediklerini bir gözden geçirmem gerektiğini biliyorum. Farkında olduğumun bile farkındayım ki bu benim için büyük bir şey. Biliyorum!

Senaryo demişken yakında-pek de değil aslında- süpriz yapma planlarım yok değil hani...

1 yorum:

Köşenin Delisi dedi ki...

ahanda! senaryo mu yazdın?