Şubat 15, 2011

Bir şey istersin de hani, onu elde edince daha çoğunu istersin... İstersin, hiç hayır falan deme bunu okuyosan sen de insansın benim gibi. Senle benim çok bir farkım da yoktur, yani sen de yemek yersin ben de, sen de uyursun ben de. Her insan aynı. Bitmiştir. Benim kafam bu. Ordan konuşuyorum. O bitirdi. Bitti. Sinirlenme.
Ne yapayım? Ayakkabılarımı çıkartıp sokaklarda mı koşayım, gömleğimin düğmelerini açıp Atakule'den Kuğulupark'a mı uçmaya çalışayım, Eymir'e gidip donmuş ama çözülmek üzere olan gölün üzerinde taklalar mı atmaya çalışayım, mesajlar mı yazayım canımın istediği evlerin önlerine bırakmak için, arkadaşlarımla kavga edip eve dönerken kasayla bira alıp kırmızı duvarlı odamda sarhoş mu olayım, yaptığım uçakların boyalarını kazıyıp tam zıt renklere mi boyayım tekrar, pazıl parçalarını çarşaftan bahçeye serpip çimlerin üzerinde mi yapayım. Ne yapayım? Ne yapmalıyım? Sıkıldım.
İnsanlara laf anlatmak nedendir! Neden! Gülmüyorum, sana ne!
Sevmiyorum, sana ne!
Büyüdüm, dünden daha büyüğüm hatta bu cümleyi yazdığımdan da, bu virgülden beri de. bu noktadan, ve şunlardan...
Üzülüyorum. Farketmiyorum. Farkediliyorum.
Sıcak basıyor bazen. Uyuşuyor başım, derin nefes almazsam bayılcakmış gibi oluyorum, arabadaysam camı açıyorum, evdeysem suratıma soğuk su çarpıyorum. Sıkıntı beni bastı, sıcak basmasından daha çok acı veriyor.
Sana bunu neden anlattım? Sen?
"Why can't you just hold me" çalarken bu yazı bitmeli!

Hiç yorum yok: