Nisan 29, 2010

Sözleri olmayan, beynime işleyen ve beni bir süreliğine buralardan alan bir melodiye söz yazıyorum kendimce. Her cümleden sonra durup düşünüyorum acaba bu buraya uydu mu diye, uymuyor birbiri ardına gelen cümleler, bütünlük sağlanmıyor. Bir yerlerde hep bir şeyler eksik. Sürekli bir sorun var. Yaratıcı olamıyorum.

Vazgeçmek üzereyim.

Aklımda tek bir şey var senden başka. Sesleri geliyor dışardan. Sürekli duyuyorum. Bir denklemi çözerken, ışınların atmosferde dağılımları hakkında yorum yaparken, elime kalemi alıp bir şeyler açıklarken, başka dünyaya açıldığını düşündüğüm için sürekli uğradığım, her yanı binalarla çevrili olsa da gizli sandığım o yerde oturup bir şeyler yazarken ya da okurken, sürekli aklımda aslında.

Engel olamıyorum.

Hayal kurarak büyüdüm ben, olmayacakları düşünerek, olmayacak diye bakılan bir çok şeyi elde ederek... Bir çoğu sanırım bu kurduğum hayallere inanıp bir sonraki adımı ona göre attığım için gerçekleşti. Ama bu en büyüklerinden biri, belki de en büyüğü. Söyleyip gerçek ölçüsünü ortaya çıkarmak istemiyorum, korkuyorum altında ezilmekten belki de. Ama gerçek şu ki, geç kaldım sanırım, hayalin içinde yaşayıp, kendimi kaptırıp sonraki adımı düşünmeden nefes alıyorum son zamanlarda. Durdurulup omuzlarımdan tutan ve beni silkeleyen iki ele ihtiyacım var, sana ihtiyacım var evet. Silkeleyip kendime beni getirmene, avutmana, boş hayallerimden sıyırıp, yenilerini önüme sunmana ihtiyacım var. Bunu yapabilirsin ama yapmayacağını bile bile bunun da hayalini kurmayacağım, öğreniyorum.


Hiç yorum yok: