Temmuz 04, 2009

Hava boğum boğum. Sıkıntısı var belli. Birkaç kez konuşmayı denedim ama cevap vermiyor. Aslında tanımadığın birine kendini, sıkıntını anlatman daha kolay olabilir. Söyledim bunu ona ama yanaşmadı bile. Beni tanıyormuş, anlatmak istemedi. Üstüne gitmedim.

Bekliyorum şimdi, tüm öfkesini kussun diye, pencerem, perdem açık. Hava, gökyüzünün iç çekip, oflamasına göre yer değiştirdikçe yüzüme vuruyor. Değişik bir duygu, bebekken de gözlerimizi kırpmamız için yavaşça suratımıza üfledikleri gibi. Gözlerim kıpır kıpır.

Bir ışık, gök göz kırpıyor sanırsın. Sonra bağırıyor, hem de olanca kuvvetiyle. Karşı gelebilmen imkansız. Etrafın gri ve sarı birleşimi sana korkunun yanında huzur da veriyor. Uyku moduna girebilirsin, gelecek planları yapabilirsin, düşüneceksin, gerçekleşmesi olağan hayaller peşini bırakmadığından sıkılıp onlardan vazgeçebilirsin, ama geçme, zaten geçemezsin.

Dallar sana uzanan bir elken, onları geri çevirme. Bırak kendine çeksin seni, oradan dünyanın diğer tarafına açılan kocaman geçit var. Git, senden önce gitmiş olanlar illaki vardır. Hem olmasa ne kaybedersin burada da yalnızsın, orda da yalnız olacaksın en fazla, deltadüşünce eşittir sıfır!



Hiç yorum yok: