Birbiri ardına süren tesadüfler hayatı oluşturabilir mi? Peki her yaşadığımız an tesadüflerin meyvesi mi, her konuşma ya da gördüğün her insan bir tesadüf mü? Hayatına saçma sapan giren bir laf yüzünden, sırf o laf aklının bir köşesinde yoğrulurken ve sen hala inanmazken karşına gelen insandan etkilenişin gerçekten tesadüf mü yoksa bu bir gerçek mi? Hayat gerçekten bu mu, sınırları aşıp, parasız, aç susuz kalmak, yine de sevdiğine ulaşmak için girmediğin delik bırakmamak mı? Bu mu hayat, bu mu aşk denilen varlığı bile kesin olmayan soyut ama bir o kadar da varlığını fiziksel hissettiren olgu? Nerde peki, göremiyorum, bu da mı tesadüf...?
Ben de çıkıyorum yola, elim kolum bomboş, yapacak hiç bir şeyim de yok ayrıca, gelen ilk araba benim de kaderim olsun, ama ben erkeğim ve şansım onun kadar yüksek değil, duran ilk arabanın benim kaderim olduğunu düşünürsek koyabilir bu durum zamanla, başka fikirler bulmak lazım, bir nokta belirleyip oraya doğru sanki orda o varmış gibi gitmek lazım.
İnanmıyorum, aşk bile bile diğerinin önünden geçip, tam görme açısında diğeriyle sarmaş dolaş olmak değildir, ya da öyle bile olsa içinde kalan bir şeyler var demektir, bir kuyruk acısı belki. Ne denli basit ve anlamsız.
Rahatla! gidiyorum. İlk kez bu kadar netim belki de, gidiyorum! Arkama bakacağım elbette sürekli, görmek istediğim insanlar var. Sürekli birlikte olmak istediklerim ve gerçekten çok sevdiklerim. Ama hayat acımasız ve karmaşık, keşkelerle olmuyor, keşke olsa da keşke desem bol bol düzelse her şey, yapabilecek çok şey var gibi görünse de elimden gelmeyen şeyler var önümde, düzelmeyenler. Belki onları, belki kendimi düzeltmek için gidiyorum, döndüğümde olacaklara, ya da göreceklerime sevinir miyim, üzülür müyüm yoksa gittiğim yerden döner miyim bilmiyorum. Ama benim de peşinden dağları, nehirleri ve yolları aşacak bir insana bağlanacağım gerçeği korkutsa da gülümsememe etkili olmuyor değil. Başarabilirim, kendi kendimi dinleyebilirim, sözümü kesmeden ve tane tane anlatmama izin verebilirim. Yapabilirim bunu evet.
Ben de çıkıyorum yola, elim kolum bomboş, yapacak hiç bir şeyim de yok ayrıca, gelen ilk araba benim de kaderim olsun, ama ben erkeğim ve şansım onun kadar yüksek değil, duran ilk arabanın benim kaderim olduğunu düşünürsek koyabilir bu durum zamanla, başka fikirler bulmak lazım, bir nokta belirleyip oraya doğru sanki orda o varmış gibi gitmek lazım.
İnanmıyorum, aşk bile bile diğerinin önünden geçip, tam görme açısında diğeriyle sarmaş dolaş olmak değildir, ya da öyle bile olsa içinde kalan bir şeyler var demektir, bir kuyruk acısı belki. Ne denli basit ve anlamsız.
Rahatla! gidiyorum. İlk kez bu kadar netim belki de, gidiyorum! Arkama bakacağım elbette sürekli, görmek istediğim insanlar var. Sürekli birlikte olmak istediklerim ve gerçekten çok sevdiklerim. Ama hayat acımasız ve karmaşık, keşkelerle olmuyor, keşke olsa da keşke desem bol bol düzelse her şey, yapabilecek çok şey var gibi görünse de elimden gelmeyen şeyler var önümde, düzelmeyenler. Belki onları, belki kendimi düzeltmek için gidiyorum, döndüğümde olacaklara, ya da göreceklerime sevinir miyim, üzülür müyüm yoksa gittiğim yerden döner miyim bilmiyorum. Ama benim de peşinden dağları, nehirleri ve yolları aşacak bir insana bağlanacağım gerçeği korkutsa da gülümsememe etkili olmuyor değil. Başarabilirim, kendi kendimi dinleyebilirim, sözümü kesmeden ve tane tane anlatmama izin verebilirim. Yapabilirim bunu evet.
2 yorum:
Elbette yapabilirsin :) Yolun açık olsun. Ki, biliyoruz, olacak :)
:) görcez bakalım
Yorum Gönder