Bir kurgunun içindeyim, bir fantazi. Dönüp duruyor etrafımdaki nesneler. Sürekli uçaklarla mücadele içindeyim. Düşenler ve düşmekten son anda kurtulanlar. Aklım sırrım ermiyor. Nedenini bilmiyorum. Seyrediyorum mahalle sakini edasında elimde çekirdeğim, çıt çıt. Dudaklarım artık tuzdan bitap düşmüş, yemeyelim lütfen diyor. Ama giden gidiyor ve ben tek karesini kaçırmak istemiyorum. Havalanıyorlar, içlerinde tanıdıklarım da oluyor bazen, ama düştükten sonra oluşan kaostan dolayı haberim oluyor onlardan da. Şaşkın gözlerle süzüyorum geleni geçeni. Farkında değilim gibi olayların. Bir tanesi, kocaman bir tanesi havalanıyor hemen önümde, tam karşımdaki binayı sıyırıp geçmesini bekliyorum ama başaramıyor, tarih 1800ler tahmnimce, ama teknoloji tarihi 2800 olmalı, eşleşmiyor. E çarpıyor sonunda. Düşüyor kocaman toz bulutu halinde, feci bir ses, dünyanın oluşumuna neden olan toz bulutu kaplıyor ortamı. Yeniden mi oluşacak yoksa dünya, yeni bir tane mi yoksa insanların artık sığmakta zorlandığı ya da sığmak için birbirini öldürdükleri, var olanın aksine bir yenisi mi? Aklım almıyor, önümden son sürat geçen bir motor, fırlamış nereye gittiği belli değil ama seyir zevki mükemmel. Ağlıyorum bir yandan, canım sıkılmış, düşmüş çünkü. Bir diğeri sonra, kalktığından habersizim, dönmeye başlıyor havada, merkezcil kuvveti tonlarca g, neler oluyor size diye haykırmak istiyorum ama korkum boğazıma düğümlenmiş, susuyorum tekrar. Sonra olağandışı bir yapıya bürünüyor ve iniyor, herkes kaçışıyor, yeni bir kaos.
Sıkılmadık mı artık stresten ve kaostan, huzur lazım değil mi bu insanoğluna, canımız eğlenmek istiyor, eğlenelim o halde, oynayalım tshirtümüz terden vücudumuza yapışana, sıkınca suyu çıkana kadar...
Sıkılmadık mı artık stresten ve kaostan, huzur lazım değil mi bu insanoğluna, canımız eğlenmek istiyor, eğlenelim o halde, oynayalım tshirtümüz terden vücudumuza yapışana, sıkınca suyu çıkana kadar...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder