Aralık 25, 2008

Ben de Buradayım!

Heryer bembeyaz evet. Kapladı o akıl almaz kar taneleri etrafı. Beraberinde getirdiği soğuğa aldırmıyor insan, sadece tadını çıkarıyor. Kalbimi de açabilsem keşke yağan karların altına. Keşke tüm kötülükleri karaltıları kapattığı gibi bendekileri de kapatsa anlık da olsa. Vücut ısımı 37.5 ten indirse zamanla 0'a. Düşünmek ya da çabalamak istemiyorum artık hiç bir şey için. Sıkıldım! Zaman bomboş aksın istesem de bugün denedim ve gördüm ki yine de bir şeyler eksik. Ne yapsam olmuyor. Bir an önce başını işlerinden kaldıramayacak ve düşünemeyecek bir yaratık haline gelip çalışan bir adam olmak istiyorum. Monoton günlerimi sabah 7 de başlatıp gece 12 de sonlandırmak istiyorum. Denedim işte rahatlığı, ferahı beceremiyorum. Sıra bunda. Denemeden bilemem, belki de gerçekten o modele uyacak bir insan saklıyorum benliğimde. Bence düşünecek çok zamanım var zamansızlıktan yakınsam da. Çok düşünüyorum, soğukta uzun günler kalmış köpeklerin buldukları kemik için kavga edip, kazananın o hırsla kemiği kemirmesi gibi aklım kemiriliyor. Neden yok inanır mısınız. Sadece gelecek günlerin gelememesi bir türlü. Keşke dünya da sıkılı artık hızını arttırsa da biz de arabanın içinde gayet sabit hızla hareket ederken aniden frene basıldıktan sonra kafaları koltuğun arkasına çarpıp orada kalan ve hareket edemeyen insanlar gibi kalakalsak olduğumuz yerde. Sonra dünya benim istediğim zamana gelse ben de "duracak" düğmesine bassam ve insem! Ben de sonsuza düşen Newton'un ayakkabısına arkadaşlık etmek istiyorum. Tek başına düşmesin yazık ona yetişmeliyim ama inerken arkamdan lütfen kuvvetli bir ilk hız sağlayın hazır sürtünmesiz ortam bulmuşken bunu değerlendireyim. Enerji kaybı olmayan bir yerdeyim ve bana ne verirseniz öyle giderim. Enerji kaybının günbegün büyüdüğü dünyamızda yeni kaynaklar bulmak ve onları hayata entegre edebilmek amacıyla insanlar bir yerlerini yırtarlarken, koca mağazalar açmışlar kapılarını buz gibi havaya sonuna kadar, içeride pöfür pöfür ısıtıcılar çalışsın. Olacak gibi değil. Bana ne değil mi, öyle aslında ama "hazıra dağ dayanmaz" diye bir söz söylemiş atalarımız. Durup bir bakmak gerekiyor, azıcık kulak asmak gerekiyor bence. Bu konuya benim derin düşüncelerimden ve sıkıntılarımdan nasıl geldim bilmiyorum ancak söylemeden edemeyecekmişim şimdi rahatım. Kalkıyorum ve kahvemi yudumlamaya, suratımın asıklığını yer çekimine karşı çatışmaya sokmaya, gülmeye gidiyorum. Hadi bakalım...

2 yorum:

baurk... dedi ki...

Ne kadar kendini tekrar eden bi adamamım değil mi? Bence ben sizin yerinizde olsaydım benden sıkılırdım ve konuşmayı keserdim...

Köşenin Delisi dedi ki...

Belanı arıyorsun :) Bu dediklerinin hepsi birden oluverirse ya? Hem herkes kendi istediği anın hemen gelmesini istese ve o anlar hep birden tepemize üşüşse nice olur halimiz bi düşünsene!! :))