Bir kıpırtı vardır ya tahmin edemediğin ama merakla öğrenmek istediğin. İçimde iki tane birbirinden çok farklı düşünce var. Derinlere indikçe salınımları titreşimlere onlar da yerküre kıpırdanmalarına benziyor. Anlamıyorum tam olarak. Zıplayıp dursam bile içimdeki kurt dışarı çıkamıyor bir türlü, nedenleri öğrenemiyorum. Düşünüyorum her zamanki eylemimi yerine getirme amacıyla. Araba kullanırken de açmıyorum artık müzik sessiz sakin düşünebileyim diye, söylemiştim daha önce de, hala geçerli. Elime ne geçse bir kaç cümle karalıyorum belki kelimeler, cümleler birleşirse anlamlı şeyler çıkabilir ortaya diye ama nafile. Canım feci şekilde müzik dinlemeyi istedi hemen açtım.
Aslında özgürüm biliyor musunuz, aslında hepimiz özgürüz. Sonuçta yazma ve düşünme yetilerimiz var ve bunları kullanarak istediğimiz yere gidebilir, istediğimiz eğlenceye katılabiliriz. Sevgililerimiz akıllarımızdakiler gibi olur ya da iş hayatımız. Ama yazdığını yazarken unutup, içinden gelen arkadaş sesine karşılık vermen gerek. Ona neler yaptığını(!), yapacağını anlarman gerek. Gittiğin, gördüğün her metrekareyi anlatman gerek. Yazdıkça özgürsün işte. Değil misin? Ben öyleyim, yazıyorum ve özgürüm.
Düşlerimdeki gerçek dışı insan kalkıp beni düşündeymişim gibi yazacak bir kağıda, uzayda kapladığım alan boşa gidermişcesine hayal olup çıkacağım sonra. Özgürlük sınırlarını genişletmek, uzayda çantasını düşüren astronot kadar heycanlı olmakla girintili bence. Düştüğü yeri bilmiyorsun ne zaman yere(?) çarpacağını ya da ne kadar daha arkasından bakacağını.
Plan yaptım sayılır aşağı yukarı şubatla alakalı. İçinde feci şekilde değişiklik, bir tutam macera, bir tutam, özünden dostluk ve gülücüklerle. Ama plan yapmakla bitmiyor, inanıyorum da, belki diğer yüzde ellisinden bir şekilde faydalanabilirim.
Anlamsızlaşmaya başlayan cümlelerim anlamsızlık bütünleşmesi anlamında sana ulaşırken ben ne yapıyorum şimdi tahmin et.
Duvara bakıyorum boş boş. Sıkıldım!
Aslında özgürüm biliyor musunuz, aslında hepimiz özgürüz. Sonuçta yazma ve düşünme yetilerimiz var ve bunları kullanarak istediğimiz yere gidebilir, istediğimiz eğlenceye katılabiliriz. Sevgililerimiz akıllarımızdakiler gibi olur ya da iş hayatımız. Ama yazdığını yazarken unutup, içinden gelen arkadaş sesine karşılık vermen gerek. Ona neler yaptığını(!), yapacağını anlarman gerek. Gittiğin, gördüğün her metrekareyi anlatman gerek. Yazdıkça özgürsün işte. Değil misin? Ben öyleyim, yazıyorum ve özgürüm.
Düşlerimdeki gerçek dışı insan kalkıp beni düşündeymişim gibi yazacak bir kağıda, uzayda kapladığım alan boşa gidermişcesine hayal olup çıkacağım sonra. Özgürlük sınırlarını genişletmek, uzayda çantasını düşüren astronot kadar heycanlı olmakla girintili bence. Düştüğü yeri bilmiyorsun ne zaman yere(?) çarpacağını ya da ne kadar daha arkasından bakacağını.
Plan yaptım sayılır aşağı yukarı şubatla alakalı. İçinde feci şekilde değişiklik, bir tutam macera, bir tutam, özünden dostluk ve gülücüklerle. Ama plan yapmakla bitmiyor, inanıyorum da, belki diğer yüzde ellisinden bir şekilde faydalanabilirim.
Anlamsızlaşmaya başlayan cümlelerim anlamsızlık bütünleşmesi anlamında sana ulaşırken ben ne yapıyorum şimdi tahmin et.
Duvara bakıyorum boş boş. Sıkıldım!
2 yorum:
:)
valizi hazırladım
gözün arkada kalmasın ... :0)
Yorum Gönder