Hayat kırmızı ışıkta beklerken farkına vardığımız üzere hızla akıp geçiyor ve beklemiyor. Şeftali kokusu arasında, üstüm çıplak, heycandan titrereyerek ama mumun sıcağından terleyerek, kimisi boş kimisi pazıllarıma ev sahipliği yapan duvarlarıma bakarak glücükler saçıyorum. Fonda sevdiğim fransız melodileri... Mutlu muyum? Evet. Mutluyum cidden. Nazar değmesin. Güleyim artık ben de.. Güleyim de artık "Burak" olduğumun farkına varabileyim. Artık kendim gibi davranıp kendim gibi konuşabileyim.
Zamanın güldür güldür akan dere misali gelip geçmesine engel olcak değilim. Hatta bana kalsa kimi anlarda arkadan ittirerek daha hızlı akmasına bile yardım edebilirim fakat bu geçen zamana rağmen anlatmadıklarım olmuş en yakınımdakilere ve onlardan dinlemediklerim... bunu farkettim ve konuşurken o kadar eğleniyodum ki anlatamam. Bir şeyleri anlatırken ağzımdan çıkan amilazlara engel olamayıp, güle oynaya, elimde çay kaşığımı kıra kıra anlatıyordum bir sürü şey. Dinliyordum da aynı zamanda ve bu arada gelecek planları de yapmayı ihmal etmiyordum. Herzaman yakamda benimle gelen hayal dünyam... Sürekli beynimi kemiren, sürekli dalıp gitmelerime ve insanlarla birlikteyken bir anda beni bazen hüzünlendiren bazen mutlu eden hayal dünyamın karakterleri beni bırakmadılar yine. Onlarla yaşamayı seven insanlardanım bende. Kardeşimin küçüklük hayal arkadaşı da yeniden katıldı gibi zaten bize... Hatta şu anda buralarda bir yerlerde olması lazım. Einstein posterimin hemen oralarda bir yerlerdeymiş. Ne hoş.. Merhaba Mermint. Uzun zamandır görüşememiştik en son üstüne kitap koyduğumdan beri.. Ne iyi ettin de geldin..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder