Şubat 27, 2008

infinitesimal hopes...

saaar saar sar makarayı, çöööz çöööz çöz makarayı...

heykelden oy beni. al fırçayı eline rengarenk boya beni. görünüre koy, bak beni.duvardan duvara vur beni. parçalanınca topla beni. değiştir renklerimi. tekrar görünüre koy beni.

gariplikler mekanizmasını çalıştırmasıyla Dick'in artık eskisi gibi bi hayatı kalmamış. artık su çıkarma pompasının sürtünmeden aşınıp çalışamaz hale gelmeye başladığını görmesiyle tüm hayalperestliği gitmiş. susuzluğa alışmaya çalışarak artık yarabandı psikolojisine girip sadece önemi orta bölgesinde toplamaya başlamış. kenarları etrafa tutunmasına yardımcı olan yapışkan kollarla evrimin bi değişimini göstermeye başlayıp ortadaki süngerle de üstünü kapamaya çalıştıklarını iyice kendine hapsedip dış bağlantıyı kesmeye çalışmış. Başarmış. Ulaşılmazlıkların içinde geçen zamanların hemen sonrasında kendini adım atmakta güçlük çektiği ıssırganotu festivellerinde bulmuş. Kaşınırken hem de. Kaşınıp yürümek zorlaştıkça ağlamaya, ağladıkça sıkılmaya, sıkıldıkça puf lamaya, pufladıkça bişey yapamamaya başlamış. Kaşınmayı bile bırakmış... Kapatıp gözünü yeniden açtığı saniyenin bilmem kaçta birinde gördüğü hayalindeki bi kıza aşık olmuş. sonra gözüne çöp kaçmış gibi sürekli kapatıp açmaya başlamış kapakları. yükseklerden çok yükseklerden geçen bi kuşa takılmış gözü. Hemen saatine bakmış. Sonra düşünmüş acaba onunla aynı anda saatine bakan biri onun gördüğünü gördü mü..? Kızmış kendine sonra, bi iş yaparken neden başka şeyler düşünüyorum die. Kuş gözden kaybolmuş tabi. sonra gezegenin kıvrım yaptığı yere yakın bi yerden bombe çizerek yükselen başka bi kuş görmüş. ya da sanmış. Sanmış ve hatırlamış her havada gördüğünün sarı çizmeli John amca olmadığını söylediğini büyüklerinin. Takmamış ve saygıyla eğilmiş yuklardan geçenin önünde. beli yere paralelken aklına gelmiş: "aslında ben onun önünde değil altında eğiliyorum. e ben onun altında kalırsam yok olurum. olmaz mıyım. bence olurum. oldum mu ki.. yok düşünüyosam olmadım. aaa düşündüğüme göre varım. e gidiyim sorıyım bakalım üstümden geçen de var mı.."

-yukardangeçenlerininmesiiçinözelyapılmışbölgedeyiz-

sormuş sonra: " sen düşünebiliyo musun?". Ses yok! "huuu kime diyorum, of çok da kocamanmışsın boyum da yetişmiyo ki, kulağın nerde senin kim bilir... huuuu düşünüyo musun yoksa..?". Ses yok#2. "gariplik mekanizması yüzünen heralde keşke açmasaydık... sen konuşmıycan mı benle?". Ses yok#3-4-5-6... "hmm peki o zaman anladım ki sen düşünemiyosun, baksana konuşamıyosun bile. aaaa bakamazsın da o zaman" neyse..

Gider.. yola çıkar bi yerlerden.. aklına takılır sonra..: "amanın düşünemeyen, konuşamayan, duyamayan bişey nası olur da "olur". o zaman ben saçma sapan olmayan bişeyin önünde ya da altında mı eğiliyorum bu zamana kadar... Bak hala düşünüyorum hala varım yaşasın! ".

hayretimucizelerden biri çıkagelir ve bu sefer de çocuk konuşamaz-düşünemez-duyamaz olur.

al sana heykel. hadi boya da kır, sonra yapıştırırsın tekrar..

5 yorum:

nothing out of the ordinary dedi ki...

sanki bir kitaptan alıntıyla baslamıs gibi gercekten öyle mi?
yoksa sen misin bu kitabın yazarı?
ya da ben de miyim aynılarını hissetmiş okumus gibi hisseden ?
bak insan soru sormaya basladı mı sonu gelmiyor. Ama sordukca da varlıgının sonu gelmiyor. Sormadan da olmuyor sorunca da ama umut demişsin ya hani limiti sonsuzda olan ; sanki o limit convergent yani tam da sonsuzda degil yazıların içinde bir yerlerde belki de tekrar bi bakmak gerek :0)

baurk... dedi ki...

yok alıntı beynimin azcık derinlerinden..
yazarlık mı haaşa... keşke.. aslında güzel yazabilmek için çok okumak gerek illaki ben elimden geleni yapıyorum ama hiç bi zaman anlaşılır olmıycam sanırım.. ama ilerde "anlamsızlıklar anlatımı" gibi bi kitap neden olmasın :p

sorular zaten birbirini doğurur biri biterken diğeri zaten çoktan çıkmıştır hatta ötekini hazırlamıştır.

ööle işte..:)

Köşenin Delisi dedi ki...

her okur anlayacağını anlar, onlara güvenmek lazım. Ben de başta kitaptan alıntı yaptığını sanmıştım biliyor musun?

Hem...SeNin gibi karmaŞık yazan (büyük harflerin mesulu Toprak efendi bu arada) bir sürü ünlü yazar var.

nothing out of the ordinary dedi ki...

hocam ben de benzer bir şey söyliycektim
yani yazarın amacı anlasılmak değildir ki
bir yazarı iyi yapan baskalarındaki benzzer duygulara ulasabilmesi ya da onlar da cagrısımlar yapmasıdır.
objeleri bile aynı düşlemezken nasıl kelimeleri aynı anlamdırabiliriz ki :0)
ben calvino nun cevirmeninin tarzına benzettim biraz bilmiyorum hiç okudun mu ama benzerlikler benzer cagrısımlar her yerde hiç bir zaman birebir olmasa da :0)

Köşenin Delisi dedi ki...

güneş onu bunu bırak da hala bana şu evlerin telefon no.larını mesaj atacaksın haaa amma uzun sürdü..