Merhaba.
Hava cok soğuk ve rüzgarlı. Kocaman camları olan bir odada rüzgarın ağaclarla dalga geçişini izliyorum. Bir o tarafa yatıyor dallar bir diğer tarafa. Elimdeki kocaman kahve fincanının sıcaklıgı olmasa oturduğum yerde üşüdüğümü hissedecegim.
Hem psikolojik hem fiziksel olarak çok zorlandığım bir dönem daha geçriyorum. Yapacak islerim, beklentiler ve sürekli sınavlar testler biraz yoruyor haliyle. Suratım da düşüyor, sonra yaptığım şeylerin büyüsüne kapılıyorum biraz olsun rahatlıyorum ve kahvemi tekrar yudumluyorum.
Ama sanırım eskisinden daha sert bir mizacim var artık, daha ciddi ya da soğuk belki. Büyüdüm heralde. Kimse bana bundan bahsetmedi. Büyümek bazen gerçekten korkunc.
Dün en cok sevdigim yazarın sevdiklerine yazdığı mektubu okudum. Dökmüş içini kendi mükemmel tarzıyla. Aşksız yaşamamak gerektiğini söylemiş yine, nerdeyse tüm kitaplarında bahsettigi "aşk"'sız. Fırsatım olsa çocuklara kanat verirdim uçmayı öğrensinler diye demiş. Bana da vermiş aslında kitaplarıyla bir çift kanat..
Durduk yere gözleri neden dolar insanın? Hiç bir şey yok ortada. Hiç.
Ertesi gün oldu. Hava dünün aksine güneşli ve sakin. Bisikletim de var. Yeşil, mavi ben.. Bir şehir, bir de bisikletim. Bilmediğim bir şehir üstelik. Bir kaç kez geldiğim ama aslında hiç bilmediğim bir şehir. Düşünsene bunlar birleşince ne güzel hikayeler, fikirler, sohbetler geliyor akla.
Ne kadar özgür o kadar yalnız. Buna inanmaya başladım. Özgürlüğüm kısıtlansın istemiyorum. Gittikçe yalnızlaşmaya başladığımı da farkediyorum. Engel olmak için bir şeyler yapmayacağım çok açık.
Sonra aniden bir mesaj geliyor. Bir müzik. Eskilerden. Etkililerden. Giriyor tenimden. Damarlarımda alyuvarlarla birlikte taşıyor oksijeni vücudumun her yerine. Biraz olsun kendime geliyorum. Ha bir şeyi atlamayalım, hala yalnızım. Pardon özgürüm diyecektim.
Hadi uzamasın, sinirlerim bu kadar yıpransa yeter bu ara..
Öptüm.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder