Yazamadığımı yazacağım şimdi.
Bazılarına eskisi kadar yakın olamadığımı, bazılarını eskisinden çok sevdiğimi, birilerini de eskisi gibi sevmek istediğim için üzgün olduğumu.
Düşüncelerime söz geçirebildiğim bir kaç yalnız gün geçirdim bu hafta. Çok yanlışlar da yaptım, aklımı çok rahatlatacak hamleler de. Zihnim açıldı, huzur geldi dünyama. Hava ağladı ben balkonda otururken sinirli sinirli. Gece gecelikten çıktı zaman zaman, günün en parlak anları yaşandı. Yerlere vuran damlalar inletti ortalığı ve güneş sinirlendi en sonunda, evrenin en parlağı benim dercesine çıktı ortaya. Ben o sıralarda başka dünyalarda başka insanlarlaydım. Gülüp eğleniyor, konuşup tartışıyordum. Ama güneş bana da üstün geldi, yansıyan ışınlar gözüme ulaştığında doğruldum ve yeni güne başladım. Çok şey değişmemişti hayatımda belki, ama kızgın uyandım kendime. Bir süre sonra ne olduğunu unuttum sonra hatırladım ve yine unuttum, sonra hatırladım ve yine.. ve sonra.. ve yine...
Parmaklarımı birbirine değdirdim, ses çıktı ve mekan değişti. Karşımda duruyorsun. Bir elbise var üzerinde, kırımızı. Beni görür görmez gelip giriyorsun koluma. Ben de zaten bunu bekliyormuşum, küçük bir öpücük ve yürüyoruz kalabalığa. Bir an donuyor insanlar, bize bakarak. Kendinde adımlar devam ediyor sonra müzik başlıyor ve şehvet elbisenin kırmızısından çıkıp önce bizi sarıyor sonra tüm salonu. Sarılıyorsun bana, sımsıkı. Mutluyum.
Başka bir parmak hareketi. Kalabalığın içinde gülüyorum. Karşımda yanımda çaprazımda gülen suratlar. Ayrı bir mutluluk. Elim kocaman bir bira bardağını kaldırırken avazım çıktığı kadar bağırıyorum, tokuşturmak gerek diyorum. İşte an bu an. Mutluyuz.
Ve bir diğeri, uzaktan bakıyorum. Eleleler. Erkek haliyle havalı, göğsü kabarmış. İleriye bakıyor, önünde ayakkabısının ucuyla yurvarladığı küçük taşlar... Tökezler kesin diye geriye yaslanıyorum, elini tuttuğu kızın ta aşağılara uzanan saçlarına bakarak. O önüne bakıyor, rüzgar saçlarını savuruyor, yaşadığımız sanki aynı göğün altı değil, farklı dünya, ortada difüzyona izin veren bant... Hisler geçiyor, sesler takılıyor. Bir tür polarizasyon, bir manyetik akım. Mutlular, ben değil.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder