Mayıs 31, 2010

Ormanda koşarken bugün, beynimde dönen düşüncelerin içinden senle ilgili olanlarını bastırınca bir kaç dakika beynimi kaybettiğimi hissettim. Altında ezildim resmen omzumdaki yüklerin. Her birini teker teker düzenlice yerleştirmiştim ancak ıslandıkça ağırlaşacaklarını akıl edememişim görünen o ki.. Yaşlar aktıkça gözlerimden daha da çöküyor dizlerim sanki. Düşmeyeceğim ama. Söz de vermeyim hadi.

Hayal ediyorum. Kapıyı çaldım. İçeri girdim, bir kaç dakika sonra elimde bir kağıtla çıktım. Mutluyum. Nefes alıyorum, kuşkularım tamamen yok olmamış, ancak omuzlarım artık daha sağlam yükleri taşımak için. Elim telefona gidiyor, zihnimdeki numara saliselik süre zarfında parmaklarımda ve ekranda. Sonra geri tuşa basıyorum ve telefonu çıkardığımın aksine arka cebime sokuyorum.

Hayal ediyorum. Kapı duvar. Ben duvar. Elimde telefon, tuş kilidini açıp ani bir kararla kapatıyorum ve yerine sokuyorum.

Hayal ediyorum. Kapıyı çaldım, içerdeyim. Az sonra duvarlar üzerime geliyor, sol taraftaki dolabın içinden kitaplar fırlayıp kaşımı gözümü yarıyor. Üzerime gelen cümleler kitapların aksine diğer taraftan çarpıyor. Küçülüyorum. Gözlerim hem sinirden, hem üzüntüden dolu. Çıkıyorum dışarı. Telefonum aklıma bile gelmiyor.

Hiç yorum yok: