Mart 07, 2010

Derken, adam attı parayı havaya. Sonra bir çınlama geldi, bir takırtı... Yerde duran defter, kağıt ve kalemlerin ortasına düşüp kalemleri yuvarlayarak metal kapıya çarptı para, kalemler yatağın altına karanlığa yuvarlanırken para kendi ekseninde iki üç yalpaladıktan sonra dalgalanma efektiyle bıraktı kendini yere sırt üstü. Oturduğu dönen sandalyesinden doksan derece dönerek kalktı, dolabını açtı ve ona çok yakışan gömleğiyle bej kazağını bir çırpıda geçiriverdi üstüne. Düşünmüyordu fazla, para yazı gelmişti ve dışarı çıkıyordu. Plan yoktu, amaç yoktu. Gidip içip gelecekti.

Sonra yan odadakiler kapı sesi duydu; açılan, sertçe kapanan ve hışımla kilitlenen. O sırada yanaktan düşen damla tam kapının önünde küçük, küçücük bir iz bırakmıştı. Bunlardan habersiz dış kapıya yöneldi adam, sonra karanlığa karışıp uzaklaştı.

Hiç yorum yok: