Aralık 18, 2009

Kocaman camları olan mutfaktaydım, Estelle yiyecek bir şeyler hazırlarken ben de kendi kendime dolanıyordum ayak altında. Birden kar yağmaya başladı, gayet iri taneler düşmeye başladı gökyüzünden, sonra hızlandı. Bembeyaz oldu etraf çok geçmeden. Balkona çıktım, dondurucu soğukta dayanabildiğim kadar durdum. Demir gibi soğuk hava kanıma karışırken içeri girdim ve camın yanındaki kolduğa oturdum. Fonda hiç duymadığım ama beni çok etkileyen bir şarkı vardı. Kar tanelerinin yere düşüşünü takip etmeye çalışırken hemen diğer yanımdaki pencerede bir hareketlilik gördüm. Perde aralandı önce, sonra bir kız yaklaştı cama. Sıkıntılı olduğu çok belliydi, derin bir of çekti ve dirseklerini camdaki çıkıntıya dayayıp başını iki avucunun içine aldı. O da benim gibi seyretmeye başladı kar tanelerini. Aramızdaki fark o çok üzgündü ben çok dalgın.. Aslında belki o da dalgındı, belki ben de öyle onun gibi üzgün görünüyordum. Bilemiyorum. Sonra bir şey oldu, Estelle bir şey sordu, tekrar arkamı döndüğümde orda değildi ve sanki orda yıllardır kimse yaşamıyormuş gibi kapalıydı perdeler. Garip...

1 yorum:

miso dedi ki...

Belki o da üzgündü gerçekten... Belki sen de üzgündün... Belki özledin artık çok, pek çok...

marruu