Mutlu hissettiğin apaçık, ama içindeki endişeyi de saklayamazsın. Zaman aniden geçmiştir ve endişelerinden biri, tam karşında bir şeyler kurcalayan adamın tam yanına oturtmuştur seni. Ne yapacağını bilmez halde adamın yaptıklarını izlemeye koyulursun. Omzundaki apoletler göz alıcı olduğundan dikkatin dağılır ama işin ciddiyetine vardığında silkelenip sen de bir kaç düğme kurcalarsın. Kurcalarsın çünkü yapacağın pek bir şey yoktur o anda.
Bir diğer endişen geldiğindeyse gözünün önüne, soğuk dolar içine. Terasa gelen güneş ışınları ısınmana değil, sadece ortamı aydınlatmaya yeterlidir. Merak içinde sıradakinin hangisi olduğuna bakarsın. Bulamadığında tek çözüm vardır, arkanı dönüp çıkmak ve sadece beklemek.
Yalnızım yine. Rahatım evet. Ama benden bir şeyler geri döndü bile. Buna alışmalı mıyım, kendimi hiç alıştırmamalı mıyım bilemiyorum. Bir çaba içindeyim belki ama henüz ne yapmam gerektiğine, o hayaldeki koltukta oturduğumda, kendimi terastan izlerken olduğum yerdeki kadar rahat hissedip hissedemeyeceğime karar verebilmiş değilim ve biliyorum bu benim için yeni bir şey değil ne yazıkki.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder