Mart 30, 2009

Can ister ya da istemez, kendi kafasına göre takılır o an. Mantık ondan farksız değildir. Bazen aynı bazen ayrı hareket ederler, aman yanlış anlaşılmasın, uyum ve birliktelik yoktur aralarında, sadece denk gelme vardır. Hayatta karşılaştıklarımızın kaynağı olan "denk gelme".

Neyin ne zaman denk geleceği ya da teğet geçeceği belli olmaz. Hayallerin eğer şanslıysan gerekleşebilir, bu sırada can ve mantık azcık saf dışındadır. O an ne canının ne istediği, ne de doğru olduğunu düşündüğün şey gelir aklına, bir sonraki adım doğuştan gelen güdü gibi zaten yerini almaya hazırdır ve gülüyorsundur. İşte bunlar beni direkt yaşadıklarım değil, gözlemlediklerim olabilir anca, uzun bir süredir. Hayatımdaki tüm güzellikleri silip sadece karaltılara bakıyormuş gibiyim. Evet. Karanlık. Ben ve o ya da onlar. Onu tanımlamak sürekli karşımda olmasına rağmen zor benim için. Aklıma gelenleri karadelik edasıyla yutuveriyor ama ben boş teneke gibi duruyorum. İşine yaradıklarını alıp posalarını atıyor sanırım. Sanrılar cümle içinde çok geçmeye başladığında kişi kendinden emin olmadığını günyüzüne vurmuş olur. Vurdum işte hem dibe hem oraya hem burya hem de kıyıya. Elbet bu da geçecek. Arkadan bir ses duyacağım sonra, "sıra bunda". Sonra pasaklı, pilili ve pembe ama masa örtüsü kumaşından bir elbisesi olan hafif tombulca teyze "şimdi bunu al" diyecek ve koyacak önüme, raflar teker teker boşalacak ve daha arkalara baktığımda aslında rafların sonsuzmuşcasına dizildiğini göreceğim. Bu beni kahreden sahneler geçer mi ya da integrali ıraksak mı olmaya devam eder bilinmez ama dertlerim ve hayallerim paralel olsalar da uzayda bir düzlemde kesişiyor kabul edildiği için belki içimde küçük bir ışık yanabilir, küçük bir gaz lambası, ömrü çok az , gaz bitti mi ışık bitmiştir artık.

Mimik ve hatlar beni dışardan ben olarak gösteren kısımlar canlı vücudumda. Ama suratımda bir ittifak kurulmuş ve yerçekimine destekçi hareket başlatmışlar. Suratım yere çekmekten betona değecekmiş gibi duruyor. İçim boşuna aldığım hava için parçalanıyor sanırım. Gereksiz ve çaresiz. Zamanı bam diye bir saat ileri aldığımda acıyan içim, kafamdan gelen sesler ile geçen aylarda da haybeden havadan kazandığım saat için üzülmemiş olduğumu hatırlayıp su serpilmiş etkisi uyandırıyor, ama başarısız ve saçma.

Hayatın göstereceklerini bekliyorum, çok inleyip sızlayacak değilim, insanoğluyum elbette bunu da unutacağım ve güleceğim. Özlem ve merakla beklesem de içim acıyor, merhem sürüyorum...

1 yorum:

nothing out of the ordinary dedi ki...

kelimeler kifayetsiz....