Bir kafes... İçeriye bakan var mı yok mu görünmez. Sadece sonsuz başlancgıcı bir kaç belirti bir de ara ara gelen ışık hüzmesi...
Bakarsın alabildiğine, daha doğrusu görebildiğine... Göremezsin değişik bir şey. Kafesin tepesinden dökülür yiyecekler, açarsın ağzını doyabildiğine, kana kana içersin akan suyu... Biri tepeden besler ama yaranamaz. Orası kafes, bu doğal!
Sonra ışık hüzmeleri geri çekilir. Saat gelmiştir. Faaliyetlerini durdurma isteği, üstüne emri gelir. Uymak zorundasındır, kafes kapatıyordur kendini... Ya öyle ya böyle...
Sonra bir anda ıslaklık hissetmeye başlarsın, yavaş yavaş hikayen sona yaklaşır, seviye yükselir ama kafes parmaklıklar ardında cam olduğu için seni yutacaktır. Aniden kurtarıcın gelir, elinde anlamlandıramadığın bir deynek. Sana dokunur ve yaşam ayrı bir güzelleşir. Aklına takılacak şeyler bırakmadan hafızanı temizler ve gider. Yüz şimdi, ne gün ışığı ne başka bir şey, tek derdin kuyruk hareketleri...
Sonra bir anda ıslaklık hissetmeye başlarsın, yavaş yavaş hikayen sona yaklaşır, seviye yükselir ama kafes parmaklıklar ardında cam olduğu için seni yutacaktır. Aniden kurtarıcın gelir, elinde anlamlandıramadığın bir deynek. Sana dokunur ve yaşam ayrı bir güzelleşir. Aklına takılacak şeyler bırakmadan hafızanı temizler ve gider. Yüz şimdi, ne gün ışığı ne başka bir şey, tek derdin kuyruk hareketleri...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder