Bozuluyor insan ister istemez kendini alıştırdığı bir şey istediği gibi gitmeyince. Etrafta sinirleri geren az şey varmış gibi bir de kendim bozuyorum, geriyorum sinirlerimi. Barındırdılarım ve şu an hayatımda olan her şey huzursuzluk çıkarmak için yarışıyorlar gibi. Derslerim, sporum, işim, arkadaşlarım ve olmayanlarım... Canımı hepsi aynı anda sıkıyor, aynı anda geriyor, daraltıyor beni. Köşeye sıkışmış ıslak bir köpekten farksızım. Monologlarım sayesinde bazen kendime gelir gibi oluyorum. Böyle bir ümit, ışık görünüyor ilerden sonra aniden o da katılıyor karanlığa ve karmaşaya. Zaten orada her şeyden yeterince hatta fazlasıyla olduğu için fark da edilmiyor sonradan. Arıyorum o ışığı bulamıyorum sonra boşveriyorum. Sıkıntı insanın kendini anlayamamasından kaynaklanır derdim bir ara, anlamıyorsun kendini bulamıyorsun istediklerine cevap ondan sonra daralıyor için. Kel ve ilacı meselesi işte. Çözemiyorum.
Martta bir yazı yazmışım derste, defterimi karıştırırken gördüm az önce. Çok garip o zamanalar da demişim beni mutlu eden bir haber sadece o anı ilgilendiriyor. Az sonra unutacağım ve gidecek o mutluluk bulutu. Bir güzel haber almışım ki ne olduğunu çok düşündüm ama bulamıyorum hala, sonra azcık bir zaman geçmiş ve ben aklımda olan karamsarlığa dönmüşüm. Yapı meselesi değil mi, ya da körü körüne sıkıntı şahının esiri olmakla alakalı.
Bakalım yarın yeni bir gün daha, ama benim için çok güzel geçeceğe benzemiyor izleyip göreceğim, derinlemesine yaşamak ister miyim bilmiyorum henüz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder