Eylül 22, 2008

Büyürken



Şimdi şöyle, eğer insanları sevip sevmemeye karar vereceksem, elime aldığım papatya yapraklarını teker teker koparıp rüzgara bırakmayı yeğlerim, rüzgar alır istediği yere götürür sevdiklerimi ya da sevmediklerimi. Güzelim çiçek tek yapraklı kaldığında ise sadece benim istediğim kelimenin ağzımdan çıkmasını isterim, "seviyor".

İnsan kendini ne kadar severse insanları da o kadar sever demişler mi yoksa ben mi uyduruyorum. Hayır çürüteceğim bu savı da, o yüzden. Ben kendimi severim üstünüze afiyet, ama gel gör ki insanlara karşı aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Tamam sevdiklerim var elbet içlerinde ama diğerleri... Heryerdeler be azizim! Neyse ama reform hareketleri içerisindeyim, pollyanna kimmiş... Güzel, doğru, iyi, şans, uğur her şey benimle ya da etrafımda olacak. Çünkü isteyeceğim, çünkü inanacağım, çünkü kimyasal etkileşim var. Her şeyde bir etki var, tepki küçümsenemez elbet. Tepkisiz yaşanmaz zaten, o olmadan göçen bir süngerin yukarı çıkmaması gibi irite eden insanlar oluşur, onsuz bastığın her yerde izler kalır sonsuza kadar, fiziksel olanı diyorum, duygusalı esgeçtim, onsuz insan sadece bir araçtır yüzeyde, sadece bir nesne ya da sadece bir hiç. Müziğin kulaklarında bıraktığı etkiye verdiğin tepki yüzünde küçücük de olsa bir mimik hareketiyken bazen, bazen kollarını bacaklarını istemsiz mükemmel hareketler düzeninde bulabilirsin, onu hissedebilirsin, onunla yaşayabilirsin. Hayat seni üzmeyi, o ahengi hissettiği anda keser tahminimce, başıma gelse keşke de direkt söylesem keser diye. Bir gün elbet karşına çıkar eski benliğin. O zaman onla konuşacak bir kaç lafın olur, bir kaç cümlen. Aktarıp rahatlarsın yüzüne vurdukça ve işte o zaman anlarsın büyüyorsun...!

1 yorum:

nothing out of the ordinary dedi ki...

büyümek hakında bir öykü okuyorum tam da şu sıralar...