Temmuz 20, 2008

Burak Ağlıyor...

Varya her şeyden soğuttunuz beni be! Her yaptığımdan süphe duydurdunuz. Sıktınız beni artık be! yeter ya, yeter! Nefret ediyorum artık. Sevmiyorum sizi. Bunu bu kadar açıkça söyletiyorsunuz ya ayıp size, ayıp! Gidin ya etrafımdan. Ben gidemiyorsam siz bırakıp gidin beni, gidin konuşmayın. Bunları diyorsam da ihtiyacım yok demektir. Anlayın ve gidin.

Bu kadar da olmaz ki canım. Bu kadar da insana yüklenilmez ki. Anlasana dalga geçeceğine ya. Anlasana o kadar yanımda durduni dertlerimi üzüntülerimi sıkıntılarımı mutluluğumu paylaştın anlasana be beni. Denizde gözünün dibinde boğuluyorum uzatcağına elini sırtını dönüyosun be! Defolup gittiğimde sakın tek ses çıkartma sakın en ufak tepki gösterme. Şimdi nasıl yaşıyosan öyle devam et.

Tırnağın etten ayrılamayacağını ya da en azından ne kadar acı vereceğini hepimiz biliyoruz değil mi.. Göze aldım her şeyi, mesuliyet bana ait, sana düşen sadece gitmek. Beni yalnız bırak ve git. Ya da peki sen dur olduğun yerde, ben giderim. Aslında bu benim işime daha çok gelir.

İnsanın içi böyle balonun içinceki havayı hüp diye kendi içine çektiğinizde balonun büzüşmesi gibi büzülüyormuş demek ki... Doğada her şeyin bir yansımasını bulabildiğimizi biliyordum, demekki sadece ses olarak algılamamak gerekiyormuş. Ama benim doğada bir yansımam yok, cünkü ben yokum. Artık zaman aktığı, ve beni sıktığı sürece kendi kendime, sadece fotosentezin insana uyarlanmış halini bana yetecek kadar yapıp, bakarım keyfime.. Elleşmeyin bence. Üzülmek istemiyorum. Ben dönerim elbet size, o vakit siz de düşünürsünüz; "e bu bana geri döndü, salak, nerden biliyor ki ben onu bekliyordum".. O zaman alırım ağzımın payını ya da herneyiyse devam ederim yoluma... Ak haydi heybetli zaman.. Ne geliyorsa bu dünyaya senin yüzünden zaten.. Dönyorsun, kendini tekrar ediyorsun sürekli hallaç pamuğu gibi ama ben senin oyuncağın olmayacağım. Oyuncak zaman geçirdiğin ve değer verdiğin şey değil midir? Kölenim, dilediğini yap...

Ve son perde.. Pofff.. Çanaktan dumanlar çıkar ve Burak dumanlar yok olmadan çoktan yok olmaya yüz tutmuş dumanın içinde kaybolmuştur. Kalabalık şaşar ama sonra takmaz. Gün gelince, tekrar seneler döndüğünde belki dumandan kurtulup çanağa girmeyenler yağdırır yağmuru, ıslanır yeryüzü. Hatta haber verir Burak ağlıyor...

2 yorum:

anc dedi ki...

böhöhöö :( hep senin yanında olmak istiyorum ben. herkesi bıraksan bile benden kopma...

Köşenin Delisi dedi ki...

noluyoruz ya :(