Kendime ne kadar da kızsam az kalacak, o yüzden sana kızıyorum. Hatta sana kızmıyorum öfke kusuyorum, hatta o bile az kalıyor aslında. Ne desem çok basit kaçacak senin yaptığının yanında. Ne desem üste çıkacaksın zaten. Nefret etmedim bugüne kadar kimseden içimden gelmedi her ne yapmışsa salla dedim ama kendimi kasıyorum nefret etmeyim diye ilk defa. Nefret etsem bile yarısı boşa gidecek zaten. Yazık olcak ettiğim nefrete bile.
Ne kadar küçükmüşsün. Ne kadar iradesiz ne kadar güçsüzmüşsün. En kötü zamanlarında karşına geçip uzun uzun ne kadar güçlü olduğunu anlattığım o zamanlara acıyorum şimdi. Olmadığın bir şeye seni inandırmaya çalışmışım. Kendimi kandırmışım. Her konuda sadece bunda da değil. Sen aslında yokmuşsun ki hiç, hiç olmamışsın ki. Saçma saçma yazılar yazıp bloguna olup olmadık zamanlarda akıl karıştırmaktan ya da düşünmeye zorlamaktan başka bir şey yapmamışsın. Tamam okumasaydın dersin, haklısın. Okumasaydım keşke hiç birini..
Hem okumasaydım, senin için yazdığım sayfalarca yazı değerini katlayarak devam ederdi varoluşuna, ya da sırf sana benziyor diye baş ucuma astığım pazılıma her zaman, "hadi tepeme düş de beraber uyuyalım" demelerim gün geçtikçe daha da sıklaşırdı belki. Belki sayfalarca taslak halinde bıraktığım, değişik ifadelerle bir geri dönüş çağrısı yapmaya çalıştığım maillerim "taslak" kısmında değil de "gönderilmiş mailler" kısmında olurdu. ya da kolyen hala kutumda duracağına özenle eski haline gelmiş bir şekilde boynunda olurdu. resimlerimiz pirinçten taş ayıklar gibi ayıklanıp özenle bir yerde saklanmaya devam ederdi. çanta hala sırtımda olur, hala zucchero kulaklarımda çınlardı. ya da gezi sayflarında gördüğüm şehirleri senle hatırlardım.
Ama artık bunların hiç birine izin vermeyeceğim. Artık yoksun. Keşke duydukladım sadece şaka olsa, sadece benim de en başında inamamak ister bir şekilde söylediğim gibi gelişeydi.
İnsanları- ki bunlar en yakınımdakiler oluyor- karşıma alarak eskiyi kazanmaya çalışıyordum kendi halimde, o gücü toplamaya çalışıyordum ama fırsat vermedin herzaman ki gibi.
Herzamanki gibi diyorum çünkü en başında da aynısını yaptın bana. Daha iki gün olmadan ayrılalı bilmemne pub'ında çalışmaya başladın. Hatta ayrılma bile dememiştik o zamanlara senin sayende, sadece ara vermiş pozisyondaydık. ya da bunun gibi bir kaç olay. Ha peki dur devam edeyim örneklere.. Mesela tüm bölüm arkadaşların birlikte seçerlerken derslerini sen onunla seçtin. herkes birlikte yemek yerken sen onunla yedin. Bunlar ne zaman oluyor: daha "ara vermiş" dönemde. Titiz davranışların için teşekkürler. En başında ve en sonundakiler için... Ama ben bunların hepsini ne olcak canım diyerek geçtim ve içimde bir çok şey yaşattım. Kendimi kandırdım resmen, alay ettim kendimle, insanların benimle alay etmelerini sağladım belkide ya da kavga etmeyi bile göze aldım. Ama ne için...?
Geçen zaman hatrına konuşur, yok geçen zaman hatrına şunu yapar yok bunu eder lafları çok kandırmaca geliyor artık bana. İyiki kendim gibi davrandığım bir durum olmuş da iyiki böyle geçmiş günler. Elimde olsa da zamanı geri sarsam. Taa en başa, antrenörlük kursuna katılmaya karar verdiğim güne kadar sarsam. Kararımı değiştirsem ve arayı atlayıp yine bugüne gelsem. Arada geçen zamanda bir şey yaşamak istemiyorum zaten. Salasam da olur.
İnşallah ağlıyorsundur, ya da en azından azcık bile olsa gözlerin dolmuştur. İnşallah boğazında bir şeyler düğümlenmiştir, yutkunamıyorsundur bile. O kadar çok istiyorum ki şu an bunu. Kelimeler yetmiyor daha fazla anlatmama. Çok daha fena şeyler söyleyebilirim ben olmaktan çıkıp ki zaten çıktım yeteri kadar.
Son olarak diyeceğim şu ki mümkünse bir daha karşılaşmayalım.Uzaktan görsen beni yolunu değiştir. ya da orada olduğumu bildiğin ya da düşündüğün yerlere gelme. Ve bu da son okuyuşun olsun bu blogu. Senin, yaşadıklarımı ya da hissettiklerimi bilmenin bir lüzumu yok artık. Şifreli hale getirebilirim evet ama insanlara eziyet etmek istemiyorum. Beni geçtim artık, azıcık kendine saygın varsa okuma bir daha.
Mutluluklar dilerim bu arada. laf kaynamadan söyleyim.
Dediklerimi saymazsak diyecek lafım yok, tabi hayat senin hayatın yaşa yaşayabildiğin gibi...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder