Aralık 23, 2007

hani daralınca insanın içi, düğüm düğüm olur ya mide
hani karanlık üstüne üstüne gelir ya ne kadar da karanlığı sevsen de
hani güneş batarken son ışık hüzmelerini görmek için yırtınır ya ayçiçekleri
hani yutkunamazsın ya
etrafa sırıtan bi palyaçonun aslında içinden gümbürtüyle akan gözyaşları olduğunu biliriz ya,ya da en azından düşünürüz bazen
ya da birinci olcakken son anda dengesi bozulup son jump ta düşen patenci gibi
dağa tırmanıp tam zirveye gelmişken ayağı kayan bi dağcı,
dünya rekoru kırcağı sırada burnundan su kaçıp öksürük tutan ve yüzemeyen yüzücü gibi
paraşütü açılmayan paraşütçü
yanan alevlerin içinden atlarken kürkü tutuşan aslan
çatıdan atlayıp aşaadaki kadının üstüne düşen ve aşadakini öldüren kendi kurtulan kadın gibi
kaynayan çay bardağının içinden çıkan çay kaşığının yanagına basılması gibi
ekşimiş yoğurt yiyip artından kasalarca balık yiyen adam gibi
kütüpanede sıra sıra raflar arasında dolanırken koca rafa çarpıyomuş taklidi yapıp hepsini dewiren adam gibi
kışın ortasında havuza gidip sırılsıklam saçlarla dışarı çıkan çocuk
boğa güreşlerinin ortasına kıpkırmızı giyinip atlayan adam
domates festiwaline domateslerin içine taş koyup katılan çocuk
içip içip yolunu bulamayan şarapçı
suratında vizör yokken pakın hızla suratına çarpması gibi
sınaw sonuçlarını öğrenirken kriz geçiren öğrenci gibi
sokakta yürüken sıkışıklıkta yanşlışlıkla omuz yiyip yolun ortasına düşen we ezilen adam gibi
savaşın ortasında kalıp kocaman füzenin tepene düşmesi gibi...



daraldım...

2 yorum:

Köşenin Delisi dedi ki...

gel toprak sana bi sırıtsın, hepsini unutursun :)

baurk... dedi ki...

off cidden yaw.. şu haftayı bi atlatıyım da :))