nası olur kii.. bi insan nası bu kadar cani olabilir.. bu KOSINSKI beni hem kitaplarına bağladı hem de karakterlerinden nefret ettirmeyi başardı.. amacı da bu zaten, bu dünyada olup bitenleri, herkesin bildiklerini ama söylemeye bazen çekindikleri ya da benim gibi söylemeyerek akıllarına getirmek istemedikleri binbir türlü olayı sansürsüz bütün açıklığı ve kirliliğiyle hikayeleştirmek, hem de bütün olaylar hayal ürünü diyerek.. aslında bu olayların gerçek olmaması su götürmez.bi "çocuk"(!)... savaş sırasında bütün insanlar etkilenmiş tabi savaştan kimileri ailerlerinden uzakta çalışmayı göze almış onların açlığını gidermek için, kimileri hasta evlerinden çıkamıyolar ama devlet ne derse onu yapmak zorundalar ellerindeki son imkanları kaybetmemek aç ya da evsiz barksız kalmamak için..
bu "çocuk" ewde otururken yalnız başına bi gün bi telefon geliyo ve babası isteniyo işte notunuzu bana bırakın dediğinde karşıdaki ses herşeyi söylüyo - en erken zamanda başkente gidip "evlerinde kalabilir" belgesini imzalaması isteniyo ( savaştan dolayı boşaltma zorunluluğu olan yerler var tabi, devlet ne derse o!) sonra çocuk bu sesi taklitederek aklınca numaralar çewirip şehirdekileri arıyo ve babası için söylenen şeyleri not aldığı sıra ve üslupla aynen iletiyo karşı tarafa.. karşıdan birsürü yalvarışlar yakarışlar içinde açıyo hemen hemen hepsi, kiminin aylardır beklediği hastane sırasına denk geliyo çocuğun dediği tarih, kimi ewden çıkamıycak kadar yaşlı, kimi oraya gidemeyecek kadar parasız.. ama çocuk diretiyo we gitmezseniz şimdiki ewlerinden de olcakların ve bi daha oturma izni alamıycaklarını sert bi dille diretiyo we onlar yalwardıkça iyice sertleşiyo.. bunla da kalmıyo ertesi sabah ailesi ewden gidince aradığı kişileri tekrar arayıp dediklerine uymuşlarmı die kontrol ediyo ve her seferinde galip geliyo o kadar insanı çiledin taaa dibine soktuğu için mutlu oluyo, eğleniyo..
adam bunu ve buna benzer bi dolu olayı o kadar derin anlatmışki donup kalmamak içten değil okurken ama elimden de bırakamadım.. her olay ayrı bi düşünce aynı zamanda da düşünceszlikle dolu.. boşluk olması adının cidden boşluğa sürüklemesinden geliyo sanırm..
geçenlerde okumaya başladığım we çok kısa sürede yarısına geldiğim diğer kitap "ay sarayı" da beni kendine öyle bi çekti ki ordaki adam sanki ben.. dedikleri ya da yapmak istedikleri kimi zaman aklına gelen fikirler düüşnceler sanki benimkilerle aynı gibi... kendimi kitabın sayfaları arasında dolanırken, o harften diğerine atlarken sanki "alice"in düyarı gibi bi yerlerde dolanırken buluyorum.. insanlar yanımdan geliyo geçiyo onları ne görüyorum ne de sordukları soruları hatırlıyorum ama cevap bile veriyomuşum.. farkında değilim.. merakla dewam ediyorum bakalım.. bu aralar sıkkınlığım artmıştı sinirlerim de gergindi ama güzel günler yakın az kaldı.. kitaplara werdim kendimi mutluyum:) yazmayı da özledim ama yazmaya başlayınca tıkanıyorum herşeyi söleyemiyorum gibi geliyo kalıyorum boşboş.. ama bu kitap özelliklerinden bahsetmesem rahat olmıycaktım, şimdi oldu..:)
görüşerez...
3 yorum:
Canımcım telefonumda aramalarını da görüyorum, bloguna devamlı uğruyorum, ama bir türlü denk gelemedik :) Sen aradığında hep meşgul oluyorum, ya da telefon sessiz de oluyor (dolayısıyla meşgulüm ya da Toprakçık izin vermiş ve uyuyorum demek oluyor :D) Yani kusura bakma nolur diye yazıyorum bu notu da :)
ne demek hocamcım kusura bakmak.. anlıyorum tabi, ben de çok çaldırmak ya da sürekli aramak istemiyorum meşgul olduunuzu ya da toprak paşa ile eilgilendiğinizi düşünerek..:D
tamam o zaman :)
Yorum Gönder