Mayıs 20, 2007


kendi hapisimde yaşıyorum bu aralar.. ne dışarı çıkabiliyorum ne içeri girilmesine izin veriyorum... çok da istemiyorum aslında. belki de bu bile fazladır daha da içime kapanmam gerkiyodur diye düşünüyorum zaman zaman.. herzamanki uzaklara gitme isteğim her zamankinden daha da yoğunlaşıyo ama bu mutsuz olduğum anlamına da gelmiyo gayet mutlu hissediyorum kendimi, sadece karışığım, biraz dersler biraz insanlar etkiliyo beni.. gökyüzüne her baktığımda kendimi kaybediyorum bağıra bağıra ağlamak geliyo içimden isteklerim bitmiyo bitmiycek gibi de ama net de değiller, ne biliyim anlamıyorum ki ben kendimi siz nası anlıycaksınız. saniye saniye düşündüğüm her şey değişiyo.. bişeyler üstünde uzuun süre düşünemiyorum sanki dünyayı ben kurtarcam gibi o konudan o konuya atlıyorum.. beynimin içinde binlerce bölme var hangi birine girceğimi hangi birine zaman ayırcağımı bilmiyorum.. pazar ya bi de bugün.. iyice düşünceler sarıyo etrafımı bayılıyorum bu güne yahu ben.. eğleniyorum kendi kendime. odamda internette bakınıyorum, perdem açık, karşımda alabildiğine dağ, hava gri.. müzik çalıyo.. mutluyum işte.. ama düşünmeden edemiyorum hem "şimdi"yi hem "gelecek"i.. yeteri kadar gerbiliyorum kendimi evet.. yapcağım ya da yapabileceğim şeylerin önünde kendi kendime engelerimi diziyorum sırayla, farkındayım.. o kadar işin arasında hemen araya başka bişiler sıkıştırabliyorum. aslında sıkıştıramıyorum bi tarafla daha az ilgilenip bi tarafın daha dengesiz kalmasına neden oluyorum ve bu hep en önemli olan kısım oluyo.. "önceliklerin çok farklı burak" diyenlerin sayısı çok fazlalaşmaya başladı.. üzülünce "böyle olmasını sen istedin" diyenler gibi.. haklılarda aslında önceliklerim mantık olarak doğru sıralanmış gibi olsa da değişiyo ister istemez çünkü hevesim kırılıyo bazı olaylar karşısında derlserde bişiler yapmak isterken kötü giden ufacık bişi olunca mesela hemen en geriye atıveriyorum farkındayım ya da kız arkadaş konusunda.. en ufak bi düşünce çook uzaklaşmama neden olabiliyo.. sadece kendimi değil beni sevenleri de üzüyorum.. artık içlerinde tutumuyolar onlar da püskürüyolar suratıma.. ama kızmalarına bişey diyemiyorum.. aklınıza gelemiycek ölçüde " ne düşünüyosun bu aralar pek kendinde değilsin" dendi bana.. geçen bi arkadaşım espiriyle karışık "çatının sahibi olan kadın bile senden daha düzgün giyinmişti" dedi mesela.. biliosunuzdur elinde beş metre sigarasıyla dolanan kadın çatının sahibi.. yırtık pırtık salaş saçma sapan giyinmişim eşofmanlarla bezgin bi şekilde ama içimden öyle kotlar gömlekler güyünmek gelmiyodu son bi haftadır falan.. elimde olsa ya gelmiycem ya da çıplak gelcektim zaten.. istemiyorum artık bazı şeyleri ama ne istemediğimi de kestiremiyorum ya da tam olarak ne istediğimi.. ööle işte.. insanlar değişik velhasıl ama bu aralar ben ayrı bi değişiğim.. mutlu ama karışık baurk..




bi uçağın pervanesinden akan yağ damlacığı olmak geliyo içimden... ya da gökyüzünde ordan oraya savrulan uçan balonlardan- sonunda basınçla patlayacağı kesin olanlardan... ya da ucu bucağı görünmeyen denizin dibinde yürüyen minarelerin dışkısı.. belki de eiffel kulesinden aşağıdaki insanlara gıcıklık olsun die tüküren yaramaz çocukların tükürüklerindeki amilaz.. yok yok pizza kulesinin dibinde acaba bu kule yamuk mu yoksa başım mı dönüyo die düşünen karınca olmalıyım.. o zamn daha çok mutlu hissedeceğim kesin.. ama şu bi gerçek ki mutluyum ben baya- şaka, yalan, düzmece deil.. öyle..

1 yorum:

Köşenin Delisi dedi ki...

Ne güzel yazmışsın,çok keyif aldım okurken...
Belki de bu bunalma/kaçıp gitmek isteme dönemlerini belli bir alana yöneltmelisin...yazmak gibi,müzik gibi, resim gibi...bilemiyorum...

Salaşlık iyidir, çok severim ben. Rahat eder insan, orasını burasını düzeltip çekiştirmek zorunda kalmaz.

İyidir salaşlık:)